- Kategori
- Spor
Fenerbahçe'nin gol atma sorunu üzerine...

Daum’un şampiyon olduğu ilk 2003-2004 sezonunda Fenerbahçe rakip kalelere 82 adet gol göndermişti. Bir sezon sonra gelen ikinci şampiyonlukta da 77 gol bulmuşlardı. Zico’lu Fenerbahçe’nin attığı gol sayısı 65 olmuştu.
Gelelim kayıp sezonlara…
Geçen seneden başlayalım ve sıralayalım.
2008-2009 – 60 gol ve 4.
2007-2008 – 72 gol ve 2.
2005–2006 – 90 gol ve 2.
2002–2003 – 55 gol ve 6.
2001-2002 – 70 gol ve 2.
“Şu bir gerçek ki Fenerbahçe çok gol attığı sezonlarda ligin zirvesine oynuyor.”
Daum’un 90 gol atarak son saniyede Appiah’ın kaçırdığı golle Denizli’de kaybedilen şampiyonluk futboldaki en maksimal örnektir. Burada Fenerbahçe başarısız olmamış, Galatasaray üstün performans göstermiştir.
Fenerbahçe’nin bu sene göstermiş olduğu performans geçen senenin bir tekrarı paralelinde devam etmektedir. 16 maçta 30 gol atmıştır ki maç başına iki golün altında bir sayıdır. Geçen sene ise sadece bir gol daha fazla atmıştı.
Fenerbahçe’nin gol atması şampiyonluğu ile çok yakından ilgili bir göstergedir. Bu nedenle de düşünülmeğe değerdir.
Açıkçası yönetimin son zamanlarda “bir futbolcusunun” adının “şike söylentilerine” karışmasına mesai harcıyor oluşu gerçekten çok önemli bir sorundur. Bir diğer futbolcusunun üç aydır kendisine kulüp bulmaya çalışması ve her hafta medyada bunun konuşuluyor olması da… Fenerbahçe tarihini yakından takip edenler bilirler ki; başarının geldiği sezonlar böylesi haberlerin ve söylentilerin en az olduğu yıllara denk düşmektedir.
Fenerbahçe takımı bu anlamda bir senkronizasyon sorunu yaşamaktadır. Büyük bir ihtimalle de takım için bazı gruplaşmalar başlamıştır ki hatta bu Güney Amerikalı futbolcuların kendi arasında bölünmeye kadar gitmiştir.
Bu sayfada daha önce Daum’un yıldız futbolcular karşısında zafiyetini konuşmuş, kendi sisteminden tavizler vermesine kadar yol açtığını tartışmıştık. Önemlidir, çünkü bir teknik adamın en büyük sorunu 100 milyon dolarlık ya da euro’luk bir takıma hakim olmasıdır.
Daum’un sisteminin doğru ancak futbolcu seçimlerinin sıkıntılı olduğunu düşünüyorum.
Fenerbahçe’nin temelde en büyük sorunlarından bir tanesi, yukarıda vurgusunu yaptığımız sıkıntının maç sırasında takımın bütün konsantrasyonunu, uyumunu bozuyor oluşudur.
Emre’nin maç sırasında, sonrasında bir takım arkadaşlarıyla girdiği tartışmalar çok önemli işaretlerdir. Olmaması gerekir; ancak eğer böyle bir tepki varsa bunun nedenini sorgulamak durumundayız. Belki bu bizim işimiz değil, daha çok Aykut Kocaman’a ait bir sorumluluk; ancak bizler de bir ucundan fikirlerimizi paylaşıyoruz. Sportif direktör bu anlamda aşırı hırstan söz ediyor. Umuyoruz ki onun söylediği doğrudur.
Cumartesi akşamı Ankaragücü karşısında özellikle 2-1 geriye düştükten sonra ortaya koyulan mücadele ve özellikle sivrilen futbolcular Fenerbahçe’nin esas kahramanları, kurtarıcılarıdır.
Bir süredir medyaya yansıyan Özer ile Alex yakınlaşmasının arka planında yatan şeyin ne olduğunu maç sırasında çok iyi gördük. Alex soluna Özer’i sağına da Mehmet Topuz’u alarak çok önemli ataklar geliştirdi. Belki de bu sezon fazla görmeye alışık olmadığımız bir senaryo gerçekleşti; 1-0 öne geçip, maçı 2-1 tamamladığını artık sıklıkla görmeye başlamıştık, ancak 2-1’den 3-2 gelen bir ilk oldu.
Fenerbahçe’nin kullanamadığı çok önemli silahları var. Özer Hurmacı bugün Beşiktaş formasını giyiyor olsaydı, sanırım Yıldırım Demirören cam arkasından maç izlemek sorunda kalmazdı, büyük bir ihtimalle de Beşiktaş şu an beş puan farkla ligin tepesinde oturuyor olur, Denizli de her gün bir gazete futbolu ne kadar iyi bildiğinin yorumlarını yapıyor olurdu.
Oysa Daum Özer için Ankaragücü maçının sonrasında dahi hala sakatlığından, hazır olmamasından söz etmektedir ki; inandırıcı değildir. Özer yaklaşık iki aydır çok hazır bir şekilde kenarda sıranın kendisine gelmesini beklemektedir; aynen Semih gibi. Semih, Daum’un 2003’ten beri tanıdığı bir oyuncudur ve hala ilk izlenimini silememiştir. Bu çok ciddi kurtulmak gereken bir saplantıdır.
Ancak, bir takım tek santrafora bağlı kalamaz. Bu futbolcunun Güiza olmadığı artık anlaşılmıştır. Fenerbahçe yıllar önce Nobre hamlesinin bunun için yapmış, tam isabet sağlamıştı; şampiyonluk gelmişti. Sanırım Nobre de hayatının en gollü sezonunun yaşamıştı. Aykut Kocaman bu oyuncuyu bulmak için Güney Amerika kıtasında dolaşmasına gerek yok. Avrupa’da da bu anlamda fazlasıyla kaynak mevcuttur.
Son on yılın istatistik verileri Fenerbahçe’nin ligi şampiyon tamamlayabilmesi için en az 65 gol bulması gerektiğini söylüyor ki; maç başı 2.5 gol demektir, Güiza ile bu hedefe ulaşmak hayaldir.
Fenerbahçe’nin sezonun ikinci bölümüne başlamadan önce bir dizi radikal önlemler, kararlar alması gerekiyor. Şimdi bunları sıralamanın yeri değil. Sadece ima etmekle yetinelim.
Uzay Gökerman