- Kategori
- Futbol
Fenerbahçe, Bursa’da “zor”u başardı! (İlginç gollerle değişen tablo!...)

Maçı ilginç kılan neydi?
Sahanın en iyilerinden Gökhan Gönül’ün attığı ilk gol, güzel, beceri isteyen bir goldü. Bu gol, Fenerbahçe’nin “hane”sine yazıldı. İkinci golü ise Bursaspor adınaydı. Bu gole kendisi bile şaşmıştır.
Fenerbahçe’nin 2. ve 3. gollerine gelince...
Sow vurdu, dışarıya giden top, Şener’e çarptı, kaleye girdi. Daha bir dakika geçti geçmedi, Bursaspor defansının çeldiği, önüne düşen topu iyi değerlendiren Cristian, skoru belirleyen golü attı.
Maç nasıldı?
Amaç kazanmak olunca maç da güzelleşiyor. Bir başka güzellik de, kasıtlı sertlikten kaçınılmasıydı. Hem Fenerbahçe hem Bursaspor maçı çirkinleştirmeden oynadılar.
Bursaspor, istediğinden çoğunu beklenmedik anda alıyor gözüktüğü anlarda birden umutlarını yitirdi.
Bursaspor’un umutlandıran Gökhan Gönül, umutlarını söndüren Sow ile Cristian oldu. Kupa’nın ilk maçında, Sivaspor maçında olduğu gibi ikisinin aynı anda oyuna girmesi Fenerbahçe’yi canlandırdı. Mehmet Topuz'un girmesiyle de, orta alanda zaman zaman etkisiz olan, ileriye etkili top taşımada zorlanan Fenerbahçe, üstünlüğü ele geçirdi.
Semih’in oyunda kalması Sow’la iyi bir ikili oluşturması, Semih’i rahatlattığı gibi, rakip savunmayı da bocalamaya yöneltti sayılır. Bu da gösteriyor ki Fenerbahçe, maçın havasına, oyunun gidişine göre ileride “iki adam”la mücadele etmeli.
*****
Maçın havasına bakıldığında üstünlük, sürekli olarak bir tarafta değildi. Özellikle ikinci yarının başlarında Bursaspor daha etkiliydi. Zaten eşitliği sağlayan golü de o baskı kurdukları, kornerlerin üst üste geldi dakikalarda buldular.
Fenerbahçe’nin “top kayıpları” yine tehlike oluşturuyordu. Bu karşın Fenerbahçe’nin gol pozisyonu daha çoktu. İlk yarıda Fenerbahçe lehine kopacak kopacak maç, ikinci yarıda geldi gitti.
Fenerbahçe, maça hızlı, hırslı başlamıştı. 1461 Trabzon maçında gördüğümüz o çekingenlik yoktu. Rakip güçlü olmasına karşın kazanma, gole ulaşma isteği hemen seziliyordu. Dışarıda değil de içeride oynama rahatlığı göz çarpıyordu. Kanatları kullanma, Krasic ile Kuyt’ın sürekli yer değiştirmesi maçı hareketlendiriyordu.
Golün erken gelmesi, ardından başka gollerin geleceği izlenimi kısa sürünce, Fenerbahçe’de o alışık olduğumuz “huy”, yine başa bela oluyordu.
Neydi o?
İkinci gol gelmeyince geri çekilmek. Geri çekilmeyle birlikte, rakibin topla oynamasına fırsat vermek, dönen toplara bir türlü sahip olmama...
Aykut Kocaman, öndeyken skoru koruma kaygısıyla olsa gerek, değişikliği düşünmüyor. Skorda tersine dönüş olunca değişikliğe gidiyor.
*****
Fenerbahçe, ikinci yarıda şiddetlenen yağmurdan sanki en çok etkilenen taraf oldu. Yağmur, ıslanan formayla bir “ek ağırlık” yüklemiş gibiydi. Yağmurla coşan taraf ise Bursaspor’du. Bursasporlular, geri olan takımın yapması gerekeni yağmurun getirdiği “ek ağırlık”a karşın yaptılar.
Gökhan Gönül’le öne geçmenin sevinci, bir dakika içinde yenen 2 golle yitip gitti.
Fenerbahçe’de değişen ne?
Skoru koruma kaygısıyla geri çekilme olmasına karşın bir mücadele etme anlayışının öne çıkacağı anlaşılıyor.. Lig başlayınca birkaç maçı izledikten sonra, değişikliğinin ne olduğu daha iyi kavranacaktır.
“Eski tas eski hamam” anlayışı, bakalım sürecek mi sürmeyecek mi?
Bir maça bakarak, sonraki maçların ne olacağını kestirmek o kadar kolay değil. Ama Bursaspor maçı farklı bir Fenerbahçe’nin izleneceğinin işaretini veriyordu.
Salih Uçan, yavaş yavaş ısınıyor. Oyunda kaldığı sürede iyi mücadele etti. Gökhan Gönül, yine “gönülden” oynamaya başladı. Verdiği paslardan çoğu yerini bulmasa da Kuyt, çalışkandı . Krasic, bir de gol atabilse... Selçuk, birkaç kez ayağında topu kaptırdı, gol olmaması onu kurtardı sayılır. Semih, eski günlerine dönme çabası içinde.
Fenerbahçe'de aksamalar var, ama umut da var.
Son söz:
İlginç gollerin olduğu maçta Gökhan Gönül, Cristian, Sow, golleriyle öne çıktılar.
http://www.facebook.com/turgutcelik