​ Erkekler, kalbinizin etrafına kum torbaları diziniz. Asayiş berkemal değildir... / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Erkekler, kalbinizin etrafına kum torbaları diziniz. Asayiş berkemal değildir...

Erkekler, kalbinizin etrafına kum torbaları diziniz. Asayiş berkemal değildir...
 

Taksimde Bir kafede oturuyorum. Yan masada üç kız konuşuyorlar. Ağır küfürlü, yüksek sesli bu muhabbetin bir yerinde “O mu demiş bunu asıl ben onu götürdüm…” şeklinde bir cümle sarf edilince derin düşüncelere dalıverdim. Çevrede böyle birçok kız görüyorum. Kısa süreli ilişki yaşayan ve birlikte olduğu erkeklerle olan ilişkisini “götürmek” fiiliyle tanımlayan. İtiraf etmeliyim ki eskiden erkek arkadaşlarımdan duyduğum da oldukça itici gelen bu kelimeyi kızlardan duymak beni biraz daha fazla dehşete düşürüyor. Hani ne bileyim sanki erkeklerin yozluğuna alışmıştık da kadınlardan gelince bir şok geçirmemize neden oluyor. Peki ne oluyor bize, nasıl bu hale geldik?

Sanırım günümüzde sevgi salt mutlu olmak için elde edilmesi gereken bir araç, malzeme haline getirildiğinden özünden ve bağlamından uzaklaştırıldı. Sevginin araçlaştırılması onun yozlaşması, anlamsızlaşması dahası hiçleşmesiyle sonuçlanıyor. Tüketim kültürü, mutluluk=tüketim formülüne sevgilerimizi dahil edince artık sevginin nesnesi olan kişiler sadece bizim mutluluklarımızı bizim istediğimiz şekillerde emzirdiğince sevgiye değer bulunuyorlar.

Artık totemimiz mutluluk olduğuna göre sevgililerimizin bizi üzdüğü ilk anda onlara tekmeyi basmalı ve kutsal mutluluğumuzu tesis edecek yeni bir sevgilinin kollarına atılmalıyız! Çünkü biz mutlu olmak için varız ve mutlu olmamızı sağlayan diyarlara yönelmemiz de bu nedenle meşrudur! Eski Yunanda Sokrates sonrası okullardan Kyreneliler de öyle demiyor muydu; “Mutluluk hazda…” Haz veren her şey iyidir… Artık insanlar tüketim dininin ‘Kyrene’ mezhebine mensuplar. Tutarlı sevgileri salık veren gelenekler bu nedenle tutarsızdırlar! Çünkü üzüntülerin olduğu bir ilişkinin devam ettirilmesi günümüz mutluluk ideolojisiyle- dini diye de okunabilir- çelişmektedir.

Oysa üzüntüler de hayatın bir parçası ve onlar üzerinden asıl mutluluğu elde etmemizi sağlayacak mekanizmalara da ulaşabiliriz. İlişkilerimizde zaman zaman üzülsek bile bu üzüntülerin ilişkilerimizi daha da sağlam bir hale getirmesini sağlayabiliriz. Ancak aşkı ve sevgiyi nasıl yaşayacağımızı söyleyen küresel egemenler içini boşalttıkları duygularımızın yerine koydukları yapay mutluluk dinleriyle bireyi merkezine alan tüketim psikozunu derinleştirirken, bizleri çok daha büyük bir yabancılaşmanın ve sevgisizliğin uçurumuna atıyorlar. Kimseye üzüldüğünüz ilişkilere devam edin demiyoruz tabiî ki; ama günümüzdeki gibi en küçük üzüntülerin ilişkilerin celladı olabilmesini nasıl kabul edebiliriz?

Artık günümüz, onlarca sevgili değiştirdiği halde alınan her oyuncak bebekten bıkıp hiçbiriyle oynayamaz hale gelen şımarık kız çocuklarına benzeyen kadın ve erkeklerle dolup taştı. O küçük kız çocuğun alınan ilk bebekle arasında duygusal bir ilişki kurup yüreğindeki sevgiyi büyütmesine izin vermedik. Daha fazla bebek sunarak aslında onu kendi ruhundaki sevgiden uzaklaştırdık. Şimdi bu küçük şımarık kızdan çok da farklı olmayan bütün çocuk kadınlarımız toplumsal bir çürümenin en büyük katalizör gücü olma yolundalar. Seslerine yerleştirdikleri o küçük kız tonuyla aslında artık bebeğinden bıkmış küçük şımarık kız psikozunu hiç aşamadıklarını haykırır gibiler. Ve o küçük kız çocuğu sesi jarşörlerine yerleştirdikleri yağlı duygu mermilerinden sadece biri...

İnsanlık için belki de en büyük umut kadınlarımızdaki aşkın sevgiyken, artık bu sevginin de yozlaştırılmış, sekse indirgenmiş garip ve ucube bir haliyle karşı karşıyayız. Yüzyıllardır erkeklerin kendilerini bir mülkiyet nesnesi olarak görmelerinden şikâyet eden ve çok da haklı olan kadınlarımız bu durumdan kurtuluşu tıpkı onların davrandığı gibi erkeği nesneleştirerek aşmaya çalışıyor. Artık erkekle olan ilişkisini bir tür “götürme” olarak gören kadınlarımızın tehdidi altındayız. Yapma duyarlılık ve ucuz entelektüel pozlamalarla, şarjörlerine sürdükleri duygularıyla vuracak kalp arayan kadın avcıların çağında yaşıyoruz.

Erkekler kalbinizin etrafına kum torbaları diziniz… Asayiş berkemal değildir…

 
Toplam blog
: 10
: 1085
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

İletişim Egitimi aldım. Üniversiteden sonra ABD de politik bilimler ve kriminoloji dersleri aldığ..