- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ertelenen anlar ve ertelenen kararlar

Ertelenen anlar ve ertelenen kararlar
Eksik kalan duygularımı düşünürken, gözümde tane tane ertelenmiş anlar ve kararlarım canlanıyor. Bu defa sadece an olarak gözümde canlanmıyorlar; keşkelerle, özlemlerle, tebessümlerle yani topluca geliyorlar.
O ertelenmiş anlar ve kararlarımız. Biraz sonra veya yarın dediğimiz, sonrasında özlem dolu bakışlarla anılarımızda aradığımız anlar. Gururumuzdan, sevgimizden, kıskançlığımızdan, sabırsızlığımızdan, umursanmadığımız endişesi veya bir nedenden işte, ertelenmiş anlar, kararlar.
Yaşamımızın bir evresinde yakaladığımız ama ıskaladığımız anlar.
Belki ertelediğin anın hemen sonrasındaki ilk saniyeler geçerken, içindeki volkanlar patlamaya, kasırgalar esmeye başlar ama o an ertelenmiştir işte. Aranırsın, bu defa beklersin hadi hadi dersin yakarışlarla. Sesini duymasını beklersin. Düşünüyorumda;
Dostlarla yapılan yarım kalmış sohbetler ve yaşanmışlıklar,
Sevdiğinin sesini duyduğun ama uzanamadığın anlar,
Çocuğunuzun doğum gününde bir sebepten bulunamayışınız,
Bir günbatımını izlemek veya ormanlık bir alanda yürümek isteyip erteleyişlerimiz,
Uzun zamandır göremediğin bir arkadaşının gelişinin bir toplantıya denk gelmesi ve görüşemeyişiniz,
Veya kapıdan çıkarken çocuğunuzun size sarılarak sizinle gelmek istemesi ancak götüremeyişiniz,
Lapa lapa kar yağarken veya hafif bir yağmur çiselerken çıkıp yürümek isteğinizi, biraz sonraya erteleyişiniz ve o biraz sonraların gelmeyişi.
Seni seviyorum demek için yarını, bir sonraki günü bekleyişlerimiz,
Evet, neleri nelere tercih ediyoruz? O ertelenmiş anları veya kararları hangi anlara tercih ediyoruz acaba? Öyle sızmak isterdim ki o anlara, her çatlaktan içeri girmek isterdim. Geceleri yazılan en hüzünlü şiir yerine mutluluk şiirleri yazmak isterdim. Her sabah gülümsemelerimle “günaydın”, gecelerimde ise bir öpücükle “ iyi geceler” demek isterdim. Öyle bir şansım olsaydı ve o anlara geri dönebilseydim.
Arjantinli yazar, jorge luis borges’ın şiirinde de bahsettiği gibi
Elbette mutlu anlarım oldu
Ama yalnız mutlu anlarım olmasına çalıştım.
Farkında mısınız bilmem; yaşam budur zaten.
Anlar sadece anlar.
Siz de an'ı yaşayın, şimdiyi yakalayın.
Termometresini, bir şişe suyunu,
şemsiyesini ve paraşütünü almadan
dışarı çıkmayan insanlardandım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
Daha hafif seyahat ederdim,
ilk baharda ayakkabılarımı fırlatıp atardım
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım.
Eğer bir şansım daha olsaydı eğer.
Ama şimdi seksen beşimdeyim ve biliyorum ki
ölüyorum…
Böyle kaç anı, kaç kararı kaçırırız hayatta acaba, farkında olarak veya olmayarak ! Sonrasında ise "kader", "kısmet" ekleyerek. Siz ne diyorsunuz ?
Foto: Johan Pettersson