- Kategori
- Futbol
Önce Fenerbahçeliler yanıtlasın: Bir takımı “tutmak” mı, “sevmek” mi?

Tepeden bakınca da içindekiler "BÜYÜK" gözüksün!...
Bir futbolsever için, akla ilk gelen, bir takımı “tutmak”tır. Çünkü “kalıplaşmış” sözükler/ sözlerle düşünmeye, konuşmaya alıştırılmış bir toplumuz. Çoğu konuda, bir sorunun yanıtı beklenirken “Yoktur birbirimiz farkımız!” misali. Sadece adlar, yer, zaman farklıdır. O bakımdan “kalıplaşmış söz"ler, bana hep “kuru” gelmiştir. İşte, bunlardan biri de, “Hangi takımı tutuyorsun?” sorusu ve “Fener’i”, “Fenerbahçe’yi” yanıtı.
****
Konuyla ilgli bir yazımdan (*) iki bölüm aktarmak istiyorum:
Futboldan anlıyorsan, hoşlanıyorsan, mutlaka bir futbol takımının yandaşı olmalısın.
Toplumda böyle yaygın bir kanı var.
Akla gelen de “Üç Büyükler” oluyor:
Beşiktaş.
Fenerbahçe.
Galatasaray.
*****
12 Eylülcü Kenan Evren Fenerbahçeli.
Hürgeneral Yaşar Büyükanıt Fenerbahçeli.
Recep Tayyip Erdoğan Fenerbahçeli.
Daha başkaları da...
Ben de Fenerbahçeli'yim.
Ama onların Fenerbahçeli olduğu bir ortamda Fenerbahçeli olmak bana zor geliyor.
Benim onlardan bir “fark”ım olmalı.
12 Eylülcü’ye, Hürgeneral’e ve Tayyip Bey’e soralım:
“Hangi takımı tutuyorsunuz?”
“Fenerbahçe’yi!”
Siz bana sorun:
“Hangi takımı tutuyorsun?”
“Ben takım tutmam!”
“Öle mi?”
“Ben takım severim!”
“O zaman, hangi takımı seviyorsun?”
“Fenerbahçe’yi!”
İşte, benim “fark”ım:
Başkaları takım tutar, ben takım severim.
Var mı itirazı olan?
*****
Fenerbahçe-Ankaragücü maçını izleyemedim. Çünkü maç oynandığında bir Galatasaraylı’nın düğünündeydim (**).
Bu sabah gazeteleri okurken, internette gezinirken, Şükrü Saracoğlu Stadı'ndaki “tepki”, beni bir takımı “tutmak” mı, “sevmek” mı üzerinde bir kez daha düşünmeye götürdü.
Gördüm ki, “sevmek”, her şeyin üstünde geliyor.
Gördüm ki, stattan yükselen “tepki”de “sevgi”nin zerresi yok!
“Kin”in, “öfke”nin, “dellenmişlik”in, “çıldırmışlık”ın... olduğu yerde “sevgi” aramanın anlamı var mı ki?..
*****
Bugün, “öfke”nin, “dellenmişlik”in, “çıldırmışlık”ın etkisiyle çevresine “olumsuzluk” saçanlar, yarın bir “başarı”da hangi yüzle, alanlarda/ statlarda <ı>“başarı türküleri”ı> söyleyecekler?
Bu, “iki yüzlülük” niye?
"Normal olmak ” varken, “anormal olma” durumuna düşme niye?
*****
Futbolsever, takımını “seven”, olumlu ve olumsuz sonuçları olgunlukla karşılayacak “olgunluk”ta olmalı; “bulanık suda balık avlayanlar”ın “dümen suyu”na gitmemeli, “geçimini çenesiyle kazananlar”ın dolduruşuna gelmemelidir.
Onun için inadına “Bir takımı sevmek!” diyorum.
* http://www.gazeteport.com.tr/YAZARARANIYOR/NEWS/GP_288750
** http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=175961