- Kategori
- Futbol
Fenerbahçe kendine geliyor

LUGANO, HIZIR GİBİ YETİŞTİ!
Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı yine ışıl ışıl...
Tribünler coşkulu.
Fenerbahçe, o alışık olduğumuz yavaş oyundan uzaklamış; maça farklı bir biçimde başladı.
Ancak Ankaraspor, öyle kolay kolay teslim olacak bir takım değil.
İlk dakikalar, Edu'nun ceza alanındaki müdahalesi ve Ankaraspor'un penaltı beklentisiyle geçti.
Daha 14. dakikada Semih’in sakatlanması, yerini Emre'ye bırakması kafalarda soru işaretlerine yol açtı. Ama Fenerbahçe, önceki maçlardaki Fenerbahçe değildi.
Karşılıklı ataklar maçın heyecanlı geçeceğini haber veriyordu.
Fenerbahçeli futbolcuların topu kaybedince prese başlamaları seyirciyi coşturdu.
Yunus Yıldırım, ikili mücadelelerde, yere düşmelerde düdük çalma ihtiyacı duymadı.
Guiza, yine ileride yalnız!
Dengeli giden oyuna bakınca, insan, ister istemez soruyor:
Fenerbahçe'de değişen ne?
Evet, değişen, öbür maçlarda olmayan mücadele, hırs!
Bu mücadele ve hırs, duran topların ustası Fenerbahçe'ye, duran bir toptan, Carlos'un ayağından golü getiriyor; tribünler daha bir coşuyor.
Carlos, duran toptan golü atmıyor; Deivid'den gelen pası, yerden bir vuruşla gole çeviriyor.
Gol, yeni gollerin habercisi.
Karşılıklı akınlar, Ankaraspor’un gol arama çabaları, maçı daha bir güzelleştiriyor.
İlk yarıdaki futbol, ikinci yarının daha zevkli geçeceğini gösteriyor.
***
Galatasaray maçındaki gibi bir serbest atış sonrası Fenerbahçe’nin ikinci golü geldi.
Yine Carlos, yine Lugano...
Alex, gollerden sonra ayağa kalkıyor, arkadaşlarının sevincine ortak oluyor.
İkinci golle, seyirci, coştu da coştu.
Zaten ilk yarıdaki görünüm, ikinci yarıda gol/goller olacağını haber veriyordu.
Fenerbahçe, orta alandaki mücadelesiyle eski günlere döndüğünü, kendine geldiğini gösteriyor.
İnsan, ister istemez soruyor:
Daha önce neredeydiniz?
Canlanmak için Galatasaray'ı yenmeyi mi beklediniz?
***
Volkan, 80. Dakikada yine bir “kahramanlık” yaptı. Önce topu elinden kaçırdı, ardından yerdeyken faulle karşı karşıya kaldı, ama yerde yatarken ayaklarıyla topa müdahale etti, Edu topu çizgiden çıkardı.
Seyirci, hakem Yunus Yıldırım’ı uzun süre ıslıkladı.
***
Ankaraspor’un hakkını da yemeyelim. Başkent ekibi, korkak oynamadı; “Ben de varım.” dercesine cesaretli oynadı. Ancak, fırsatları değerlendiren, Fenerbahçe oldu.
Fenerbahçeli futbolcularda önceki maçlardaki “tutukluk” gitmiş, yerine sonuca gidici hareketler gelmişti. Bu da, Saraçoğlu’na gelen seyircilere, televizyon başındaki milyonlara, ileride tadına doyamayacakları maçları izleme/seyretme müjdesi verdi
***
Herhangi bir başarısızlık durumunda Fenerbahçe’ye saldırmak için fırsat kollayanlar,
bunu hep Aurelio’nun gidişi üzerinden yaptılar. Sanki koskaca bir takımı ayakta tutan, tek bir futbolcuydu. Sanki futbol tek kişiyle oynanıyordu. Sanki Aurelio, futbolcu değil, koşucu, güreşçi, boksör, tenisçiydi. Aurelio’suz Fenerbahçe’yi, yenilgilerde suçlayanların, aslında öteki futbolculara haksızlık ettikleri bir gerçekti.
Şimdi Emre ile Deivid, Galatasaray maçıyla güzel bir dönüş yaptı.
Herhalde, Aurelio türküsü çağıranlar, bu türkünün bundan böyle “demode” olduğunu anlayacaklardır.
Ah, bir de Guiza gol atsa...
Tribünler coşkulu.
Fenerbahçe, o alışık olduğumuz yavaş oyundan uzaklamış; maça farklı bir biçimde başladı.
Ancak Ankaraspor, öyle kolay kolay teslim olacak bir takım değil.
İlk dakikalar, Edu'nun ceza alanındaki müdahalesi ve Ankaraspor'un penaltı beklentisiyle geçti.
Daha 14. dakikada Semih’in sakatlanması, yerini Emre'ye bırakması kafalarda soru işaretlerine yol açtı. Ama Fenerbahçe, önceki maçlardaki Fenerbahçe değildi.
Karşılıklı ataklar maçın heyecanlı geçeceğini haber veriyordu.
Fenerbahçeli futbolcuların topu kaybedince prese başlamaları seyirciyi coşturdu.
Yunus Yıldırım, ikili mücadelelerde, yere düşmelerde düdük çalma ihtiyacı duymadı.
Guiza, yine ileride yalnız!
Dengeli giden oyuna bakınca, insan, ister istemez soruyor:
Fenerbahçe'de değişen ne?
Evet, değişen, öbür maçlarda olmayan mücadele, hırs!
Bu mücadele ve hırs, duran topların ustası Fenerbahçe'ye, duran bir toptan, Carlos'un ayağından golü getiriyor; tribünler daha bir coşuyor.
Carlos, duran toptan golü atmıyor; Deivid'den gelen pası, yerden bir vuruşla gole çeviriyor.
Gol, yeni gollerin habercisi.
Karşılıklı akınlar, Ankaraspor’un gol arama çabaları, maçı daha bir güzelleştiriyor.
İlk yarıdaki futbol, ikinci yarının daha zevkli geçeceğini gösteriyor.
***
Galatasaray maçındaki gibi bir serbest atış sonrası Fenerbahçe’nin ikinci golü geldi.
Yine Carlos, yine Lugano...
Alex, gollerden sonra ayağa kalkıyor, arkadaşlarının sevincine ortak oluyor.
İkinci golle, seyirci, coştu da coştu.
Zaten ilk yarıdaki görünüm, ikinci yarıda gol/goller olacağını haber veriyordu.
Fenerbahçe, orta alandaki mücadelesiyle eski günlere döndüğünü, kendine geldiğini gösteriyor.
İnsan, ister istemez soruyor:
Daha önce neredeydiniz?
Canlanmak için Galatasaray'ı yenmeyi mi beklediniz?
***
Volkan, 80. Dakikada yine bir “kahramanlık” yaptı. Önce topu elinden kaçırdı, ardından yerdeyken faulle karşı karşıya kaldı, ama yerde yatarken ayaklarıyla topa müdahale etti, Edu topu çizgiden çıkardı.
Seyirci, hakem Yunus Yıldırım’ı uzun süre ıslıkladı.
***
Ankaraspor’un hakkını da yemeyelim. Başkent ekibi, korkak oynamadı; “Ben de varım.” dercesine cesaretli oynadı. Ancak, fırsatları değerlendiren, Fenerbahçe oldu.
Fenerbahçeli futbolcularda önceki maçlardaki “tutukluk” gitmiş, yerine sonuca gidici hareketler gelmişti. Bu da, Saraçoğlu’na gelen seyircilere, televizyon başındaki milyonlara, ileride tadına doyamayacakları maçları izleme/seyretme müjdesi verdi
***
Herhangi bir başarısızlık durumunda Fenerbahçe’ye saldırmak için fırsat kollayanlar,
bunu hep Aurelio’nun gidişi üzerinden yaptılar. Sanki koskaca bir takımı ayakta tutan, tek bir futbolcuydu. Sanki futbol tek kişiyle oynanıyordu. Sanki Aurelio, futbolcu değil, koşucu, güreşçi, boksör, tenisçiydi. Aurelio’suz Fenerbahçe’yi, yenilgilerde suçlayanların, aslında öteki futbolculara haksızlık ettikleri bir gerçekti.
Şimdi Emre ile Deivid, Galatasaray maçıyla güzel bir dönüş yaptı.
Herhalde, Aurelio türküsü çağıranlar, bu türkünün bundan böyle “demode” olduğunu anlayacaklardır.
Ah, bir de Guiza gol atsa...
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır