- Kategori
- İlişkiler
Erkek hakları mı dediniz?

“Erkek Hakları” başlıklı yazıyı okuyunca yazmak istedim. Aslında önce yorum yazmakla başladım. Ancak söylemek istediklerim yoruma sığacak gibi değildi.
Yazılarını ilgiyle okuduğum bir yazar “doğrumu”. Bu yazısında kadın hakları, hayvan hakları, işçi hakları vs. var da neden erkek hakları yoktur demiş ve erkeklerin kadınlardan daha çok yıprandığından, daha erken öldüklerinden, daha zor işlerde çalıştıklarından, kadın dırdırının erkekler için en büyük ızdırap ve azap olduğundan bahsetmiş. Kadın zulmünden kurtulmak isteyen zavallı erkeklerin sözcüsü olmuş.
Kadınlar çalışır. Kadınlar erkeklerle aynı işyerinde, aynı koşullarda hatta daha iyi performansla çalıştıkları halde sadece kadın oldukları için daha az maaş alır. Kadınlar iş yerinde çalışır. Kadınlar işten çıkar eve gider, evde çalışır. Eve gelir, apar topar yemek derdine girişir. Bütün gün aklında “akşama ne yapsam” sorusu vardır. Yemek yapılır. Sofra kurulur. Yemekler yenir, herkes çekilir. Sofra toplanır, bulaşık yıkanır. Tamam şimdi oturup dinleneyim derken yarına giyilecek kıyafetlerin, evin beyinin ve çocukların ütüsü vardır. Onlar yapılır. Çocukların ödevine yardım edilir. Gece yarısına yatağa girilebilirse iyi. Yatağa girince bitiyor mu? Hayır. Neden? Çünkü erkek yatakta işveli, cilveli, oynak kadın ister.
Kadın bütün gün işyerinde çalışacak, gelecek evde çalışacak. Çocuk yapacak, ana olacak. Tüm bunları yaparken güzel olacak. Bakımlı olacak. İşveli olacak. Yoksa kocası aldatır ve sorumlusu yine kadın olur. Ne derler böyle durumlarda?
“Biraz baksaydın kendine be kızım, işveli olsaydın. Çok saldın kendini sen de evlendikten sonra.”
Aslında eskiden daha kolaymış kadın olmak. Çünkü hayat koşulları bu kadar zor değildi. Şu anda kadın hem çalışmak, hem anne olmak, hem ev kadını olmak hem de kesinlikle bakımlı olmak zorunda. Çünkü kadınların karşısına model olarak her gün her yerde kusursuz görünen, kusurları varsa da törpülenen kadınlar var. Kadınların %99’unda selülit varken selülit sanki iğrenç ve kesinlikle olmaması gereken bir şeymiş gibi gösterilir. Kadınsan yorulamazsın, kadınsan bakımsız kalamazsın, kendini salamazsın. Ama erkeklerin her şeye hakları var. Eve girince ayağını uzatıp yemeğin hazırlanmasını beklersin. Eee bütün gün çalıştın yoruldun tabii. Ya kadın, o çalışmadı mı, yorulmadı mı. Ama o kadın. Onun görevi bu. Yemeğin salçası çok olmuş, ütünün izi düzgün olmamış, giyecek bir şeyi kalmamış. Hepsi kadının görevi.
Kadın ne bekler peki? Kadın ilgi bekler. Ufacık sürprizler bekler. Gülücük, öpücük, güzel bir kelam bekler. Hayatı ortak yaşamak ister. Peki onca şeye rağmen, onca yorulmaya, yıpranmaya, didinmeye rağmen bulamazsa ne olur? İşte o zaman yazarımızın da değindiği “kadın dırdırı” olur. Ve evet kadın dırdırından sığınılabilecek herhangi bir kuruluş yoktur. Olmamalıdır da :) Çünkü kadın dırdır yapıyorsa erkek biraz da kendinde aramalıdır.
Erkek hakkı olmamasının nedeni de bunlardandır işte. Çünkü zaten erkeklerin her şeye hakkı vardır.