​ Eski bir fotoğraf kadar yakın, bir cinayet fotoğrafı kadar uzak / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '07

 
Kategori
Haber
 

Eski bir fotoğraf kadar yakın, bir cinayet fotoğrafı kadar uzak

Eski bir fotoğraf kadar yakın, bir cinayet fotoğrafı kadar uzak
 

Siyah beyaz bir fotoğraf var elimde; Tapu arşivinden edinilmiş. 1930'lu yıllarda toprak reformu yapılırken, Kars'ta çekilmiş. Taş duvara bir halı asılmış, birkaç yıl önce Kafkaslardaki yurdundan ayrılmak zorunda kalmış yaşlı bir göçmen ile 3 oğlu, gelinleri ve torunları bu halının önünde poz vermiş. Bu satırları yazdığım sırada, bu göçmen ailenin geldiği köyler Gürcistan sınırları içinde. Fotoğraftaki üç kuşağın en sonuncusu olan küçüklerden bazıları yaşıyor... İlk ve ikinci kuşak geride "anayurt" hikayelerini bırakarak ikinci göçünü de yaşamış.

Fotoğraftaki kıyafetler, belki de gelinen topraklardan getirilmiş. Çocukların şapkaları, kadınların başörtüleri, erkeklerin yakaları son düğmesine kadar bağlı gömlekleri, aynı döneme ait Rus, Gürcü, Ermeni fotoğraflarında da var. Üstelik, benzeyen sadece kıyafetler değil. Göçmenlerin günlük yaşamlarında kullandığı 1000'e yakın sözcük, çoğunluğu Rusça olmak üzere, Ermenice, Gürcüce ya da Azerice'den gelmiş.

Bir cinayet fotoğrafı var günlerdir gözümüzün önünde; bir çift ayakkabı görünüyor, uçmasın diye üstüne taş konulmuş beyaz bir kağıdın altından... Fotoğraftaki hüzün, ayakkabının altındaki delikten, binalardan sarkan gözü yaşlı kafalardan, her an artan sessiz çığlıktan anlaşılıyor ve eski cinayetlere benziyor. Benzeyen sadece bu hüzün değil; cinayetin önceki cinayetlerde de yaşanmış "aydınlanmayan", "kargaşaya dönüştürülen" yüzü.

Hrant Dink cinayeti ve yakında ABD Kongresi'nde konuşulacak "SOYKIRIM TASARISI" nedeniyle bugünlerde hep Ermenistan'ı ve Ermenileri konuşuyoruz. Konuşurken bizi ne yazık ki gerçekler değil, önyargılarımız yönlendiriyor. Kimse, Ermenistan'ın ve iki ülke halklarının sözünü ettiğim fotoğraftaki kıyafetler, göçmelerin dilindeki sözcükler kadar yakın olduğunu görmek istemiyor. Ölmeden önce unutulmasın diye torununa Türkiye'ye nasıl geldiklerini anlatan yaşlı göçmenin "Bizi Ermeni komşumuz uyardı. Yolumuzu değiştirdik ve bolşeviklerin elinden kurtulduk" sözleri tozlu raflarda asılı kalıyor. Ani Antik Kenti'ni gezerken yanı başınızdan geçen Arpaçay'ın öte yanındaki toprakların Ermenistan olduğuna inanmak zor. Ya da Ermenistan'da yenilen ekmeğe bizdeki gibi Lavaş denilmesine...

Ne yazık ki iki halk arasındaki dostluk anlattığım ilk siyah beyaz fotoğraf kadar yakın, ikinci cinayet fotoğrafı kadar uzak bu topraklara...

 
Toplam blog
: 3
: 772
Kayıt tarihi
: 13.02.07
 
 

Türkiye tuhaf bir ülke; herşeyi istikrarlı olsa gündemi değil... Bu istikrarsız gündemi yakalamaya ç..