​ Eylül Akşamı / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Eylül Akşamı

Eylül Akşamı
 

may the force be with you


01 Eylül Çarşamba, sonbaharın ilk günü. Bizi bekleyen yağmurlu günlerin habercisi mi gökyüzündeki bu kızıl siyah bulutlar; yoksa bir şeyler mi hatırlatmaya gelmişler çok uzaklardan, bilemiyorum. Geçmeyecek sandığım günlerin geçip gidişini izledim yıllarca. Birer birer unutuldu, unutulmamaya yemin edilmiş günler. Uzak bir şehrin yabancı sokaklarında, yine bir sonbaharda, yine kızıl siyah bulutlar altında; bıraktığım kimin yüzüydü otobüs camının ardında? Biraz hüzünle belki de, hatırlar gibi oldum bu akşam. Ah, şu kızıl siyah bulutlar ! Kaç yıl geçti “yolların” üzerinden? Bitmeyecek sanırdım; yanılmışım. Gecenin altında yol alırdım; uzakta, bir dağın eteğinde ışıklar, sanki beni izlemekteydiler. Canım acıyor. Gri bir gökyüzü mavi bir karanlık yok artık. Sokak lambaları binaları aydınlatıyor. Bana “büyüdün” diyorlar. Geçmişten gelen kızıl siyah bulutlar, bu akşam canımı yakıyorlar. 02 Eylül Cuma Gecenin ilerleyen saatleri, Böyle bir günün geleceğini kim bilebilirdi? Hayatımızın iradesi bizim elimizde değil. En çok değer verdiğimizi sandığımız, asla ayrılamayacağımızı düşündüğümüz şeyleri nasıl da yitiriyoruz! Daha yüce bir amaç için, nasıl da feda edebiliyoruz! Geriye dönüp baktığımda, bu davranışı gösterebilecek olgunluğa ancak erişmişim. “Sonuç olarak, sen ne işe yararsın; ya da bu koca dağlar tek başına nedir?” Görünen ve görünmeyen hatta bizim duyu organlarımızın ve dahi mevcut ilmimizin dâhilinde ve haricindeki her şeyin meydana geldiği isim ve o ismin görünür hale gelmiş asıl manası, işte yegâne ve tek gerçek odur ki zaman zaman bize hayatın iradesinin kendinde olduğunu hatırlatır. En sevdiklerini feda edebilir misin; bu dünyanın maddi örtüsü altında en çok bağlandıklarını; işte mesele bu. Bazen bu günüme nasıl geldiğimi düşünüyorum. Nasıl oldu da bir anda evli bir adam oldum? Bir evin sorumluluğunu hangi vakit üstlendim? Belki de yollar gerçekten anılarda kaldı. O yüz silinip gideli çok uzun zaman oldu. Hanidir duymuyorum o şarkıyı, gel diye seslenmiyor artık dağlar.. ve daha niceleri. Akşam olunca işten eve dönüyorum, istiyorum ki eşimle sohbetler edeyim, güleyim onunla birlikte. “Brothers in Arms” Biliyorum, uzun zaman oldu eski dostum. İkimizde genç değiliz artık. İsimler ve yerler, günler ve geceler… Beni ağlatan neydi bir zamanlar? Hayaller daha gerçekti, inançlar daha güçlü. Oysa şimdi gözlerinde bir yorgunluk herkesin, seslerinde derin bir iz. Sonbahar geliyor. Gecenin karanlık örtüsü herkesi örtüyor. Dışarıda tek tük sesler. Bir zamanlar başımı kaldırır, pencerelerdeki o sarı ışıklara bakardım. Orada yaşayanları düşünürdüm. Ben de o pencerelerden biriyim artık. Bir evim var, bir ailem var. Kendimce umutlarım, yanılgılarım var. Ben de o pencerelerden biriyim artık, geç vakti beklemeden ışığını kapatan. İçimde benden bir şeyler kaldıysa da gün yüzüne çıkması çok zor artık. Belki yalnız olduğum bu saatlerde birkaç satır yazı yazarken o günlerin izlerinin gölgesi düşüyor üzerime, hepsi o. MIRROR
 
Toplam blog
: 3
: 366
Kayıt tarihi
: 10.09.10
 
 

Üniversite Yüksek Lisans Tüplü dalış ABC dalışı Doğa gezileri Seyehat Kütüphanem Çeşitli kole..