​ Eti tırnaktan ayıramazsınız / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '09

 
Kategori
Futbol
 

Eti tırnaktan ayıramazsınız

Eti tırnaktan ayıramazsınız
 

Bir tutam taziye, bir avuç geçmiş olsun dileklerimle yelken açmak istiyorum bu haftaki cümlelerime. Geçtiğimiz hafta içi bildiğiniz gibi eski başkanlarımızdan Sayın Emin Cankurtaran'ı yitirdik. Kendisi 1974-76 yılları arası kulübümüzde başkanlık görevinde bulunmuş.


Yaş yetmezliğinden dolayı kendisinin başkanlık dönemine yetişemedim maalesef. Bunun da derin üzüntüsünü taşırım sarı-laci yüreğimde. Kah büyüklerimden işittiklerimle, kah takımımın tarihini okuyuşumdandır; Didi gibi efsane bir teknik direktör ile Cemil Turan ve daha nice yıldızları takımımıza kazandırdığını bilişim.


Pazar günü cenaze töreninde, Başkanımız Aziz Yıldırım yaptığı konuşmada; Sayın Emin Cankurtaran'ın, kötü gün dostu olduğunu ve iyi günlerde de kendi köşesine çekildiğini belirtti o titreyen sesiyle. Merhumun ne kadar asil ruhlu olduğunu sanırım en iyi bu cümle anlatır. Kendisine Tanrı'dan rahmet, kederli ailesine ve camiamıza baş sağlığı dileyip; “Işıklar içinde yat Emin Başkanım” diyerek, 'taziye' safhasından, 'geçmiş olsun' kısmına geçmek istiyorum izninizle.


Aslı Duru'yu hepimiz çok iyi tanırız. Ve tabi ki Aslı'nın FB TV'miz için ne kadar önemli olduğunu inkar edemeyiz. Amatör branşlarımızın gerek sevinçleri, gerekse hüzünleri Aslı'nın lacivert başlıklı mikrofonunda ses olup, ulaşır bizlere tabiri caizse. Geçtiğimiz Cuma akşamı, Bayan Basket Takım'ımızın FİBA Euroleague'de Ekaterinburg'u konuk ettiği maçtaydım Caferağa Spor Salonu parkelerinde. Takımımız maçtan 68-70 mağlup ayrılarak veda etti maalesef FİBA'ya. Maç sonrası kraliçelerimizi bu güne kadar gösterdikleri performanstan ötürü alkışlayarak ayrıldık salondan. Eve gelip, bilgisayarımı açtıktan sonra Aslı'nın kaza geçirdiği haberini okuyunca neye uğradığımı şaşırdım doğrusu. Talihsiz olay, ben salondan ayrıldıktan yaklaşık 5, bilemediniz 10 dakika sonra, yayın malzemelerinin içeriye sokulduğu 2 metre yüksekliğindeki rampada gerçekleşmiş. Yaslanma sonucu korkuluklar bağlı olduğu yerden kurtulmuş ve Aslı'mız 2 metre yükseklikten yere düşerek kol ve bacağını kırmış. İnanın bu satırları yazarken bile yüreğim titriyor. Olay sonrası kendisini arayıp geçmiş olsun dileklerimi ilettim fakat bir kere daha bu satırlar nezdinde dileklerimi yinelemek isterim. Çok geçmiş olsun SARI saçlım, LACİVERT yüreklim. (Çok hoşuna gider kendisine böyle hitap edişim) En kısa zamanda sağlığına kavuşup, kutsal işinin başına geçmen dileklerimle. Lacivert başlıklı mikrofonunu sakın fazla sensiz bırakıp, özletme emi? Yeri gelmişken bir parantez açmalıyım ki; salona giriş-çıkışlarda ben de o rampayı kullanmaktayım.


Yine sözü fazla uzattım Sevgili okur, farkındayım. Artık Gençlerbirliği maçımıza dem vurma vaktidir.


Şubat'ın, Şubat gibi yaşandığı ve kendi kimliğinden en ufak şüphe bile duymayan Ankara soğuğunda, belalımız olan 19 Maayıs Stadı'nın estetik güzeli çimlerinde misafiri olduk Gençlerbirliği'nin. Geçen hafta 7-0'lık biz'lik skordan sonra bu maçta ortaya çıkacak sonuç hepimizce merak edilir hale gelmişti. Öyle ki, rakibin başkanından; “Siz bizim can dostumuzun canını yaktınız, biz de sizin canınızı yakacağız” şeklinde kendi kişiliğine yakışan bir açıklama gelmişti maç arifesinde. Dolayısıyla bu beyanat sinirlerimizi bir hayli gerdi, gereksiz bir konuşmaydı çünkü. Ama keşke bu cümleler bizi gerdiği kadar, futbolcu arkadaşlarımızı da bir az olsun kamçılamaya yetseydi.


Aslında 14'üncü dakikaya kadar ne istediğini bilen bir FENERBAHÇE vardı sahada, hırs ve arzu göz kırpıyordu 3 puana. Ama ne olduysa o malum dakikada ve sonrasında oldu. Kazanılan bir serbest vuruşta, meşin yuvarlağı barajdaki papatya formalı Deivid'e çarptıran Jedinak, öne geçirdi takımını. Bu golden sonra önce defans-orta saha bağımız koptu. Bu yetmezmiş gibi, forvet-orta saha hattımız heyelana kurban gitti. Tüm hatlarla irtibatımız kompile kesildi anlayacağınız. Ne olumlu pas yapabildik, ne de skoru saçından tutup lehimize çevirecek tehlikeli ataklar geliştirdik. Mesela ne acıdır ki, maçtaki kaleye ilk şutumuzu 63'üncü dakikada çektik.


Sanılanın aksine attıkları golden sonra rakip oyuncular, 1-0'ı yeterli görüp kendi kabuklarına çekilmediler. Özellikle ikinci yarıdaki futbollarıyla hallaç pamuğuna çevirdiler olmayan orta sahamızı ve kısmi felce uğrattılar biçare defansımızı. Maçın kahramanı yine Demir(eldivenli) Volkan'dı. Olası bir 5 gollü hezimetten kurtardı takımını. Maçı yitirip, şampiyonluk yolunda ağır bir yara almamıza rağmen, yürek burkan ama bir o kadar da gururumuzu okşayıp; “Ohh be” dedirten karelerin tanığı olduk. Bu kez beklenildiği gibi et tırnaktan ayrılmadı. Maç boyunca, Ankara soğuğuna tezahüratlarıyla kibrit çakan 19 Mayıs tribünleri, maçın ardından takımlarını bağırlarına basıp, Olimpiyat Stadı ahalisine taraftarlığın kitabını yazmış oldular.


İstatistiklerin diliyle bu maçı anlatırsak; Rakibe karşı alınan bu yenilgi tam 16 maç aradan sonra gelmiş oldu. Rakip bizi en son 2000-01 sezonunun emekleme aşamasında yenmiş. Dolayısıyla Cumartesi akşamki galibiyetlerinden sonra çılgınca dans etmelerinin sebebi bu olsa gerek. Aragones ile ilgili bir ek bilgiyi düşmek isterim paragrafa pranga vururken. Bizler her hafta sonu “Gidecek mi yoksa kalacak mı?” şeklinde papatya falı açarken, İspanya Futbol Federasyonu Euro 2008 şampiyonluğundan dolayı, federasyon binalarındaki tören salonuna Aragones ismini layık gördüler.


Belli ki bu sezon bu tür sonuçların devamı gelecek. En azından ben sarı-laci yüreğime zor da olsa acı çekmesini öğrettim. “Kazandıkça aşkımız, kaybettikçe desteğimiz artacak” cümlesini küpe yaptım kulağıma. Cumhuriyetlerde fetret devri olmaz, ama kabul edelim biz bu yıl fetret dönemini iliklerimize kadar yaşıyoruz. Durum onu gösteriyor ki; başarılara noktalı virgül koymuş durumdayız. Biliyorum ki seneye her şey çok daha güzel olacak. Kaldığımız yerden devam edeceğiz sarı-laci destanlar yazmaya. 8 puanlık farka rağmen, bu sezona dair ceplerinizde umut biriktirmek isteyeniniz varsa, susuz bırakmayın sakın umutlarınızı. Unutmayın ki önümüzde oynanmamış daha 12 hafta var. Ve tabi ki umut biriktirmenin, insan sağlığına hiçbir yan etkisi yok....

 
Toplam blog
: 130
: 740
Kayıt tarihi
: 05.12.07
 
 

İlk önce şunu belirteyim; yürüme engelliyim fakat hayata pamuk ipliği ile değil, LACİVERT YÜREĞİM..