- Kategori
- Halkla İlişkiler
Eski sevdalar gerçekten tarihe mi karıştı?

Herkes sevebilir.
Fakat herkes sevginin kıymetini bilemez.
Sevilebilir, layık olamaz.
Layık olur sevenini bulamaz.
Sevenini bulur. Kendini kaybetmiştir.
"Mecnun Leyla’nın köyüne geldiğinde köyün köpeklerinin ayaklarını ve gözlerini öpmeye başlar. Niye böyle yaptığını soranlara; O gözler Leyla’mı gördü, o ayaklar Leyla’mın ayağının bastığı yere değdi. Ondan öperim"
Ayağının değdiği yere köpek değse köpeğin gözlerinden öpülecek ne Leylâ var artık ne de onu öpecek Mecnun. Yok işte. Neden diye sormaya kalkışsanız verilecek cevap hazırdır. O eski sevdalar artık tarihe karıştı. Gerçekten öyle mi? Tarihe karışan sevdalar mı, yoksa sevdi mi adam gibi seven insanlar mı? Acaba hangisi?
Anlatılır.
"Zamanın hükümdarı şu Leyla nasıl bir kız ki uğruna çöllere düşülüyor. Getirin bir göreyim demiş. Leyla’yı hükümdarın huzura getirmişler. Bakmış çıtı pıtı bir kız. Mecnuna dönmüş; Sen bu kız için mi çöllere düştün, bunun için mi aklını kaybettin, yanıp ağladın, diye sormuş.
—Mecnun; Hükümdarım demiş; Sen Leyla’ya kendi gözlerinle bakmışsın. Birde benim gözümle bakabilseydin. Beni o zaman anlardın"
Bu sevdalar tarihe karışmayan zamana meydan okuyan ve zamane insanlarına ders veren sevdalardı.
Doğrudur.
Dereler nehirlerle, nehirler de denizlerle kavuşunca biter. Derler ki aşk ta öyledir. Bugüne kadar yaşayan sevdaların sonu mu? “Onlar ermemiş muradına” diye bitmiş hepside. Sarhoşken sevdalananlar, ayıkınca bırakanlar.
"Bir elinde cımbız bir elinde ayna, umurunda mı dünya" İşte böyle.
Aslında eski sevdalar tarihe karışmamış, bir anlık tutku ile gerçek aşkı birbirine karıştıranlar öyle zannediyor.
Kim bilir belki de tarihe karışanlar sevmeyi bilmeyenlerdir. Sevgiyi ayağa düşürenlerdir. Aşkı olmadık yerlerde arayanlardır.
Sahi siz Leyla gibi sevilmeyi, Mecnun gibi sevebilmeyi hayal ettiniz mi hiç?
Öyle sevilmeyi ya da sevebilmeyi istemez miydiniz? Elbette isterdiniz.
Fakat
Sevdiklerinizi başkalarının gözüyle görmeye devam ettikçe "aşkı" asla tanımlayamayacaksınız demektir.
Bu tanımsızlık içinde insanlara sitem edecek yerde sevdalara çatarak "Eski sevdalar tarihe karıştı" diyebiliyorsak bu sevdalara haksızlık anlamına gelmez mi?
Tarihe karışan sevmeyi ve sevilmeyi unutup yitiren insanlar mı yoksa sevdalar mıdır?
Sahi sizce hangisidir?