​ Fenerbahçe analizi.. / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '09

 
Kategori
Futbol
 

Fenerbahçe analizi..

Fenerbahçe analizi..
 

alex


Teşhis

Teşhis, tedavinin yarısıdır. "Fenerbahçe'nin hastalığı nedir?" Tedavinin yolu bu sorunun cevabında yatıyor.

İşin teknik tarafından başlayalım. FB, geçtiğimiz iki yılda "küçük takımı oynadığı" maçlarda başarılı oldu; önemsenmediği, ya da az önemsendiği, rakibin favori olduğu maçlarda oyunu FB kontrol etti; "büyük takım" pozisyonunda olduğu ya da ciddiye alındığı maçlarda ise beklenileni veremedi. Öncelikle üzerinde durulması gereken sorun bu: FB'li oyuncular yeterince yetenekli oyuncular değil, üretemiyorlar; "bozmayı" iyi biliyorlar; ama "yapmayı" beceremiyorlar. Takımın en yeteneklisi, yıldızı olduğu düşünülen oyuncu; sahayı iyi parselleyen, savunma bilgisinde belli bir standardı tutturmuş "her" takıma karşı sahada kayboluyor, kötü oynamıyor: "kayboluyor"; "en yetenekli"sinin hali bu.

Alex tarzı oyuncuların oynadığı takımlardan etkili futbol beklenmemeli; bu durumu Alex yaratmıyor olabilir; etkili futbol oynama olanağı olmayan takımlar, çaresizlikle, böyle oyunculardan medet umuyor da olabilir; yani "iyi olabilecek bir takımı bunlar bozmuyor, iyi olma olanağı olmayan takımlar bunları buluyor" diye de düşünülebilir. Sanırım, bu, Türkiye'nin bir futbol kültürü olmamasından kaynaklanıyor; mesela, Alex'in ilk on birinde oynadığı "hiçbir" takım Şampiyonlar Ligi'nde yarı final oynayamaz. Gökhan Gönül'ün oynadığı bir takım oynayabilir, Hakan Balta'nın oynadığı bir takım oynayabilir, Holosko'nun oynadığı bir takım oynayabilir. Alex tarzı oyuncular, "oynayamayan" takımların "taşıyıcı"sıdırlar; oyun karakteri farklı olsa da, bu, Tuncay için de söylenebilir; bu oyuncular, iyi işleyen bir takımın parçası olamaz; bu nedenle, daha çok takımları kötüyken parlak görüntü verirler; ama bu oyuncular "taşıyıcı" oldukları için el üstünde tutulur. Bir oyuncu vardır: halı sahada amatörlerin arasında oynasa, profesyonel olduğu anlaşılamayabilir, ama Ş.Ligi Finalinde görevini kusursuz yapabilir; görev adamı, her yerde görev adamıdır, ama yıldız her yerde yıldız olamaz. Alex, Tuncay gibi oyuncular ancak bizim takımlarımızda yıldızdır.

Hayatta ileri gitmek, bir şeylerden vazgeçmeyi gerektirir; çocuk, annesinin kucağından vazgeçmezse ilkokula başlayamaz. Çocuğu mutlu eden de, alıkoyan da ana kucağıdır; çocuk, "eski mutluluğundan" vazgeçmezse, bu mutluluk! onu "alıkoyar". FB'yi mutlu eden de, alıkoyan da Alex. FB, Alex'inden vazgeçmezse futbolunun üzerine koyamaz ya da futbolunun üzerine koyamazsa Alex'inden vazgeçemez. Daum ile en iyi ihtimalle şampiyon olunur, oyun öğrenilmez.

Alex, takıma kötü oynadığı maçları kazandırabildiği için "vazgeçilmez". Uç bir örnek: bir takım bir maçı 4-3 kaybedebilir, yenilen takımın üç golünü de aynı oyuncu atabilir, bu, üç gol atan oyuncunun "yararlı" olduğu anlamına gelmez; gelebilir ama gelmeyebilir “de”. İşte, bu "de" bağlacının anlamı, yani üç gol atan oyuncunun, takımın yenilgisini doğuran oyunun kaynağı olabileceği gerçeği idrak edildiği zaman "vazgeçmek" kolaylaşabilir.

FB'nin genel oyun anlayışında bir değişiklik olmayacak. Daum ve Alex'in varlığı, bunu öngörmek için yeterli; ancak bu ikilinin ve Koch'un varlığıyla FB'nin sonuç almasının geçen seneye göre daha kolay olacağı da öngörülebilir; bu yıl, FB kötü oynadığı maçlarda geçen seneden daha çok puan alacak.

Savunma yetersiz kalabilir

FB'nin geçen yıl aksayan mevkileri, önem sırasına göre: sol açık, orta saha, kaleci, stoper, sol bek..idi. Sol açık ve orta saha alındı; ama güçlendirilmeye ihtiyacı olan savunma zayıfladı. Carlos, zaten aksıyordu, bir yaş yaşlandı. "Türkiye koşullarında" iyİ Lugano'nun akibeti belirsiz. Lugano, sert, mücadele gücü yüksek ama yüksek bir takımın savunmacısında olması gereken oyun zekasına sahip değil; bu nedenle "Türkiye ligi için" iyi. Görünen o ki o bölgede, Bilica ve Önder(Bekir) ile sezona girilecek. Bir ihtimal Lugano, Önder veya Bilica ile oynar; özetle, savunma zayıflamış olabilir. Hedef Türkiye içi olduğu için, Yıldırım ve Daum rahat davranıyor ama bu oyuncuların, Türkiye liginde bile FB savunmasını taşıyabilecek oyuncular olup olmadığı tartışılır. Savunmanın yükünü artıracak bir oyun düzeni(4-3-1-2) bu defonun ortaya çıkmasıyla sonuçlanacaktır. Sivasspor, ne zaman kendine güvenerek oynasa (oyunu önde kabul etse) savunmada sorun yaşadı. FB her maçta kendine güvenmek zorunda; Bilica, tam bir hayal kırıklığı olabilir.

Özer ve görece denge

Geçen yıl sağ açıkta 6 oyuncu varken; sol çizgide, sol bek ve sol açık oynayan iki oyuncunun tek bir yedeği vardı: Vederson. Emre'nin tek bir yedeği bile yoktu. Yeni transferler bu dengesizliği biraz olsun giderdi. Özer, sakatlığını atlattıktan sonra Emre'ye ve sol açık bölgesine iyi bir seçenek olur. Sağ açık bölgesine, Deivid ve Kazım'dan daha düz Topuz takviye edildi!. Eğer Yıldırım, bir yıl da, takımın "esas itibariyle" ihtiyaç duymadığı bir mevkiye servet harcamasa herhalde rahat uyuyamayacak. Takımın şampiyonluğunda başrol oynayan Revivo'nun yerine Ortega, katkı sağlamış olsa da, Aurelio'dan çok farklı özellikleri olmayan Appiah, "yararlı" Nobre'nin yerine "bitik" Kejman, Avrupa Şampiyonasında kendini ispat etmiş olan “gösterişsiz” Semih'in yerine Guiza.

Bek Topuz

Topuz'dan bek olarak yararlanılmalı. Topuz düz oyuncu olduğu için, bek pozisyonu Topuz için ideal. önde, FB’de oynuyor olmanın ağırlığını kaldıracak yeteneğe ve yaratıcılığa sahip değil.. Geçmişinde bek pozisyonunda oynamış olması avantaj. Topuz'un iki ayağını da kullanabilme özelliği var; sol savunmadaki açıkları kapatmaya yönelik olarak bir şeyler yapılmalı. Topuz önde oynarsa, yani oyuncuya "hücum ve yaratma" görevi verilirse, “transfer sürecinin ve kendisi için ödenen bonservisin baskısı altında ezilmiş! olur”, arkada görev verilirse, yani "savunma ve bozma" görevi verilirse "yetenekli ve profesyonel” oyuncu olur. Yani Daum'un Topuz'a verdiği görev, oyuncuyu güçlü veya zayıf gösterecek; zayıf göstermesi halinde bu, "Topuz'un psikolojisi" ile açıklanacak. Daum, Topuz'dan bir sol bek yaratabilir. Trabzonspor'da dış oynayan Aurelio'dan defansif orta saha yapmıştı. FB iki yıldır bozan takımlara karşı sonuç alamıyor; sağ önde Deivid'in yerine Topuz oynarsa bu daha da zorlaşır. Deivid daha yaratıcı, daha ince; ayrıca Deivid'in varlığı Gökhan Gönül'ü performansını da artırıyor, Deivid klasik çizgi oyuncusu olmadığı için içeriye sık kat ediyor, bu da Gönül'e koşu you açıyor. Topuz'un varlığı Gönül'ün koşu yolunu tıkar. Topuz, Carlos'dan daha disiplinli ve arzulu olacaktır, bu savunmayı güçlendirir; varlığıyla, Deivid'i daha ciddi olmaya da sevk edebilir; Deivid geçen yıl maç seçiyordu.

Guiza'nın ilacı sorumsuzluk!

Guiza'nın yerine Semih'in tercih edilmesi gerektiği düşünülüyor; bu teknik açıdan doğru bir düşünce olmakla birlikte dünyada çok az antrenörün bunu yapacağını düşünüyorum. Semih sistemi daha iyi işletiyor olabilir ama “hünerli” değil. yavaş, ne uzaktan ne de yakından etkili vurabilir, hava toplarında vasat, fizik güç olarak da tatmin edici değil; bu nedenle hiçbir teknik direktör Semih’i ilk onbir oyuncusu olarak düşünmüyor. Semih’in bazı özellikleri var: sezgileri kuvvetli, pozisyon almayı biliyor ve yeteneklerinin kısıtlı olduğunun farkında olduğu için haddini bilerek oynuyor, bu anlayışı etrafındaki oyuncuları beslemesini sağlıyor ve onların performansını artırıyor. Semih "takıma daha faydalı" olmakla birlikte, teknik direktörün Guiza’yı tercih etmesi de çok anlaşılır bir durum. Geçtiğimiz sezon, Guiza'dan verim alınamadı; bu, Guiza'nın oyun tarzının FB'nin oyun tarzına uymamasından kaynaklanıyordu. Guiza, kontra atak oynamaya daha yatkın olmakla beraber, klasik bir kontra atak oyuncusu değil; eğer yanında ikinci bir santrafor ile oynarsa verimi artar; bunun esas nedeni teknik değil, psikolojik: takımın gol atma sorumluluğunu kendi üzerinde hissetmesi vuruşlarını etkiliyor. Sorumluluğun ve beklentilerin paylaştırılması halinde Guiza'dan çok daha kaliteli vuruşlar izleyebiliriz..

Alex'i "Alex" yapan şey!

Hücumda etkin olunamadığı ve Guiza'dan yeterli verim alınamadığı için çift santrafor+Alex öneriliyor. Alex'in arkası koşan oyuncularla doldurulursa, sorunun çözüleceği inancı hakim; eğer söz konusu olan oyuncu Alex değil de Hagi olsaydı bu düşünülebilirdi. Hagi'yi örnek olarak göstermemin nedeni, Hagi'nin oyun içindeki etkinliğiydi. Hagi, etkin bir 10 numaraydı. Alex'i "Alex" yapan ise oyun içindeki etkinliği değil: duran toplar ve ligimiz savunmacılarının savunma bilmemesi, savunmayı "ite kaka" oynamayla eş görmeleri, daha açık söylemek gerekirse zeki olmamaları. Alex'in de "ceza kesme" başarısı. Alex'in "muhteşem" istatistiklerinin altında bu yatıyor. Dünya, hem Alex'ten vazgeçti, hem de çift santrafordan. Unutulan, Alex'li FB, Zico zamanında çift santraforlu sistemden vazgeçtikten sonra dengeli bir futbol oynamaya başladı. Hem Alex, hem çift santrafor önerisi ligimizin küçük görülmesinden kaynaklanıyor. Yorumcuları böyle düşünmeye iten etkenlerden biri de Gerets'li GS'nin bu oyun düzeniyle şampiyon olması. Karan, Şükür, İliç, Necati dörtlüsünden üçü aynı anda oynuyordu. Burada gözden kaçan bir nokta var: o dönemde GS'nin savunmasında Thomas-Song-Mondragon üçlüsü vardı ve her maçta bu üçlü kahraman oluyordu, GS, bu oyunculardan birinin kötü bir gününde farklı mağlup olabilirdi. FB'nin kalecisi ve savunma oyuncularının kalitesi dikkate alındığında, bu oyun FB'yi rezil edebilir; forvet hattına oyuncu takviyesi yapılması halinde Daum, bu oyunu oynamayı tercih edebilir; bu koşulda, Topuz orta sahada vazgeçilmez olur; ne Deivid ne Kazım, Alex'in arkasını toplayabilir; bu oyuncular, orta sahada oynamaları halinde ancak çizgide yararlı olabilir. Alex + çift santrafor oynanırsa Topuz iç pozisyonunda yararlı olur. Daum'un antrenmanlarda Topuz'u şu anki düzen içinde orta sahanın ortasındaki iki oyuncudan biri olarak denediği söyleniyor, bu pozisyonda Topuz yararlı olamaz; nedeni bu görevin "artı" bir oyun görüşü ve özgüveni gerektirmesi; çünkü bu bölge takımın merkezi ve "merkezin sorumluluğunu" iki oyuncu paylaşıyor. 4-3-1-2 düzeniyle oynanması halinde ise "merkezin sorumluluğu" üç oyuncu içinde paylaştırılmış oluyor; bu düzende Topuz ve Emre(Özer), sorumluluğu paylaşır ve Topuz iç oyuncusu olarak etkili olabilir. Topuz dörtlü orta sahanın ortasında oynarsa, savunmacı orta sahanın da hücumda yeterince etkin olamayacağını düşünürsek, bütün yük Topuz’a biner, bu uygulama takımı da Topuz'u da zayıf gösterir. Edu'nun sözleşmesi dondurulur da, geniş alanda savunma yapmayı bilen iyi bir savunmacı alınırsa bu oyun düzeni denenebilir; Bilica, Önder, Bekir gibi savunmacılarla bu oyunu oynamak çok riskli.

Aragones de ilk yurtdışı deneyimini yaşamıştı!

Brezilyalıların ilk yurt dışı deneyimi olması FB için dezavantaj. Aragones de ilk yurt dışı deneyimini yaşamıştı! Aragones'in vurdumduymazlığı geçen yıl FB'nin başını ağrıtmıştı. Daum'un hırslı yapısı ve Koch FB için avantaj. Geçen seneyle birebir kıyasladığımızda: kaleci aynı. Sağ bek aynı. İki stoper de daha kötü olabilir. Topuz kullanılırsa, sağ açık bölgesi zayıflamış olur. Doğru oyuncu kullanılırsa, sol bek pozisyonu güçlenebilir, Carlos kullanılırsa zayıflık sürer. Orta sahalardan biri aynı, diğeri yeni, yeni olandan alınacak verim ise belirsiz. Sol açığın daha verimli olacağını varsayalım. Önde oynayabilecek üç oyuncu ise aynı üçlü; buradan çıkacak sonuç: oyuncuların ideal konumlandırılması halinde, sol tarafın güçlenmiş olacağı, savunmanın göbeğinin akibetinin ise belirsiz olduğu görülüyor; en iyi ihtimalle, bu bölge geçen seneyle aynı güçte kalır. Oliveira ise soru işareti; ondan en iyi ihtimalle bir Aurelio çıkar. Aurelio, Trabzonspor'dan geldi, yani ülkeye uyum sorunu yaşamadı. Bu oyuncu, bir Aurelio olsa ve uyum sorunu yaşamasa bile FB'nin geçen seneden daha güçlü olduğunu söylemek zor; çünkü FB'nin sorunu sadece hoca ve Aurelio! sorunu değildi; bence, geçen sene daha yararlı bir hoca olması halinde bile, FB yine şampiyon olamazdı.

Zico iyi tamirci değildi!

Geçtiğimiz yıl Zico olsaydı, takım daha çok puan alırdı ama takımın oynadığı oyunda kayda değer bir değişiklik olmazdı. Zico, takımına bir şeyler "katabilecek" bir hoca değil; ileriye gitme hedefi olan hiçbir takım Zico ile 2 seneden fazla çalışmaz.. Bu kulüpler, Zico’nun pasifliğini, ilk senesini yaşıyor olmasıyla ilişkilendirir, onunla yola devam edebilir ama ikinci yıl sonunda bunun uyum sorunu olmadığını, Zico ile ileri gidilemeyeceğini anlar; şu anda CSKA’daki son sezonunu geçirdiğini düşünüyorum. Zico’nun, Aragones’e göre olumlu bir özelliği var: sınırını biliyor, olanı “bozmuyor”, basit davranıyor. Olanı bozmamasının nedeni, “oyunu algılama ve yorumlamadaki yetersizliğinin” farkında olması; mesela, TV tamirinden anlamayan kişi, evde seyrettiği TV’deki görüntünün kalitesi düşse de TV’yi açıp müdahale etmez; doğru olan da budur, müdahalesinin, problemi artırmasından korkar ve bozuk olanı seyretmeyi sürdürür. Zico’nun durumu buna benziyor.. Oyunu da, oyuncuyu da değiştirmekten, bu nedenle imtina ederdi; yapacağı değişikliğin, sahadaki yansımasını hesap edemediği için “değişiklikten” korkardı.. Bu kaygısında da haklıydı; olağan olmayan belki de tek değişikliğini İnönü'de oynanan şampiyonluk maçında yaptı: FB, orta sahadaki üstünlüğüyle, Beşiktaş'a top göstermiyordu. Zico, Uğur Boral'ı çıkartıp Semih'i oyuna aldı. "Küçük takımlara karşı cesaret edemediğini Beşiktaş'a karşı uyguladı; sanırım bu, sahada varlık gösteremeyen Beşiktaş'ı küçümsemesinden kaynaklandı. TV'ye "müdahalesi", görüntüyü bozdu ve Beşiktaş dirildi; çünkü Beşiktaş'ın varlık gösterememesini sağlayan, FB'nin orta sahaya hakim olmasıydı. Beşiktaş bu müdahaleden sonra, biraz daha şanslı olabilse, maçı kazanabilirdi; hatta son dakikadaki tartışmasız penaltısı (Kazım'ın topa smaç yaptığı pozisyon) verilse berabere kalabilecekti; yani Zico bir kez "bilgisine güvendi" ve TV'nin kapağını açtı, anlık bir güven duygusundan kaynaklanan bu tek müdahale bile, az kalsın TV'nin telef olmasıyla sonuçlanacaktı. Takımın yenik olduğu anların dışında, yani mecbur olmadığı takdirde, “hücum silahı olmayan” Anadolu takımlarına karşı bile çift santrafor oynayamaması, bu eksikliğinin farkında olmasıyla ilgili; bir AZ Alkmaar maçı hatırlıyorum: Alex de, Tümer de dili dışarıda takımı 9 kişi oynatırken, bu oyunculardan birini dahi çıkartmaya cesaret edemedi ve maç 2-0 dan AZ Alkmaar’a döndü. FB’nin geçen yıl Zico’yu araması, Aragones’in TV’yi sevmemesi ve fazla kurcalamasıyla ilgiliydi; yoksa, Zico’nun “iyi tamirci” olmasıyla değil.

Hoca daha yararlı; ama kadro benzer

Şimdi Aragones’ten daha yararlı bir hoca var; ama kadro yeterince güçlenmiş değil. Daum'un ideal yerleşimde hata yapacağını öngörüyorum. Carlos'u ilk onbirde oynatacağını, kontenjan nedeniyle Deivid'i kulübeye çekeceğini düşünüyorum; eğer bu öngörüm gerçekleşir ve Daum bu tercihinde ısrarcı olursa, bu, takımı varolan kapasitesinin de aşağısına çekecektir.

futbolteknik@hotmail.com

 
Kayıt tarihi
: 05.03.09
 
 

Felsefe okudum. İnsan denilen sürüye hakikatini hissettirmeye seviyorum. Araba ile kıyafet ile kendi..