Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
624
 

Ergenekonda Şok

Ergenekonda Şok
 

Ergenekon resmi



Ergenekon davasıyla bağlantılı olarak içten içe yaşanan rahatsızlık, son tutuklama ve aramalardan sonra iyice gün yüzüne çıktı.

Bazı kişiler ve bazı kurumlar ayağa kalktılar ama eskiden olduğu gibi esip gürlemeden tekrar yerlerine oturdular. Yalnızca yavaştan bir rahatsızlık imasında bulundular. Kimisi tutuklamalardan, kimisi de tutuklamaların kurallara uygun olmadığından şikayet ettiler, o kadar. Doğrusunu söylemek gerekirse, memleketi yerinden oynatacakmış havası ile başlayan tsunami dalgası sanki, tam sahile vuracağı sırada sönüverdi.

Hayatı boyunca hesap verme ve yargılanma kaygısı taşımamış, kendini sistemin direği saymış bir kısım zevat bu günlerde, mevcut gidişattan tedirginlik duyuyor. Yüksek sesle haykırmak, posta koymak istiyor ama arkasını eskisi kadar sağlam hissetmiyor. Bu yüzden temkinli davranıyor.

Son zamanlarda ne yürürlükteki yasalarda, ne de kanunları uygulamakla yetkili hakimler arasında yargılamaları etkileyecek biçimde bir değişiklik yapılmadı. Fakat, keser döndü sap döndü, gün geldi hesap döndü' ve bence tarihimizde ilk kez, hukuka güvenenlerle güvenmeyenler yer değiştirdi.

Doğrusu, bu güne kadar yargının pençesini hep ensesinde hissedenlerin suskunluğunu anlayabiliyorum. Çünkü onlar dokunulmazlara dokunulduğunu görmenin şokunu yaşıyorlar. Fakat dün, 'suçunuz yoksa niçin endişeleniyorsunuz? Hukuka güvenmiyor musunuz?' diyenlerin, bugün niçin tedirgin olduklarını anlayamıyorum. Neredeyse içlerindeki sıkıntı yüzlerine yansıyor. Rutin ötesi bir durum gözlenmediği halde, zanlıların rütbesini/makamını bahane ederek, arama ve tutuklama yötemini eleştiriyorlar. Yapılanlar eskisinden çok farklıymış gibi bir hava estiriyorlar.

Tesadüf bu ya, gene bir kanalda büyük hukukçu Süheyl Batum'un konuyla alakalı değerlendirmesini dinledim. Uygulamaları açık bir dille eleştiriyordu. Ona göre Ergenekon tutuklamaları hukuka, insan haklarına, Avrupa standartlarına aykırıydı. Aynı kişi daha önceleri başörtüsü yasağını yukarıda saydıklarına uygun görüyordu. Yani hukukçu bile, bazı insanların haklarını bazılarınınkinden üstün tutuyordu.

Bir de, 'bunca yıl devlete hizmet etmiş, vatanı için canını ortaya koymuş paşalar, YÖK Başkanlığı Makamı'ndan emekli olmuş profösörler nasıl tutuklanır? Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı yapmış bir insanın evi nasıl aranır?' cümleleriyle savunmada bulunan elit cühela takımı var.

Bunlar, zaman ne kadar geçerse geçsin, dünya ne kadar değişirse değişsin, 1950 öncesi psikozunu üzerlerinden atamayanlardır. Yasalar karşısında herkesin eşit muamele görmesini içlerine bir türlü sindiremeyenlerdir.

Halbuki makam ve mevki masumiyetin karinesi değildir. Devlete hizmet etmiş büyük insanların suç işlemeyeceğine dair bir garanti yoktur. Ayrıca, Kenan Evren'in tutuklanmasından memnuniyet duyacakların, Kemal Yavuz söz konusu olunca ters köşeye yatmaları açık bir tarafgiliktir.

İslam inancına göre peygamberler ismet sahibi (yani günahsız) kabul edilir. Fakat ne yazık ki, son peygamber Hz. Muhammed'in gelmesi ile bu kapı kapanmıştır. Yani tutklanan ve tutuklanması gerekenler arasında kesinlikle bir peygamber bulunmamaktadır.

Yalnız buradan yola devam edersek, belki bir mezhepçe kabul gören günahsız (mesela şiilikte Ayetullah) ulemaya ulaşabiliriz. Bu da, makam ve mevki sahibi büyüklerimizin masum olabileceğine dair bir karine teşkil eder. Böylece emekli veya muvazzaf bürokratlarımız suç ve günahlardan azade kılınabilir. Bundan böyle de hiç biri tutuklanıp cezalandırılmaz. Öyle değil mi?

Bu açıklamadan sonra, demokratlığı laftan öteye geçmeyen despot zihniyete şunu söylemek istiyorum. Madem aranızda ismet sahibi büyükler görmeye bu kadar istekliydiniz o zaman, niçin ata mirasınız olan eski rejimi bırakıp bu sistemi seçtiniz?

Yoksa, dinimiz imtiyazlı bir sınıfı reddediyor diye mi? Bir kısım zevatın tutuklamalara itirazı, 'canları pahasına ülkesine hizmet eden insanlara bu yapılır mı?' sözünden öte geçmiyor da... Öyle ya, her türlü hakaret ve aşağılammaların reva görüldüğü Menderes ve arkadaşları bu ülkeye hiç hizmet etmemiştiler.

Bu kabil insanlara yapılanları yıllardır hiç görmeyenler ne hikmetse birden insafa geldiler. Merhamet duyguları depreşti. Yassıada avukatı H. Cindoruk'un halini ise, ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Eminim müvekkili Menderes'i bile Ergenekon tutukluları kadar savunmamıştır. Üstelik adam açıkça darbe iması da yapıyor.

Zanlı kabul edilen insanların hakaret görmesine, gereksiz yere başından tutulup arabaya tıkılmasına sonuna kadar karşıyım. Ama bu düşüncem bazıları için değil, herkes için geçerlidir.

Anlaşılıyor ki bu ülkede her çeşit suç ve günahtan azade dokunulmaz, imtiyazlı bir kesim vardır veya olmalıdır! Çünkü değişmez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez irade bu konudaki ısrarını hala sürdürüyor.

Resim: www.8sutun.com/node/54708

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kadınların örtünmesi çok eski bir gelenek. Bunu Batum da, AİHM ve AYM de biliyor. Üstelik Avrupa'da böyle bir yasak yok. Bu nokta dikkatinizi çekti mi? Verdiğim örnek, adı geçenin insan haklarına nasıl baktığına delildir. Ben kimseye hakaret edilmemeli diyorum, siz ne alakaysa İ.Şahin'i örnek gösteriyorsunuz. Evet bu oay birilerinin rahatını kaçırdı. Susurluk, FP, AKP davalarının (oh!)la, CHP, Ergenekon davalarının (vah!)la takip edildiğini görmeyen mi kaldı? Hesaplarındaki tahrifatı açıkladığı halde hala, AYM'nin CHP hakkında suç duyurusu yapıp yapmadığını bilmiyoruz. Halbuki, Erbakan ve 72 arkadaşının defteri davul zurna eşliğinde dürülmüştü. Ergenekon ölüm, silah, ve bombadır. Elbette bağlantılar araştırılacaktır. "Dokunulmazlıklar kalksın" diyenler, seçimlerde yenemedikleri AKP yi, yargı yoluyla alt etmek isteyenlerdir. Yok hukuksuzlukmuş,, kötü muamele imiş! Bütün bunlar hikaye. Yargı, ilk kez kendine karşı şerbetli olanlara dokunuyor. Bu da endişeleri artırıyor. Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 14.01.2009 13:52
 

Süheyl Batum tutuklamaların insan haklarına, hukuka aykırı olduğunu söylemiş..Siz de " başörtüsü" yasağını örnek vermişsiniz..Ne alak olduğunu anlayamadım..Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne "türban" yasağı ile ilgili kaç kere dava açıldı? Sonuç ne oldu? Sanki AİHM yasağı kaldırın demişte, biz kaldırmamışız gibi ifade etmişsiniz..Benim bildiğim tam tersi durum söz konusu..Kemal Gürüz'ün başı elle bastırılmaya çalışılırken İbrahim Şahin'in elini kolunu sallaya sallaya gözaltına alınmasına ne diyorsunuz? Siz insanların neye itiraz ettiğini anladığınız halde kasıtlı olarak konuyu saptırmaya çalışıyorsunuz..Bence itiraz ne için onu anlayın ilk önce..Yok neymiş herkese eşit davranılıyormuş ve birileri bundan rahatsızlık duyuyormuş..Komik olmayın Allah aşkına..Demokrasiden bahsediyorsanız ilk önce milletvekili dokunulmazlıkları kalkar, doğru düzgün anayasa yapılır..Kanun önünde herkes sözde değil özde eşit olur..İki üç kişi gözaltına alındı diye eşitlik filan olmaz...

yusuf gülseçgin 
 11.01.2009 13:01
 

Sağlıklı düşünen insanlar suç işlediğinde mevcut ceza hükümleri uygulanır. Devlet adına çalışan insanlar görev gereği çeşitli işlerde bulunurlar. Bunlar dayanaklarını mevzuattan aldığı sürece sorun yoktur. Aşırıya kaçanlar hakkında amirleri tarafından işlem yapılır. Tüm maskeli tavırlar ve söylemlerin aksine dünya üzerinde devletler (kabul edin ya da etmeyin) mevcut rejimlerini-çıkarlarını korumak zorunda kaldıklarında baş vurdukları eylem ve yöntemler vardır. Ve.. bu yöntem ve eylemler uygulanırken benzer uluslararası yapılar ile paslaşılıyor. Bu bilgi ve eylem paylaşımı aşamasında yakayı yabancı uluslara kaptırıyorsunuz. Hele bunlar güçlü devletsel yapılar ise içinize gün be gün giriyorlar ve sonunda IRAK oluyorsunuz. Tüm haysiyetiniz yabancıların tozlu postalları altında kalıyor. Eliyle tozlu postalı ülkelerine davet edenler, aydıklarında namuslarının üzerinde düşman eli görmüş oluyorlar. Son Söz: Lütfen biz olup bir olalım. Yabancılardan asla medet ummayalım. Ülkemizde kalalım.

iscang 
 10.01.2009 10:02
Cevap :
Edindiğim malumata göre, bu dünyada rejimini korumak için rejim taraftarlarını öldürüp, sonra da suçu düzen karşıtlarının üzerine atan tek gizli yapı bizde vardır. Bütün gizli oluşumlar öldürür, provakasyon yapar, fesat çıkarır. Eylemi kendi topraklarında bile yapsalar asıl amaç başka ülkeleri zor durumda bırakmaktır. Mesela ikiz kuleler dümeni batıda, müslümanlara ve müslümanlığa olan tepkiyi yükseltmek içindir. Ben, el Kaide'nin CİA'nın taşeronu olduğuna inananlardanım. Burada Bin Ladin'in arap olmasının önemi yoktur. İstihbaratta önemli olan dış mihrakların ülkemiz içinde tezgah kurmasını önlemektir. Yoksa içimizdeki ilerici bilinenleri öldürerek, dindarların ensesinde boza pişirmek, Şırnak'ın üzerine mermi yağdırıp kürtleri PKK'dan soğutmaya çalışmak değildir. Günümüzde istihbaratı olmayan ülke kaybeder. Bu görüşünüz doğrudur. Benim eleştiri konusu yaptığım ise bu değil, yukarıda anlatmaya çalıştığımdır. Saygı ile.  10.01.2009 14:05
 

Değerli Hüseyin Bey, Bu ülkenin gelişememesinin altında yatan en büyük neden; demokrasi ve fikir özgürlüğünün olmamasıdır. Bir gün; "Bu ülkeye kimler ihanet etti, kimler gelişmesine engel oldu?" Diye sorulursa; bunun çok açık cevabı; Kim fikir özgürlüğüne engel olmuşsa,"dır. Biraz düşünebilen bir insan; gelişmenin farklılıklardan kaynaklandığını bilir. Bu nedenle; "Bir yerde bir fikir varsa, (Çok insan olsada) Nihayetinde orada bir kişi vardır. Eğer, orada iki ayrı fikir olsaydı, anlardık ki, orada en azından iki kişi vardır. Bu ülkede hep bir kişinin (tek tip insan) olmasına izin verilmiş, istenmiştir. 21. Asra geldik hala okumuşlarımız! dahi şunu söyleyebiliyorlar; "Nasıl böyle (farklı) düşünür, yazabilirsin?" Bilmiyor ki; Gelişmesinin alfabesi, farklı düşünmektir. Neyse ki, yavaş yavaş çokseslilik başladı. Geldik konuya; Dün millet olarak iple asılanlara ses çıkarmazken, bugün el ile kafaların üstüne basılmasına üzülür hale gelmişiz. Eh bu da iyi bir gelişme. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 10.01.2009 8:52
Cevap :
Fikir özgürlüğü ve gelişme bağlamındaki görüşünüzü aynen paylaşıyorum. İşin garibi, eski yönetime karşı cumhuriyeti savunanların iddası da bu noktada idi. Teokrasi, yeni fikirlere ve gelişmelere manidir, diyorlardı. Bu görüşlerine rağmen kendileri, farklı düşünen ve farklı yazanları bin beter ettiler. Çünkü, ülke insanının kabuğunu kırmasına, gözünün açılmasına yarayacak her şey, onların saltanatına zarar veriyordu. İyimser bakışınızı eski yorumlarınızdan biliyorum. Acaba yavaş yavaş ben de sizin safta yer alsam mı diye düşümeye başladım. Selam va hürmetler...  11.01.2009 14:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 703
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster