- Kategori
- Gündelik Yaşam
Anlamakta zorlanmıyorum

Ben özgürüm.
Akıllıyım bilgiliyim.
Ne söylediğimi bilirim.
Gütmeyi de güdülmeyi de istemem.
Hele baskı ve dayatmamı dediniz nefret ederim.
Medeni cesaretim bana yeter.
Yani varım.
Sahiden bütün bu dediklerinize kendiniz de inanabiliyor, ayak uydurabiliyor musunuz?
Keşke öyle olsaydı.Çok isterdim.
Fakat sanmam.
Sanmam değil sanmıyorum.
Siz güdüyorsunuz, aynı zamanda güdülüyorsunuz da.
Konuştuklarınızdan bunu anlamamak elde değil.Yazdıklarını özgür düşüncelerinin bir ifadesi olarak görenler var.
Yoo. Öyle hemen peşin karar veremeyelim. Bir defa önyargıdan kurtulamıyorsunuz. Dediğim dedik cinsinden yani.
Hani belirleyici olarak belli ki kendinize bir görev vermişsiniz.
Eee ortada bir de misyon var, vizyonunuzun olduğunu da kendinize yapacağınız telkinlerle kabul ettirebilirsiniz.
Akıntıya kürek çeken kurtulmuşta, akıntıya kapılan kurtulamamış.
Akıntıya kapılıyorsunuz. Kapılıyoruz belki de.
Bir manşet neleri değiştirmeye kadir değil ki? Duyduğunuz haber mesela.
Birinin hakkında külahı ters denmesi yetiyor da artıyor bile. Külahı uçurup gidiyoruz.
Hani kendinize özgü yapınız vardı. Bak bir satır yazı iki cümlelik söze kurban gittiniz.
Ardından döktürün bakalım.
Bir kaşık suda boğuluyor fakat, okyanuslara meydan okuyorsunuz.
Aslında hepimizde var bu değişkenlik.
Biraz Donkişotluk. Biraz diyojenlik.
Sevdiğimizi söylesek de Mevlâna olamıyoruz örneğin. Yunus uzağımızda kalıyor nedense. Onların sözlerini, ötekilerin davranışını sahipleniyoruz.
Neden mi? Hani düşünceye saygılıydık. Hani insanı severdik hem de yaratandan ötürü. Hani davranışlar insanı bağlardı. Ne kadar da çabuk unutuyoruz. Yeter ki bam telimize basılmasın. Yeter ki bizim dışımıza çıkılsın. Yani düşünce serbest, kıyafet serbest yani özgürlük var. Fakaaat. Nedir o fakat; Bir şartla benim düşündüğüm ve benim belirlediğim gibi öyle mi. Bir başka izahı yok ki.
İşte tekelleşme. İşte baskı iste dayatma.
Üç beş kadeh içince adamı kimse durduramıyor. Ayıkınca sarhoştum abi numaraları.
Etki altında kalmadan konuşmak, yazmak, çizmek, söylemek, haykırmak. Hatta durmak, yürümek belki de koşmak.
Özgürlük bu olmalı. Budur da.
Hem kelam hem kalem özgürlüğü.
Kuruluyoruz. Kuruyorlar. Saat gibi. Uzaktan kumandalı hem de.
Adamı özgürüm diye diye köleleştiriyorlar.
Yabancılaştırıp robotlaştırıyorlar. Var mı aksini iddia edebilen.
Buyursun.