​ Evlenilecek kızlar var eğlenilecek kızlar var mış... / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '11

 
Kategori
İlişkiler
 

Evlenilecek kızlar var eğlenilecek kızlar var mış...

Evlenilecek kızlar var eğlenilecek kızlar var mış...
 

Bugünlerde Emel Müftüoğlu’na ait olan bu şarkı sözü dilime dolanıp duruyor, hayırdır insallah diyorum. 

Evlenilecek kızlar var eğlenilecek kızlar var nasıl yani …Neye göre … 

Biran duraksayıp etrafımda gözlemlediğim ilişkileri düşündüm. 

Erkek kızı beğenmiştir, kız cok eğlenceli ve keyiflidir, beraber dans ederler, eğlenirler hoş sohbetleri vardır, aynı ortamda hem erkeklerle hem kadınlarla hoş sohbet eden kadın hayranlık uyandırmaya başlamıştır erkekte. 

Kadın eğlenceli hoş sohbet ve sosyal olduğu için etraftaki birçok kişinin beğenisini toplamaktadır , sadece erkek arkadasları değil kız arkadaslarıda onunla zaman gecirmekten keyif almaktadır. 

Sabahın ilk ışıklarına kadar dans, eğlence, sohpet, kahkaha… 

Ertesi gün yüzde şapşal bir tebessüm… 

Aaa hiç öyle olmazdı, eğlenilir, yenilir, içilir, keyfe keder yaşanır sonra hayat kaldığı yerden devam ederdi … 

Eeeee ne olmuştu? Kadınla zaman gecirmenin keyfi yüzdeki o anlamsız ve şapşal ifadeyle kendini tamamlamıştı, akşam şehvetle anılan zaman sabah yerini telefonda masum bir günaydın mesajına bırakmıştı. 

Sonra aksam yemeği teklifi istenirse sonrasında sinema keyfi… 

Sanki hayatında ilk kadınla buluşmanın telaş ve mutluluğu vardı içinde. 

Yemekte tatlı sohbet, kahkaha yerini ara ara hayran bakışlara bırakıyordu. 

Sonra giderek daha yakın temaslar kurulur, eğlence düşkünü bu hovarda adam daha cok başbaşa kalmak ister etkilendiği kadınla. 

Sonra sinema keyfi, haftasonu kahvaltıları, sahil yürüyüşleri haftasonu başbaşa geçirecekleri kısa tatil programlarına bırakır yerini… 

Delikanlı aşık olmuştur bu genç kadına. 

Hem eğlenceli, hem hoş sohbet hem yanında huzur buldugunu düşünmektedir. 

İlişki giderek ciddi bir hal alır. 

Giderek sahiplenme duygusu ve hesap sormalar başlar. 

Kadın önce afallar ama sevgiden ileri gelmektedir der ve katlanır değişen davranışlara. 

Uzayan mesai saatleriyle çılgına dönen adam, kıskanmaya başlamıştır kadını. 

Sonra bundan önce sıklıkla yaptıgı arkadas sohbetleri buluşmalar yemekler kısıtlanma yoluna gider. 

Herşeyi kendisiyle yapmasını ister delikanlı. 

Aşk fedakarlık istemektedir ve erkeğe göre fedakarlıktır kadının o yaşına kadar sahip olduğu çevre, karakter, keyif aldığı şeyler ve tarzından en önemlisi de kendinden ödün vermesi. Arkadas çevresi, sohbetleri, eğlenceleri giderek kısıtlanır. 

İlk gördüğünde etkilendiği fizik ve giyim tarzını da kıskanmaya başlamıştır. 

Önceleri hep etrafında çekici ve güzel giyenen kadınları görmekten hoşlanan adam şimdi kıskanclık krizleri yaşamakta ve kısıtlama getirmektedir genç kızın tarzına. Acıklama gayet nettir ‘ Seven Kıskanır ‘ … 

Yılmaz Erdoğan’nın ‘’Bana Bir Şeyhler Oluyor’ adlı tiyatro oyununda geçen ‘Seven Kıskanır ‘ şarkısını bu delikanlıya itaf etmemek içten bile değildir artık ! 

Kıyafetler daha kapalı daha boldur artık, topuklu ayakkabıma lüzum dahi yoktur çok dikkat çekmektedir. 

Eee hani yanındaki kadınların güzel etkileyici ve tarz giyinmelerinden hoşlanıyordu ? 

Eğlence programlarına katılan bu iki çift için hayat ilk buluştukları keyfi vermeyecekti artık. 

Erkek için ağır bedeller ödeyeceği askerlik görevi başlamıştır (!) Kadınını ormandaki vahşi hayvanlardan koruma misyonu yükler kendine. 

Kim baktı, kim konuştu, kim çarptı, kim… kim… kim… derken Korumakla meşgul oldugu kadınına adapte olurken eğlenmeyi unutmuş ve gecenin sonunda bitap düşmüştür genç, yağız delikanlı ! 

Yüklemiş olduğu bu misyonla gecenin tadını çıkaramamaktadır artık. 

Haftasonları evde sinema keyfi yapmak ya da gözden uzak yerlerde zaman geçirmek daha dinlendirici olacaktır belkide. 

Sinema, sohbet, yemeklere bırakmıştır yerini dışardaki yorucu ve tehlikeli hayat (!) Ya kadın nasıl bir ruh halindedir. 

Kendisini delicesine sevdiği genç delikanlının aşk büyüsüne oda kapılmıştır. 

Sevildiği düşüncesiyle herşeyden feragat etmeye hazırdır… 

Görüşmesi istenmediği arkadaşlarıyla sorgusuzca kesmiştir diyalogunu, arkadaş sohbetlerini kısıtlamış ve hatta keyif aldığı tüm aktiviteleri sonlandırmıştır. 

Sağlık için spor şarttır ama spor klüplerinde gecen zamanı bile kıskanan delikanlı evde yapmasını ister sağlıklı yaşam aktivitesini. Bununda acıklaması hazırdır ‘ben sana güveniyorum ama insanlara güvenmiyorum ‘ (!) Yerli yersiz yapılan aramalara cevap verme zorunluluğu doğar. İş bir mazeret değildir, en önemli toplantılarda bile cevap verme zorunluluğu yüklenmiştir kadına. 

Acıklama gayet acık ‘ Seven Kıskanır’… 

Kadının sosyal iletişim sitelerindeki adresleri Rtük kararyla değil, resmi olarak sevgili kararıyla kapatılmış, telefon numarası değiştirilmiştir. Kılık kıyafette devrim niteliğinde değişikliğe gidilmiştir. Ve çift ilerleyen zaman içerisinde aynı evi paylaşmaya başlamıştır… 

Ve evlilikle noktalanır bu ilişkinin gidişatı ve aşkın birlikteliğinden doğan muhteşem bir hediye ile yani bebekle daha da güzelleşir ilişki. 

Şimdi herkes hayatından memnunsa sanane diyenleriniz olacaktır ? 

Evet herkes memnunsa hayatından banane ? 

Ama erkek eski günlerini özlemektedir o heyecanlı hareketli ve dolu dolu günlerini. 

Hey gidi günler hey … 

Eşin vucüdunda hamilelikle gelen değişim eşini deli divane sevse de, ilgi uyandırmamaktadır artık. İş yemekleri uzamaya, davetler artmaya başmıştır. 

Delikanlılın haftada birde olsa erkek erkeğe sohbetleri eğlenceleri ve sonrasındaki çapkınlık mesaileri tekrar başlamıştır. 

Etrafta birbirinden şık, alımlı, seksi, bakımlı kadınlar göz almaktadır. 

Kaçamak bakışların verdiği cesaret ‘yan masadan gönderdiler ‘ jestleriyle daha da cüretkar bir hal almaya başlamıştır. 

Küçücük bir flörtün kime ne zararı vardır (!) hem kalbi eşine aittir hala. 

Eşi onun çocuğunun annesidir, yerini doldurmayacaktır bu tarz şeyler. 

Freud u bile şaşırtacak savunma mekanızması geliştirerek ilerlemeye başlamıştır erkek. 

Ve artık bu kaçamaklar geleneksel bir hal almıştır. 

Eşinden daha alımlı daha seksi daha bakımlı daha genç kadınlar tercih etmeye başlamıştır ama adı bellidir onlar gecelik eşi ise ömürlüktür… 

Ve hatta daha da ilerleyen zaman içerisinde gecelik ilişkiler yerini daha sık görüştüğü genç alımlı sevgiliye bırakacaktır . 

Eş yine bakidir. Çocuğunun annesidir ne de olsa(!)… 

Eee eşiyle tanışmadan öncede eşi alımlı, seksi, bakımlı ve de çekici değilmiydi, ilk gördüğünde insanlarla olan iişkisi dışında gülüşüne sohbetine görüntüsüne ışıltısına güzelliğine vurulmamışmıydı. 

Eşi ilişkinin ve erkeğe sahip olmanın etkisiyle koyvermemiştiki kendisini. 

Kıyafet yasasınıda delikanlı kendi getirmiş, spor salonlarında daha zinde daha fit bir vücuda sahip olmamasıyla ilgili girişimlerinide başarıya ulaştırmış ve eğlencelerde kendisine kıskanclığın getirdiği dürtülerle ‘koruma ‘ misyonu yükleyerek en başlarda delicesine eğlendiği kadınıyla eğlenemeyip evde zaman gecirmeyi kendi tercih etmemişmiydi. 

Darwinin teorisi misali evrim niteliğinde olan erkeğin teorileriyle yeni bir şekil almamışmıydı sevdiği erkeğe fedakarlık ederek kadın . 

Belki doğal akışına bırakıp kadının ya da erkeğin kendisini yaşamasına izin verilen sevgi saygı sadakat çercevesinde klişeden uzak aşk ve sevgi dolu bir ilişki yaşanmazmıydı. 

Peki zamanında çok eğlendiği ve daha sonra çok sevdiği o kadından yola çıkarak yaratmış olduğu eser yani 

‘’EVlenilecek kadın modeli’’ ile erkek şimdi hangi teorileri geliştirmek peşindeydi ? 

Cevap veriyorum ‘’EĞlenilecek kadın modeli’’ … 

‘Evlenilecek kızlar var eğlenilecek kızlar var’ mantığı güden erkeklere karşı evlenilecek kız moduna giren tüm kadınlara uyarımdır ! 

Evlendiği kadınla eğlenemeyen erkekten ‘Koca’ olmaz . 

 
Toplam blog
: 58
: 3499
Kayıt tarihi
: 16.11.10
 
 

Mersin Üniversitesi Turizm Otelcilik Konaklama işletmeciliği mezunuyum. ..