​ Fenerbahçe'nin gelecek planlaması / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '10

 
Kategori
Spor
 

Fenerbahçe'nin gelecek planlaması

Fenerbahçe'nin gelecek planlaması
 

Fenerbahçe’nin gelecek planlamasının geri planında doğru şeyler olduğunu düşünüyorum. Takımlarımızın belli bir istikrar çizgisi yakalamaları için mutlak başarı ve şampiyonluk eksenini biraz ötelemeleri gerekiyor. Kuşkusuz bunun Türkiye şartları için çok anlaşılır bir şey olduğunu da biliyorum.

Ancak…

Beşiktaş’ın yaklaşan kongresi öncesinde ortada dolaşan ve dudak uçuklatan borç rakamları karşısında; yine Galatasaray’ın yıllardır yaşadığı ekonomik zorlukları gördüğümüzde kulüplerimizin kendilerine çeki düzen vermeleri gerekliliği artık hayati bir öncelik halini almış durumda.

Fenerbahçe’de bir takım şeyler olduğunu görüyoruz, izliyoruz. Dün Sn. Ercan Güven’in Semih’le ilgili yazdığı gerçekler çok ilginçti. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali, bir de tarzını bildiğimiz yazarın dile getirdiği şeylerin gerisinde gerçeklik olduğunu ister istemez düşünüyorsunuz. Bir çok haberi yalanlayan Fenerbahçe internet sitesinin bu yazı karşısında suskun kalması da ilginç bir detay elbette.

Semih, Fenerbahçe’nin yeni milenyumdaki en ilginç deneyimi oldu. Belki de Aziz Yıldırım’ın özel projesiydi. Artık Türkiye’de yerli santrafor olmak başlı başına bir olay haline gelmişken, Fenerbahçe gibi bir takımda birinci adam haline gelmek neredeyse imkansız gibi bir şey.

Bugün hangi Fenerbahçeli taraftarla konuşursanız konuşun ağzından şu cümleyi duyarsınız.

“Takıma öncelikle iyi bir golcü almak gerekiyor!”

Semih, Fenerbahçe camiasına bu güveni veremedi. Bu asla onun futbolculuğuyla ilgili bir şey değildir. Bırakın Türkiye’yi dünya üzerinde 2008 Avrupa Şampiyonası yarı final maçında Almanya’ya attığı ikinci gol vuruşunu yapacak çok az yetenek vardır.

Semih, bir seçim yapacaktır. Ya bu sürecin içinde aynı devam etmeyi kabul edecek ya da tepkisini dile getirecektir. Anladığımız kadarıyla Semih ikinci yolu seçmeye başladı. Bir anlamda da “yeter” dedi. Açıkçası her iki durumu da anlayabiliyorum; şu an yaptığı seçimi ise destekliyorum.

Semih ne yaparsa yapsın Fenerbahçe’nin bir numaralı golcüsü olamayacaktır. Varlığı da kamuoyunda bir beklenti oluşturuyor. Haliyle de bu bir baskı unsuruna dönüşüyor.

Kezman varken de neden Semih oynamıyor sorusunu soruyorduk; Güiza’nın mevcudiyeti ister istemez eşyanın doğası gereği bu sorguyu beraberinde getiriyor. Güiza bile bundan ne kadar etkileniyor ki; son maçında attığı gol sonrasında Semih’e koşuyor.

Artık bütün tarafları bu anlamda anlayabilmek gerekiyor.

Gündemde iki yurtdışı kökenli yerli oyuncunun durumu var. Kazım ve Önder’in takımla ilişkisi kesildi.

Peki, şimdi şu soruyu soralım.

“Fenerbahçe, Kazım ve Önder’e kullanmaları için yeterli zaman ve şans verdi mi?”

Önder bu sezon Fenerbahçe’nin yanı sıra milli takım formasını da giydi. Fatih Terim bu tercihinde hata yapıp yapmadığını kendisine fazlasıyla sormuş olabilir. Kuşkusuz Önder’in kariyerini iki maçla değerlendirmiyoruz. Altını çizmeye çalıştığım, şans bulmakla ilgili. Önder son dönemde çok ciddi bir form düşüklüğü yaşadı. Beraberinde birkaç futbolcunun da bunu yaşadığını gördük. Buradan bütün takım etkilendi.

Takım olmakla ilgili olarak Pazartesi günü yazdığım yazıyı bir kere daha referans göstermek istiyorum.

Önder sezon başında Fenerbahçe ile zoraki bir nikah kıymıştı. Çünkü takım bulamamıştı. İster istemez bu durum her iki tarafın birbirleriyle olan ilişkilerini etkilemiştir. Hiç kimse makine değil; insani bir şeyden söz ediyoruz. Bu da Önder’in futbolculuğunu tartışmamızı gerektirmez.

Kazım bambaşka bir dünyanın içinde yaşıyor bana göre. Türkiye şartları için fazlasıyla geniş bir futbolcu. Örneğin Kazım’ın Trabzonspor formasını giydiğini hayal bile edemiyorum. Herhalde sabah akşam şehrin içinde taraftarlarla kavga ettiğinin haberlerini okur dururduk.

Sporcu olmak çok farklı bir durumdur.

Roberto Carlos’un açıklamalarından okuyoruz “biz de eğleneceğiz elbette” diyor. Kariyerinin sonbaharına gelmiş ve futbolculuğunu her zaman en üst düzeyde göstermiş bir futbolcu için bu cümleyi kurmak anlaşılırdır, kabul edilebilirdir. Çünkü bu adam aradaki dengeyi kurmuştur.

Ancak aynı şeyi Kazım için, Batuhan için söyleyemiyoruz. Çünkü kaldıramıyorlar, bir arada götüremiyorlar.

FBTV’de Fenerbahçe’nin antrenman görüntülerini izliyoruz. Kazım koşmuyor. Her an bir eğlence peşinde. Sahada da bunu yaşamak istiyor. Ancak profesyonel futbol çok daha dikkat, özen ve ciddiyet istiyor.

Fenerbahçe’nin yaptığı ve aldığı kararları bu tarafından okuyabilmek, görebilmek gerekiyor.

Böylesi radikal ve sert önlemler takım içinde etki yaratır; ses getirir. Hele onların yerinde görev yapacak genç futbolcular için kuşkusuz çok daha önemlidir.

Yepyeni bir on yıla başladık. Takımlar kendilerini ister istemez yenilemek zorundadır. Hele Fenerbahçe gibi takımların beş yılda bir kadrosunda revizyonlar yapması şarttır. Daum’un Fenercell için taraftarının sorularını cevaplarken bize verdiği mesajın içinde de bu var.

Tepkiden önce anlamaya çalışmak ve görebilmek için de yeterince zaman bırakmak gerekiyor.

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..