​ Fenerbahçe "tur"ladı: İçeride “gol”ün kendisi, dışarıda “sesi” var! / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '13

 
Kategori
Futbol
 

Fenerbahçe "tur"ladı: İçeride “gol”ün kendisi, dışarıda “sesi” var!

Fenerbahçe "tur"ladı: İçeride “gol”ün kendisi, dışarıda “sesi” var!
 

Açık vermemek, gafil avlanmamak için temkinli başlamak...

Fenerbahçe’de de, BATE Borisov’da da, önce, gol yememek düşüncesi vardı.  Yavaş oyun bunu gösteriyordu. İşi ağırdan alan sanki Fenerbahçe’ydi. İki takımın da oyun anlayışı benzerdi. Hangisi daha önce hızlanır diye beklerken, Dmitry Baga, 20. dakikada ikinci sarıdan “kırmızı”yı görünce, Fenerbahçe’ye gün doğdu.

Fenerbahçe, “Gün doğdu hep uyandık...” diyecek miydi?

Fenerbahçe, oyuna ağırlığı koymaya başlayınca, gol, geliyorum demeye başlıyordu. İlk yarı bitti bitiyor derken, kaleci Gorbunov penaltı yapınca, Cristian’a penaltıdan gol atmak düştü.

Düştü, ama ikinci yarıda oyundan düşen de Fenerbahçe oldu. BETA Borisov, bir eksik olmasına karşın, ilk yarıda yapamadığı atakları yapmaya başladı. Ama onlarda gol atacak, etkili vuruş yapacak adam yoktu.  Fenerbahçe kalesine yaklaşmaları, turistik geziden farksızdı.

Farklı olması gereken Fenerbahçe’de, yenecek bir golün “tur”un uçmasına yol açacağını düşünen her halde yoktu!

Yakalanan fırsatlar bu kadar harcanır mı?

Demek ki harcanıyormuş!

Skoru yeterli görme, rakibin de iş yapacak/ skoru değiştirecek durumda olmaması, bir fazla olunmasına karşın “yorgunluk" çökmesi, gereğinden çok top çevirmeler, maçın tatsız tuzsuz olması sağlamasın da ne yapsın?

*****

Fenerbahçe, seyirciden yoksundu.

Maç coşkusunu stat çevresinde yaşamak isteyenler, Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk’ün çabalarıyla, eski Salı Pazarı’na kurulan 48 metrekarelik ekranda maçı izlediler.

İçeride, “sessiz gece”de, boş tribünlere karşı oynayan futbolcular; dışarıda, maça gelmiş duygusu içinde galibiyet gelsin diye bekleyen taraftarlar.

Boş tribünlere oynamak niye ki?

Sorumsuz seyirci/ taraftarlar yüzünden seyirciden yoksun kalmak; dışarıdan gelen/ yükselen “destek sesleri”yle, farklı duygularla oynamak... Oynarken, Cristian’ın penaltı vuruşuyla top ağlarla buluşunca, dışarıdan gelen “Gooooll...” sesiyle coşmak...

Anlatacaklar, bunlara bağlı olarak soracaklar çok.

Boş tribünlere bakarak oynamak mı kayıptır, yoksa tribünden maç izleyememek mi?

İlk bölümü savunanlara bakılırsa, maçlar, seyirciyle kazanılıyor! Çünkü seyircinin futbolcuları “canlandırma”, “coşturma” gibi bir işlevleri var. Ama seyircinin etkisini  “abartmak”la, ne yazık ki, seyirciye hak etmediği bir “işlev” yüklenmiş oluyor. Böylesine yüceltilen seyirci/ taraftar, yeri geliyor, kendini “kurumsal kimlik”in üstünde görüyor.

Seyircisiz maçta asıl kayıp, maçı tribünden izleyememek.

Seyirci/ taraftar olmanın zevkini tadan, anlamını kavrayanlar, stat dışında yerlerini aldılar. Görmedikleri, ama kendilerine çok yakın sahayı dev ekranda gördüler.

İçeride “gol” oldu, dışarıda “sesi” yankılandı.

*****

Fenerbahçe “tur” atladı; ama ortaya koyduğu futbol, hiç de doyurucu değil/di. Bu, “maç trafiği” nedeniyle yorgunluğa bağlanabilir.

Fenerbahçe, nasıl oynadı?

Art arda oynanan 4 maçtan sonra söylenecek belli:

“Tur”u geçen, UEFA Avrupa Ligi'nde 16'ya giren, kazanmayı hak etmiştir.

Fenerbahçe’nin bir üst turdaki rakibi, Çek takımı Victoria Plzen oldu. İlk maç, 7 Mart'ta deplasmanda, ikincisi ise 14 Mart'ta Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda...

 

http://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutc@ttmail.com



 

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..