- Kategori
- Güncel
Eski kurt ve Mustafa Sarıgül...
Son günlerin en güzel tepkilerinden ve gerçekleri “göze” sokma taktiklerinden biri Kamer Genç ve Kralımızın eşi Kraliçemizle (?) polemiğini izlerken nereden geldiyse aklıma, güzel bir fıkra geldi…
Unuttuğumu sandığım bir fıkraydı halbuki…
Belki de Kamer Genç’in “Eski Kurt” olmasından kaynaklanıyordur…
Bu aynı zaman da CHP ne yeniden katılan Mustafa Sarıgül için yakıştırılan cemaatçi Fethullahçı falan filan gibi yakıştırmalar sonrasın hedefin CHP genel başkanlığı olanlara bir göndermedir…
***
Bugün hangi partiye bakarsanız bakın; şimdiye kadar kurulmuş sağda veya solda bilinen partilerin hiç birinde geçmişte başka partilerde görev almış ya da gönül vermiş birileri yok diyemezsiniz…
Daha önceleri ANAP’a şimdilerde ise AKP’ye bakın resmen “devşirme” görünümdeler hemen her anlayışta zihniyette “milletvekili” ve birey barındırmaktalar…
CHP’ye bir “türbanlı” bayan ya da “Fethullahçı” biri katılınca mı kural değişiyor. Ve aniden ortaya aslında hayatı boyunca CHP li olamamış birileri çıkıyor;
Partinin değiştiğini hatta kuşatıldığını söyleyip “oy vermeyeceğini” dostlarına da oy vermemeleri gerektiğini söyleyebiliyor…
İster milletvekili transferleri deyin isterseniz “değişim” deyin isterseniz “milletle kucaklaşma” deyin ne derseniz deyin “halkın partisi” olarak kapılarınızı kimseye kapatamazsınız…
***
Siyasi geçmişimize dikkatle bakarsanız; diğer partilerde olduğu gibi CHP de de sayısız kereler benzeri yaşandığını göreceksiniz. Şayet demokrasinin özgürlüğün ve bireylerin haklarına inanıyorsanız bundan sonra da yaşanacağını görmezden gelemezsiniz…
Bendeniz de Mustafa Sarıgül’ü özellikle Gezi Parkı eylemlerinde takındığı sessizlik ve olur olmaz zamanlarda kendisini dev aynasında görmesinden rahatsızım, ama katıldı diye CHP nin ne düşünce yapısında ne idealinde ideolojisinde asla değişim olmayacağına inanıyorum…
Dünyanın sayılı ve köklü neredeyse yedi partisinden biri olan ve açıkça kurumsallaşan CHP de bir veya birkaç aykırı kişinin bulunması hiçbir şeyi değiştirmez bu böyle biline…
Herkesin görevi; bu ülkeye ve geleceğine sahip çıkıp çıkmamaktır ve bu da zorla olmaz kulaktan dolma ve zorlama dayatmalarla hiç olmaz…
***
Neyse efendim konu ve konularımızı burada kesip fıkramıza dönelim.
Elbette siyasi bir yaklaşımı vardır ama amaç birazcık olsun “gülümsetmektir…”
Neden? Çünkü güne gülümseyerek başlamak bence son derece önemli bir eylem hatta ademoğlu için en güzel spor ve dopingdir…
Buyurun efendim “karpuz peynir ekmek” kıvamındaki fıkramıza…
***
Kümese yeni bir horoz gelmiş…
Gelmiş gelmesine ama şimdiye dek kümesteki tüm tavukların üstünde egemenliğini sürdüren yaşlı horoza oranla, çok daha genç ve güçlüymüş…
Doğal olarak her iki horoz arasında bir rekabet başlamış…
***
Bir ara yaşlı horoz, genç horozun yanına gelmiş ve yumuşak bir sesle:
“Bak değerli dostum ben, demiş; artık iyice yaşlandım.
Seninle başa çıkmaya kalkmak, aklımdan bile geçmiyor. Kümesimiz de yüzün üzerinde tavuk var;
Gel seninle bir antlaşma yapalım ve bana on, on beş tanesini, o kadarı yeter bana…
Genç horoz:
-İmkânsız, demiş; sana bir tane bile tavuk bırakmam; sen “ahı” gitmiş “vah’ı” kalmış ihtiyar bir horozsun;
Hadi oradan hadi, git işine, çekil başımdan; yıkıl…
Yaşlı horoz:
“Dinle bak, demiş; çok haklısın ama son bir şans ver bana…
Genç Horoz:
-Nedir o ne istiyorsun?
Şuradaki samanlığa kadar koşarak yarışalım seninle. Sadece bana 1 metre avantaj tanı, senden 1 metre önde başlayayım yarışa…
Genç horoz, kendinden emin tabi; “Peki, peki tamam, anlaştık sana bir metre averaj vereceğim öyle yarışacağız,” demiş…
Ve yaşlı horoz bir metre önde başlamış yarış; yaşlı horoz başlamış koşmaya, genç horoz da peşinden.
Derken bir çifte patlamış ve genç horoz kanlar içinde kapanmış yere…
Çiftlik sahibi, çiftesini yanına indirirken;
Allah kahretsin, bu nasıl iş anlamadım gitti diyormuş. Son iki hafta içinde aldığım onuncu horoz bu…
Hepsi de kulampara çıktı; tavuklarla ilgileneceklerine, hemen horoz peşinde koşmaya başladılar, devir mi değişti yoksa biz mi?
***
Bu arada Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterilen Fatma Şahin boyundan büyük laf etmiş ve demiş ki; “sizlerin Gazianteplilerin sayesinde bu bölgenin ilk kadın mühendisiydim ilk kadın bakanı oldum şimdi de ilk Büyükşehir belediye Başkanı…”
Henüz ortada fol yok yumurta yokken; peşinen başkan olacağından emin hanımefendi…
Tarih bilmemek hadi neyse ama cehaletin de böylesi ise çok acı…
Bir kere bölgemizin ilk kadın bakanı olması mümkün değil, çünkü hanımefendi bu bölgede Özal’a erkek vekillerin kafa tutamadığı dönemde kafa tutan Bakan Sayın İmren Aykut’u unutmuş…
Başbakana kafa tutmasının mümkün olmadığını biliyoruz ama keşke İmren Aykut kadar dik durabilseler.
İyi tatiller…
Erdoğan ÖZGENÇ