Fakrü zaruret / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '12

 
Kategori
Tarih
 

Fakrü zaruret

Fakrü zaruret
 

Üstünde yaşadığımız Dünya, Güneş sistemi içinde; kendi yörüngesinde ki uydularla birlikte: Samanyolu galaksisi çevresinde, Güneş ışın ve ısısı eşliğinde büyük bir hızla yol alıyor. 

Güneş yörüngesindeki gezegenler, kendi ekseni etrafında dönerken, Güneş’in çevresinde de dönmeye devam ediyor.

Dünya üzerinde yaşayan, canlı ve cansız varlıkların da bir yörüngesi, bir mecrası var.
Onlarda o mecra içinde akıp gidiyor.

Tıpkı insan ömrünün yıllar içinde aktığı gibi.

Zamanı nasıl durduramaz, geriye çeviremezsek, bir ırmağı, bir akarsuyu ve dereyi de kendi mecrasının tersine döndürüp akıtmak mümkün değildir.

Bizi geçmiş ve geleceğimize bağlayan tarih de öyle değil mi?

Tarih içinde yaşanmış olanları geri döndürmek bir daha yaşamak mümkün mü?

Elbette hayır.

Türk Milleti, insan kimliğine, birey olma hakkına, M. Kemal Atatürk’ün inkılâpları ile kavuştu.

Cumhuriyet çocukları; Cumhuriyet devrimlerinin kendilerine bahşettiği imkânlar ile elde ettikleri makam ve mevkide, kendi kabuklarını beğenmeyip, monarşiye hevesleniyorlar.

Osmanlı ruhu canlandıracaklarmış.

Olmayan ruh canlanır mı?

Osmanlı hayranlığı sürüp gidiyor.

Diziler, oyunlar, söylemler hatta kokular bile saray kokusu olmuş.

Türk Milleti saltanatın nesine özensin?

Sarayda yaşayan hanedan ve haremi, Payitahtın görev verdiği, vezirler, paşalar, ağalar, sultanlar dışında kimin bir eli yağda öteki eli balda?

Özellikle de Devlet_i Aliye’nin asli unsuru Türk Milleti sefalet ve fakr ü zaruret içinde değil mi?

Ayağında çarık, bacağında pantolon yok, sapana koşacak öküzü, sağacak ineği yok. 

Millet, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, şimdiki Bangladeş halkı kadar yoksul ve biçare.

Azıcık mürekkep yalayan herkes bilir ki, Türk Milleti, milli kimliğine, Cumhuriyetin ilanından sonra kavuştu.

Aydın geçinenlerin dilinden düşürmediği İnsan hakkı, hukuku gibi evrensel değerler, Cumhuriyetin ilanından sonra Türk Milletin lügatine yazıldı.

Uygar dünyanın uyguladığı “ TCK, CMUK, Medeni kanun, İdari Kanun vs” gibi  yasalar Cumhuriyetin meyvesi..

Başındaki örtü ve şiddetle özdeşleşen günümüz Türk kadınına, seçme ve seçilme hakkı Avrupa kadınlarından önce Cumhuriyet meyvesi olarak ikram edildi.

Ne var ki, cehlin elinde bir türlü bu meyve olgunlaşmadı.

Saydıklarım aslında herkesin bildiği şeyler ya da bilmesi gerekenler.

Millet iradesinin olmadığı bir sistemin ruhunu yaşatamaya çalışmak yerine, Cumhuriyet ruhunu yaşatmalı, onu yeşertmeliyiz.

Cumhuriyetin Kurucusu M. Kemal Atatürk’ü unutur maya çalışıp, şehzadeleri ön plana çıkartarak muasır medeniyet seviyesine uçamayız.

Dünya alem hem biliyor hem de kabul ediyor ki Atatürk tarihin yetiştirdiği hem askeri hem de siyasi bir deha.

Yakın çevremizdeki monarşi yönetim biçimleri birer, birer yıkılırken, Cumhuriyet çocuklarının saltanat ruhu canlandırma gayret ve hevesi insan aklının kendi yaradılış fıtratına ihanettir.

 
Toplam blog
: 380
: 438
Kayıt tarihi
: 27.08.07
 
 

Karanlığın düşmanı Işık! Gecenin zifiri karanlığı, şafak sökerken yerini, ufukta yükselen Güneş Işı..