- Kategori
- Futbol
Gökçek'in 'onursal'lığı, Ankaraspor'un onuru

sen neymişsin be abi!
NTV Spor'daki Not Defteri programını çok beğeniyorum, oldum olası futbolun öteki yüzünü gösteren programları sevmişimdir. İşte o programda, geçen haftanın gözden kaçan konularından birini görme fırsatı buldum. 4. kez seçilerek kendini Ankara'nın 1 numarası ilan eden İ. Melih Gökçek kucağında bir çocukla muhteşem bir demeç verdi. Ankaraspor'un düşüşü, onun seçimlerle ilgilenmesi ve Ankaraspor'la ilgilenmemesinden kaynaklanmış, seçimler bitmiş, o yüce insan Ankaraspor'a bir konuşma yapmış, Ankaraspor hemen kazanmış onun sayesinde!
Biz de düşünüp duruyorduk, bu Ankaraspor neden 10 haftadır kazanamıyor diye. Muhterem kişilik Melih Gökçek bey, Ankaraspor'a 'sihirli ellerini' değdirince iş çözümlendi. Seçimle geçen kayıp günlere yanmamak elde değil. Aykut Kocaman gibi bir teknik adam demek ki haftalardır havanda su dövüyormuş. Ben de diyorum 6 yıldır şampiyon olamayan Beşiktaş'ta ne eksik diye. Cevabı buldum. Eksiğimiz Gökçek'in hitabetiymiş. Elini değdirdiği yere nur yağdıran bu saygıdeğer kişi, Ankaraspor'a yağdırdığı gibi keşke bize de keşke nur yağdırsa da yüce kudretinden yararlansak!
Bu en başta, Aykut Kocaman gibi bilgeliği tescillenmiş, her gittiği takımda fark yaratmış bir teknik direktöre olmak üzere başarı için şartlanmış , amacı sadece karakterli futbol oynamak olan Ankaraspor futbolcularına hakarettir.. Bu, siyasetçilerin futbolun içinde olmayı ne kadar abarttığını, kendilerini ne kadar ilahlaştırdığını gösteren çok büyük bir örnektir.
Futbol-siyaset ilişkisi, çokça yazdığım, yazdıkça derinleşen ve çirkinleşen, içiçe geçmiş ve organik bir bağ oluşturmuş, dünyada da örnekleri olan bir ilişkidir. Siyasetçilerimiz, bu ülkede var olmanın yolunun futboldan geçtiğini çok iyi bildiği için, futbolun içinde olmayı hep tercih etmiştir. Önce belediye başkanlarının futbol takımlarının 'onursal' başkanı olma sıfatıyla belediyelerin vatandaşın vergisiyle toplanan parasını futbol kulüplerinin gereksiz transferlerine yatırmalarıyla başlamış, sonrasında futbolsever başbakan, ve onun seçtiği rahmetli federasyon başkanı, sonrasında ise siyasi görüşü, dini inancıyla fazlasıyla öne çıkmış futbolcular. Ama artık fazlasıyla tadı kaçtı bu işin.. Artık siyasiler kendi kudretlerinde boğulma seviyesine getirdiler işi. Belediyenin parasını kulüplere akıtmanın 'onur'la nasıl bir bağlantısı olabilir ki bu başkanları 'onursal' sıfatına sahip yapıyor? Hele dünyada 'onursal' başkan olabilecek en son kişi Melih Gökçek'tir ki, bunun üstüne kudretini bir futbolcunun isminde yaşatmak isteyerek 'isim babası' sıfatıyla kudretli ismini bir futbolcuya bile verebilmiştir.
Sonuçta futbolcu, profesyoneldir, aldığı parasına bakar, önünde Aykut Kocaman varken, dinleyeceği kişinin Melih Gökçek olacağını hiç sanmıyorum. Ama 'maçı almazsanız paranızı rüyanızda görün' dediyse iş değişir tabi. Aykut Kocaman'a da düşen, onurlu duruşunu devam ettirmesi ve Ankaraspor'un teknik direktörlüğünü bırakmasıdır. O Aykut Kocaman ki şampiyonluk golünü attığı bir maç sonrası 'rakip takım için üzülüyorum' diyebilmiş, bu sebeple başkan Ali Şen'i karşısına almış, çok sevdiği Fenerbahçe'den uzaklaştırılmış, ama duruşundan ödün vermemiştir. Aynı duruşu kendisinden yine bekliyoruz. Aykut Hoca, kocaman yüreğini ve saygıdeğerliğini yine göstersin bize, ve Melih Gökçek'in takımını çalıştırıp , bir de üstüne başarı gösterip Gökçek'in tv'lerde gevrek gevrek gülümsemesini engellesin, bir kez daha kendisini ayakta alkışlayalım.
Biz de düşünüp duruyorduk, bu Ankaraspor neden 10 haftadır kazanamıyor diye. Muhterem kişilik Melih Gökçek bey, Ankaraspor'a 'sihirli ellerini' değdirince iş çözümlendi. Seçimle geçen kayıp günlere yanmamak elde değil. Aykut Kocaman gibi bir teknik adam demek ki haftalardır havanda su dövüyormuş. Ben de diyorum 6 yıldır şampiyon olamayan Beşiktaş'ta ne eksik diye. Cevabı buldum. Eksiğimiz Gökçek'in hitabetiymiş. Elini değdirdiği yere nur yağdıran bu saygıdeğer kişi, Ankaraspor'a yağdırdığı gibi keşke bize de keşke nur yağdırsa da yüce kudretinden yararlansak!
Bu en başta, Aykut Kocaman gibi bilgeliği tescillenmiş, her gittiği takımda fark yaratmış bir teknik direktöre olmak üzere başarı için şartlanmış , amacı sadece karakterli futbol oynamak olan Ankaraspor futbolcularına hakarettir.. Bu, siyasetçilerin futbolun içinde olmayı ne kadar abarttığını, kendilerini ne kadar ilahlaştırdığını gösteren çok büyük bir örnektir.
Futbol-siyaset ilişkisi, çokça yazdığım, yazdıkça derinleşen ve çirkinleşen, içiçe geçmiş ve organik bir bağ oluşturmuş, dünyada da örnekleri olan bir ilişkidir. Siyasetçilerimiz, bu ülkede var olmanın yolunun futboldan geçtiğini çok iyi bildiği için, futbolun içinde olmayı hep tercih etmiştir. Önce belediye başkanlarının futbol takımlarının 'onursal' başkanı olma sıfatıyla belediyelerin vatandaşın vergisiyle toplanan parasını futbol kulüplerinin gereksiz transferlerine yatırmalarıyla başlamış, sonrasında futbolsever başbakan, ve onun seçtiği rahmetli federasyon başkanı, sonrasında ise siyasi görüşü, dini inancıyla fazlasıyla öne çıkmış futbolcular. Ama artık fazlasıyla tadı kaçtı bu işin.. Artık siyasiler kendi kudretlerinde boğulma seviyesine getirdiler işi. Belediyenin parasını kulüplere akıtmanın 'onur'la nasıl bir bağlantısı olabilir ki bu başkanları 'onursal' sıfatına sahip yapıyor? Hele dünyada 'onursal' başkan olabilecek en son kişi Melih Gökçek'tir ki, bunun üstüne kudretini bir futbolcunun isminde yaşatmak isteyerek 'isim babası' sıfatıyla kudretli ismini bir futbolcuya bile verebilmiştir.
Sonuçta futbolcu, profesyoneldir, aldığı parasına bakar, önünde Aykut Kocaman varken, dinleyeceği kişinin Melih Gökçek olacağını hiç sanmıyorum. Ama 'maçı almazsanız paranızı rüyanızda görün' dediyse iş değişir tabi. Aykut Kocaman'a da düşen, onurlu duruşunu devam ettirmesi ve Ankaraspor'un teknik direktörlüğünü bırakmasıdır. O Aykut Kocaman ki şampiyonluk golünü attığı bir maç sonrası 'rakip takım için üzülüyorum' diyebilmiş, bu sebeple başkan Ali Şen'i karşısına almış, çok sevdiği Fenerbahçe'den uzaklaştırılmış, ama duruşundan ödün vermemiştir. Aynı duruşu kendisinden yine bekliyoruz. Aykut Hoca, kocaman yüreğini ve saygıdeğerliğini yine göstersin bize, ve Melih Gökçek'in takımını çalıştırıp , bir de üstüne başarı gösterip Gökçek'in tv'lerde gevrek gevrek gülümsemesini engellesin, bir kez daha kendisini ayakta alkışlayalım.