- Kategori
- Gündelik Yaşam
Evler...

Artık herşey daha lüks...
Evler...
Eşyalar...
Arabalar...
Herşey en son modelinden.
Dergilerde bile.
Sayfalardaki ev resimlerine bakıyorum...
İlla bir misafir yatak odası...
Bir misafir banyosu...
Masada sandalyeler...
Ama...
İlişmelik sanki...
Yatmalık değil.
Oturmalık değil.
Eskide kalmış artık gelen misafire yer yatağı açmalar.
Olmadı bir odada gelenler düşünülüp alınmış çekyatlar.
Kalmamış...
Hayat artık daha lüks, evet.
İmkanlar daha fazla.
Ama yetmiyor ''hayata'' yer açmaya.
Misafir ağırlamaya.
Kimi büyük kimi ufak evlerde anca kendine yer açıyor insan.
Odalarda çınlayan çocuk kahkahaları yok.
Mutfaktan anne reçelinin kokusu gelmiyor artık.
Ruhunu ısıtan ev sıcaklığı da yok.
Kocaman kilitlerin kapadığı kapılar var.
Anahtarların sesi şıngırdıyor evin içinde.
Yerini alıyor bütün seslerin...
Mutfaktaki tıkırtının...
Kaynayan çaydanlık sesinin...
Şişte örülen kazağın...
Kafesteki kuşun...
Hepsinin sesi artık bir dizi anahtarda.
İmkanlar arttı...
Hayatın tadını çıkaracağımız ''an''lar azaldı.
Satın alınabiliyor olması yetiyor birşeylerin.
El emeği, göz nuru olması anlam taşımıyor hiç.
Evlerde misafir yatak odası var.
Misafir banyosu da düşünülmüş.
Yürekte yer açmak unutulmuş sadece.
Yalnızlık kaplamış heryeri.
Bir eş, bir çocuk yetmiş.
Mutfakta soğan doğramak...
Patates soymak...
Yemek yapmak bile fazla olmuş.
Gele,n dolabı açmış almış bir tabak.
Evler...
Eksiksiz...
Dayalı döşeli...
Soğuk...
Yalnız...
Issız...
''Yuva'' olamamış...
...