- Kategori
- Blog yazarları tartışıyor!
Eşcinsel de olsa onlar bizim çocuklarımız

Çok hassas ve düşündürücü bir konu. İçimden geçenleri net bir biçimde sayfama aktaracağım.
Oğlum dünyaya geldiğinde beynimde hep bu soru vardı. O dönemlerde bazı sahne sanatçılarının görsel showları(!), caddede yürürken karşılaştığım kadın görünümlü erkekler, erkeğimsi kadınlar beni ürkütüyordu. Toplumun eşcinsellere olan tutumu ise içimi acıtıyordu. Elmadağ’da tanık olduğum bir hadise, beni bu konuyu araştırmaya yönlendirdi. Kulaktan dolma ya da yüzeysel bilgilerle, bu sorularıma cevap bulamayacaktım.
İnsanlık dışı bu olayı paylaşmak istiyorum. Gece saat 12 civarıydı. Elmadağ-Harbiye arasında aracımızla seyrederken, sağ şeritte bir taksi durunca biz de durmak zorunda kaldık. Taksinin içerisinde 4 erkek vardı. Bir kadını kapıyı açıp kaldırımın üzerine attılar. Yerdeki kadın küfür etmeye başlayınca da arkada oturan erkeklerden biri aşağıya inip dövmeye başladı. Başındaki peruk düşene kadar onun güzel bir kadın olduğunu sanıyordum. Ama erkekti. Kan revan içinde kaldı yüzü. Hiç kimse müdahale etmedi. Çünkü o eşcinseldi…
Pencereyi açıp yardıma ihtiyacı olup olmadığını sorduk. Bir an göz göze geldim onunla. Ağlıyordu, boyaları birbirine karışmış, dudağının kenarından kanlar süzülüyordu. Bana hüzün ifadeli palyaçoyu çağrıştırdı. Yüreğinde kopan fırtınalar o an bana geçti sanki. “Hadi kız bas git, ben başımın çaresine bakarım.” dedi. Uzaklaştık…
“Böyle bir durumda benim çocuğum olursa ne yaparım ?” sorusu ilk kez geldi aklıma. Karnıma dokundum usulca ve doğal bir refleksle onu sevdiğimi fark ettim. Peki eşcinsel olursa sevmeyecek miydim? Yine sevecektim. O bize aitti, ona seçme şansı vermeden, kendi kararımızla sahip olmayı düşündüğümüz bir varlıktı, canlıydı ve insandı…
Anne karnında cinsiyeti belli olan bebekler, Genetik bir yatkınlık , Hormonal bir bozukluk yoksa neden sonradan eşcinsel olsunlar ki? Doğduktan sonra ailesinden şiddet görmeyen, ensest ilişkiye yada tecavüze maruz kalmayan 6-12 yaş arasında ki çocuğun cinsel kimliği neden karşı cins yerine hemcinslerine yönelik olsun ki? Bunları yaşayan bir çocuk elbette ki olur. Hadise dönüp dolaşıp ‘anne, baba figürüne’ odaklanmaktadır ne yazık ki. Toplumsal etkileşim bana göre asla ve asla etkili değil cinsel kimliğin oluşmasında. Kabul görmeyen, aşağılanan, itilip kakılan, argo tabirlerle anılan bu insanlar asla rol model teşkil edemez.
Çocuk 6-12 yaş arası kendinde ki farklılıkların farkındalığına varıyor. Ergenlik döneminde olay netleşiyor. Bunu ailelerin de fark etmemesi mümkün değil. Ergen, bu farklı kimliğini tolere etmeye çalışıyor, kimlik karşılaştırmaları yapıp ‘ben eşcinsel miyim?’ sorularını sormaya başlıyor kendine. Okul hayatında içine kapanıyor, arkadaşları tarafından izole ediliyor, aile şiddet uyguluyor yada ona ‘pislik’ gibi davranıyor. Oysa ki o suçsuz ! O bizim isteyerek, dileyerek dünya’ya getirdiğimiz evlâdımız. Ona yardımcı olup, ona daha çok sevgi ve şefkat göstermemiz gereken bir dönemde ona yüz çevirmek niye? Kızına veya oğluna tecavüz eden bir baba, oğluyla yatan bir anne, akrabaların tecavüzüne uğramış bir çocuğun, bu durumunun failleri kendinden kaçıyor olabilir mi acaba? Defalarca tecavüze uğramış, babası annesini sürekli döverken gören bir kız çocuk, canını acıtmayacak, ona sevgi ve duygusallığı ancak hemcinsinin verebileceğine inandığı için lezbiyen olmuş olamaz mı?
Çocuklarımız aile içerisinde sır küpüdür. Onlar çocuk anlamaz diyerek herkes dilediği gibi davranır. Oysa ki onlar küçücük beyinlerinde yaşadıklarını, gördüklerini tam algılayamadıkları için , ileri yaşlarda ki ilişkilerini de o şablon üzerine inşa ederler. Oğlunu kız çocuk gibi yetiştiren, “Ben seni kız doğacaksın diye çok istemiştim.” diyerek ona kendini suçlu hissettiren, döven bir anne, eşcinsel kimliğin yada ileri yaşlarda ki mutsuz bir cinsel hayatın tam odağındadır!
Diğer bir cepheden baktığımızda, erkek çocuğu olmadığı için kızına erkek çocuk oyuncakları alıp, erkek gibi yetiştiren, “Oğlum yok ama kızımın da erkek evlattan kalır yanı yok” diyerek çocuğa ”Keşke erkek olsaydım babam beni daha çok severdi.” dedirten bu davranış ve söylemler de o derece etkili bana göre.
Çocuğum eşcinsel olsaydı da o benim çocuğumdu. 9 ay karnımda taşıdığım, kalp atışlarını ilk duyduğum gün bu mucize karşısında gözyaşlarımı tutamadığım, ilk kucağıma aldığımda kokusunu içime çektiğim süt kokulu çocuğumdu. Değişense zamandı. Sevgi zamana endeksli değildir.
Eşcinsel çocuklarımızdan utanmak yerine, tıbbi ve psikolojik destek beraberinde onlara bu yeni ve farklı kimliklerine alışmalarında yardımcı olalım. İlişkilerinde gizlilik, kalite ve seviyeyi korumalarını sağlayalım. Bunları yapmazsak ne olur? Kendilerini hem aşağılayıp hem de ücret pazarlığı yapan erkeklere ya yem yada kendi tercihleri olmayan bu farklılıktan ötürü toplumun kanayan yarası olmaya devam ederler.
Nurcan Çelik Yalun
3.Kasım.2010