Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
926
 

Eski Datça ve Can Yücel

Eski Datça ve Can Yücel
 

Can Yücel


Eski Datça denince pekçokları gibi aklıma ilk gelen Can Yücel olur.

Eski Datça'nın minik kutuları andıran taş evlerinden huzur yayılır kesme taştan daracık sokaklarına. Bu sokakların üstüne göğe uzanan ağaçlar dallarını sarkıtır. Salaş kahveler kadar modern kafelerin, el sanatları atölyesinin, kilim satan küçücük dükkanların bulunduğu sokaklardan geçip Can Yücel Sokağı'na açılırsınız. Ardından şairin evinin kapısına yönelir, kendi sesinden şiirleri kulaklarınıza çalınırken insan boyunda kaktüslere, turunç ağaçlarına bakarsınız toprak zeminli bahçesinde. Şair hala şiirler okur, bu kez kızı Güzel'e:

Sen ki çiçekleri toplamayan 'güzelim'

Çiçekleri sulayan çocuk

Ve ben ki buruk ve kavruk

Bir ihtiyar adamım artık

Ardından kalabalığı izlersiniz duvarından ağlar sarkan beyaza boyalı evin yanındaki kulübeye yönelerek. Kulübe ki duvarları raf, rafları binbir kitap... Türkçe, İngilizce, Fransızca. Almanca da var mıydı? Sonra ahşap masaya serpiştirilmiş çizimler... Sanırım kızına ait şairin.

Tok ses, okumayı sürdürür yaşamı:

Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin...

Kulübenin dar verandasında rahat bir sandalye görür, hayal edersiniz. Buraya oturup sükut-u hayale mi dalardı? Mesela harfleri mi dolardı zihnine şu şiirin:

Kibrit çakıyorsun karanlıkta

badem çiçeklerini görmek için

ve mart denizlerinde tedirgin bir çift

sarnıç gemisi gözlerin

Bir iş açacaksın sen başımıza

yangın mı olur artık, bahar mı?

2. Datça Edebiyat Günleri, ölümünün 11. yıldönümü olan 12 Ağustos'ta Can Yücel'i anarak başladı ve şiirle müzik dinletileri, fotoğraf sergileri ile 14 Ağustos'a kadar sürdü. Usta şairin eşi Güler, kızları Su ve Güzel de geçen seneki gibi oradaydı. En güzel şiirlerinden biri düştü aklıma:

yaşamak düğünse, sen orda gelindin

seni soydum, güler, dünyayı giyindim

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

günüm güzel başladı yazınızı okuyunca , şiir gibi yazı olmuş. tebrikler.

Ahmet Fuat EREN 
 02.09.2010 7:05
Cevap :
Sayın Ahmet Fuat Bey, ben de eskisi gibi sizden değerli bir yorum aldığıma mutlu oldum. Arşivimden önerilerim bölümüne de koyduğum Ya Beni de Götür Ya da Gitme bloguma yazdığınız yorum da benim için umutlandırıcı ve unutulmaz olmuştu. Teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygıyla...  02.09.2010 16:17
 

Datça'dan daha çok eski Datça'yı sevdim. can babanın dediği gibi mekanım Datça olsun isterim.. tam bir huzur yeri eski datça. can babaın evine gittim lakin giremedim.. kapısı sımsıkı kapalıydı.. bol bol resim çektim.. gezdim.. kapısında şöyle yazıyordu" bana bir varmış de, bir varmış bir yokmuş deme.." varken yok olmak en büyük hüzün.. ama giderken ölümsüz olmak herkesin harcı değil. elinize sağlık.. selamlar.

sema öztürk 
 01.09.2010 19:19
Cevap :
Sizin de elinize sağlık bu güzel yorum için... Evine giriş edebiyat günleri'nde de olmuyor. Sadece Can Baba'nın kütüphane ve çalışma odası şeklinde kullandığı kulübe açılıyor... Bir gün yine yolunuz düşerse 12 Ağustos'ta gidin ve kütüphaneyi görün, şairin kendi sesinden şiirler dinleyerek...  02.09.2010 9:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 3207
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster