Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
3624
 

Ergenekon CHP'nin kapısına kadar dayandı: Baykal'ın etekleri tutuştu!

Ergenekon CHP'nin kapısına kadar dayandı: Baykal'ın etekleri tutuştu!
 

Hani politikacıların sloganlaşmış bir sözleri vardır: Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır...

Bizim için de, yazdıklarımız yazacaklarımızın teminatı olmalıdır.

Yazdıklarımız suya yazılmış yazılar gibi mürekkebi kurumadan geçerliliğini kaybetmiyor, geleceğe ışık tutuyorsa, gelecekte yaşananlar öngörülerimizi doğruluyorsa ve geçmişte yazdığımız yazılar gelecekte de doğru bir kaynak olarak gösteriliyorsa, bizler o ölçüde güvenilir yazarız, demektir.

Kendimden örnek vermek istiyorum; 27.4.2009 tarihinde "Darbelerin anatomisine göre, darbelerin "iş kazası" Ergenekon'da son dalga kime!!!" başlıklı bir yazı yazmışım... Bu yazımda:

"Peşinen belirtmek gerekir ki, siyasetin içinde yer almadığı bir darbe organizasyonu düşünülemez. Bu, eşyanın tabiatına aykırıdır. Çünkü hareketin kendisi siyasidir.

Maalesef meşru zeminde iktidar olmayı başaramayan bazı muhalefet partilerinin bu beleş iktidar davetine balıklama icabet ettikleri tarihi bir gerçektir.

e-muhtırada marjinal bir partinin desteği açıktır. Anamuhalefet liderinin de pek üzülmediği kameralara yansımıştır. Baykal, AKP, etkin medya ve etkin STK'lar gibi demokrasiden yana tavır koyup tepki gösterecek yerde, "ikaz etmiştim, dinlemediler" diyerek iktidarı suçlamış ve bir bakıma muhtıranın haklılığını onaylamıştır...

Ergenekon soruşturmasından sonra da Baykal, kendini Ergenekon'un avukatı ilan ederek, Ergenekoncuları ateşli bir şekilde savunmaktadır. O kadar ki, somut delillere ulaşıldıkça, toprak altında insanı ürküten korkunç cephaneler bulundukça şaşırtıcı bir şekilde Baykal'ın kızgınlığı daha da artmaktadır. Başlangıçta "üç beş silahla, emekli iki generalle darbe mi olur?" diyordu ama olayın boyutu tahminlerin de ötesine geçtiği halde Baykal savunmaya, davayı yürüten Erdoğan'mış gibi Erdoğan'a saldırmaya devam etmekte ve hatta ona küsmektedir..." demişim. Ve:

"Ama sadece bu konuşmalara bakarak anamuhalefetin iddia edilen darbe organizasyonu içerisinde yer aldığını söylemek hukuken imkansızdır. Bu konuda fiili eylemlere yani maddi unsura da ihtiyaç vardır. Darbe organizasyonu sürecinde partinin yetkili kişilerinin Ergenekon sanıklarıyla darbe konusundaki ortak çalışmaları ve eylemleri somut bir şekilde ortaya çıkarılmalıdır.

...Parlamento dışı marjinal bazı siyasiler de sorgulanmaktadırlar ama darbelerin siyaset unsuru için bu yeterli değildir. Ergenekon'un siyaset ayağı hala eksiktir...

Eğer dalgalar devam edecekse son dalganın siyasilere olacağı kuvvetle muhtemeldir. Şimdiye kadar "şok" anonslarıyla duyurulan dalgaları gölgede bırakacak, gerçek şok da o zaman yaşanacaktır. Tabii ki bazıları için gözaltılar olamayacak, dokunulmazlık gündeme gelecektir." diye de eklemişim.

Şüphelerimi ve öngörülerimi doğrulayan somut deller, ucundan da olsa, gözükmeye, belgeler ve tanıklar ortaya çıkmaya başladı.

Baykal'ın yüz ifadeleri ve aşırı tedirginliği, eminim ki sizin de dikkatınızı çekmiştir. Kendisi de bir avukat olan Baykal, bazıları gibi hala belgeyle uğraşarak, ıslak belge de sahte olabilir, demiyor. Doğrudan ihbar mektubunu gönderen subayla uğraşıyor. Kendilerini de olayın içine katan esas problemin oradan geleceğini çok iyi biliyor!

Subayın mektup eklerinde Cunta tarafından "Bilgi Destek Çalışması" adını taşıyan ve 2007'de Yaşar Büyükanıt döneminde hazırlanmış olan bir rapor bulunmaktadır. Bu raporla ilgili "2007 Eylül ayında dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Org. Ergin Saygun'un emri gereği, üniversitelerden bir kısım akademisyen ve CHP yönetiminden bazı politikacıların desteği ile dönemin Genelkurmay Harekat Başkanı Korg. H. Nüsret Taşdeler himayesinde Dursun Çiçek, Sedat Özüer, İlker Ziya Göktaş ve Fuat Selvi tarafından kamuoyunu yönlendirme maksatlı olarak hazırlanan çok sayıda belgeden biri" denmektedir.

Bu raporun "Yeni Dönemde Silahlı Kuvvetleri" alt başlığında:

"7) Bir diğer önemli konu da TSK tarafından izlenecek politikanın, başta Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) olmak üzere siyasi bir partinin politikaları ile çakışmaması, bir diğer deyişle TSK üzerinden ve arkasına sığınarak muhalefet veya politika yapılmasına imkan verilmemesidir" diye yazmaktadır.

Parlamento içinde ve dışında bir sürü partilerimiz var, onların adları yok da neden CHP'nin adı var. Yeni dönemde imkan verilmemelidir, derken eski dönemde CHP'nin TSK'nın arkasına sığınmasına imkan verildiği anlamı çıkmıyor mu?

Baykal, TSK'nın kurumsal kimliğini ve komuta kademesini siper ederek kendisini savunmaya çalışıyor ve "Bizimkinin (CHP ile ilgili iddianın HBÖ) doğru olmadığını en iyi bilme noktasında olan benim. Benim ve arkadaşlarımın demokrasi dışındaki bir arayışta yeri olamaz" diyor.

Sayın baykal, belgenin de ötesinde, imza ıslak mı, kuru mu, diye tartışmaların olduğu bir ortamda kendiniz ve partinizle ilgili soyut bir beyanınızın ne değeri olabilir? Daha 4.5 ay önce "imza ıslak çıkarsa Başbuğ istifa etmelidir" demiştiniz, şimdi bu sözünüzü unutmakla kalmadınız, albay 4.5 ayda generalliğe terfi etmiş, diyorsunuz! Ayrıca yapılan kamuoyu araştırmalarında güvenilir lider oylmasında sadece % 4 oy alabilen bir liderin bu sözlerine insanların inanabilmeleri için geçerli bir neden var mıdır?

Ve yine CHP'nin geçmişine baktığımızda; İsmet İnönü'nün genelbaşkanlığında CHP'nin 27 Mayıs ve 12 Mart'taki (Bülent Ecevit tepki göstererek Genelsekreterlikten istifa etmişti) ve yine çok taze sizin genelbaşkanlığınızda 27 Nisan 2007'de e-muhtıradaki eylemleri ve politikaları, bugün ortaya atılan iddialarla hiç de çelişmemekte ve kuşkuları haklı çıkarmaktadır.

Subayın gönderdiği belgelerin ve iddialarının hukuken ne kadar bağlayıcı olacağını bilemiyoruz. Ama hiç kimse bu günden sonra yeni tanıkların ve yeni belgelerin de ortaya çıkmayacağını garanti edemez...

Baykal'ın eteklerinin tutuşmasından, Ergenekon'un CHP'nin kapısına kadar dayandığı anlaşılmaktadır...

*Darbelerin anatomisine göre, darbelerin "işkazası" Ergenekon'da son dalga kime!!!

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=176188

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yorumunuzda Baykalı mı istiyorsunuz diye bir ifade var. Ben Cumhuriyet Demokrasi ve rejim nedeniyle CHP ye oy veren bir kişi olarak Baykalı hiç tutmam. Ayrıca Baykal bıraktğında en az % 5 oy artışı olacağını da biliyorum. Ancak yinede yukarıda söylediğim endişeler nedeniyle her geçen gün şeriat düzenine gittiğimizi ve mecburen Baykala oy verdiğimi belirtirim. Ayrıca Can Dündarın ne olduğunuda yakından gördük.

ersan senol 
 09.11.2009 13:35
Cevap :
Nihayet ortak bir noktada buluştuk. Ben de başından beri onu savunuyorum. Güçlü bir iktidarın karşısında güçlü ve güvenilir bir muhalefetin olması gerekir; ki iktidar güvenini kaybettiğinde gönül rahatlığıyla anamuhalefete yönelelim diye. Baykal'ın sayesinde böyle bir şansımız yok. Ve demokrasimiz topal! "Baykal'a rağmen" oy vermekle güçlü anamuhalefet olamaz. Baykal da kendine bağlı delegelerle partiyi ele geçirmiş ve başarısızlıklara rağmen değiştirilmesi imkansız gibi. Şimdi Baykal kendine mi hizmet ediyor yoksa ulusa mı? Laiklik gidecek, şeriat gelecek sözleri de uygulanmakta olan psikolojik hareketin bir parçası. Bu şekilde insanlara korku aşılanıyor ve iktidarın düşürüleceği varsayılıyor. Bu da Baykal'a hizmet ediyor ve onun yerini sağlamlaştırıyor. Güvenilir bir liderle demokratik yolla iktidara gelmek neden düşünülmüyor? Her şey bu sorunun cevabında gizli. Dündar da kendi görüşlerini değil, İnönü'nün söylediklerini aktarmış. Saygılar...  11.11.2009 0:02
 

gerçekten çok doğru tespitlerde bulunulmuş. bazı arkadaşlar akp yanlısı bir yazı diyor. bunlar önce kendilerini sorgulamalılar. onlara göre akp ağzıyla kuş tutsada yanlıştır. onlara göre yazılan her siyasi yazının chp ve baykal yanlısı olması gerek. yazık yazık... sizin kafayla bu ülke daha çoook gerilerde kalır.

mehmet palandöken 
 04.11.2009 14:17
Cevap :
Teşekkür ederim, Mehmet Bey. Saygılar...  04.11.2009 15:48
 

Adam kendisine hizmet edenleri her istediğini yapanları takdir ediyor. Ne isterlerse AKP yapıyor. Bende olsam çok iyi derim. Sn, Yazar Ben yorumumda Deniz Feneri, Türbanlıların Cip sevdasından bahsediyorum. Siz sadece Almanya başbakanı ne söylüyor onu yazıyorsunuz. Pes doğrusu

ersan senol 
 04.11.2009 8:18
Cevap :
Komplo teorileriyle ilgileniyorsunuz galiba. Schröder'in söylediklerini beğenmediyseniz Can Dündar'ın bugün yazdıklarını okuyunuz. Erdal İnönü'nün güvenmediği Baykal'ın gelmesini mi istiyorsunuz! Diğer yazılarımı araştırırsanız yolsuzluklar konusunda ne kadar hassas olduğumu görürsünüz. Saygılar...  04.11.2009 22:03
 

Komşularımızla ilişkilerimiz eski iktidarda çok da kötü değildi. Ancak bu iktidar zamanında herkesle kavgalıyız. Türkün Türkden başka dostu yoktur sözü bence çok doğru ancak global dünyada bu görüşü değiştirmeden komşularımızla iyi geçinmeliyiz.Bu gün yolsuzluklar diz boyu. İktidar işine gelmeyeni kuma gömüyor. Deniz Feneri gibi Bugün cip alımında türbanlılar başı çekiyor. Yolsuzluk diz boyu

ersan senol 
 03.11.2009 16:38
Cevap :
İlginç bir tesadüf, bugün bir gazetede okudum; Almanya eski Başbakanı Schröder, Sinpaş'ın düzenlediği "Sürdürülebilir Başarı İçin Liderlik" başlıklı bir konferansta; gerçekleştirdiği reformlarla Erdoğan'ın AB liderlerini şaşırttığını, çok saygı duyulan bir lider olduğunu ve kimsenin böyle bir başarı beklemediğini, söylemiş. Umarım size cevap olur. Saygılar...  03.11.2009 17:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3962
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster