​ Galatasaray'ın gol yeme sorunu / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '09

 
Kategori
Spor
 

Galatasaray'ın gol yeme sorunu

Galatasaray'ın gol yeme sorunu
 

Galatasaray 16 maç sonunda kalesinde gördüğü 21 gol ve maç başı 1,31 ortalama ile böyle giderse ligin sonuna kadar yaklaşık 45 gol yiyeceğini hesaplayabiiliyoruz.

Bu ne demek?

Şampiyon olduğu 2007-2008 sezonunda 23 golle tamamlamışlar.

Yine 2005-2006 sezonunda 34, 2001-2002 şampiyonluğunda da kalelerinde 31 gol görmüşler.

Beşinci oldukları geçen sene 39 gole ulaşmışlar. Yine 2006-2007 Fenerbahçe’nin 100. yıl şampiyonluğunda 37 gol yemişler. 2003-2004 sezonunda da bir rekor kırıp 47 golle birlikte ligi de 6. tamamlamışlar. Bu istatistikleri bozan tek sezonun üçüncü oldukları 2004-2005 olduğunu kalelerinde 25 gol gördüğünü söyleyebiliyoruz.

Burada belirginleşen “şampiyonluğa oynayan takımların maç başı ortalama 1 golün üzerine çıktıklarında hedeflerinden uzaklaşmaya başlamalarıdır.”

Şu an Galatasaray’la birlikte bu ortalamayı zorlayan tek takım Fenerbahçe oldu, maç başına bir golün çok az üzerinde bir golle de devam ediyor.

Takımlar bu şekilde oynamaya ve ortalama yapmaya devam ederse muhtemel dizilişin de;

1. Beşiktaş
2. Kayserispor
3. Bursaspor
4. Fenerbahçe
5. Galatasaray

Şeklinde olması beklenebilir ki; bu geçtiğimiz sezonun bir kopyasıdır, sadece ikinci ve üçüncü sıradaki takımların adı değişmiş olur.

Galatasaray’ın bazı köşe yazarları, sezon başında Rijkaard’ın “yediğimden bir fazla atar kazanırım” felsefesini bol gol ziyafeti nedeniyle destekliyorlardı. Çünkü gerçekten gol futbolun en keyif veren "doyum anıydı" ve şu bir realitedir ki doyum anında düşünce ortadan kalkar. İnsanlar o anın zevkini çıkarırlar.

Fakat dünyanın hiçbir ülkesinde gol yemek kabul edilir bir şey değildir. Gol yiyen takımın başarılı olması da mümkün değildir. Ötesi bir efsanedir. Çünkü yemek kolay, atmak ise hem zahmetli hem de çok zordur.

Düşünün ki günümüz futbolunun en sağlam defanslarından bir takımı olan Chelsea bu hafta Everton karşısında üç gol atmasına karşın maçı kazanamadı. Yine bir başka çarpıcı örnek verelim, geçen sene Liverpool çok gösterişli bir futbola Arsenal’e dört gol atmasına rağmen maç 4-4 bitti, belki de Liverpool’u bu sezon önü alınmaz düşüşe sürükleyen karşılama, milat bu karşılaşma oldu.

"Bir takım çok organize bir atak geliştirir, karşı takımın da yapacak bir şeyi kalmaz. Bu bir taktik varyasyondur, burada yenene değil atılana bakılır."

Galatasaray takımı bu söylediğimiz şeyden farklı bir görüntü içindedir. Bugün 21 golden söz ediyoruz ancak bir bu kadar da rakiplerine pozisyon verdiğini hatırlatmamız gerekiyor. 3-0 kazandıkları Beşiktaş maçının nasıl böyle sonuçlanmış olduğunu her iki takım da anlayamadı. O maçta Galatasaray’ın gol yememiş olması değil, Beşiktaş’ın atamamış olması dikkat çekiciydi. Kasımpaşa maçında yine rakip takımın beceriden yoksun ayaklarının gol kaçırma yarışına girdiğini izledik. 4-3 kazandıkları Trabzonspor karşılaşmasında da maç 4-4 bitebilir hatta 5-4 kaybedebilirlerdi de. Galatasaray Kadıköy’de sıçrayamadı ve maçı üç golle bitirdi ki bu karşılaşmada hiçbir varlık gösteremediği gibi yine tarihi bir hezimetten ezeli rakiplerinin "golcülerinin" beceriksizliği yüzünden kurtuldular.

Galatasaray sonra oyun şablonunu değiştirdi; üç ön liberolu bir dizilişe geçti. Bu takımın defansif yönünü güçlendirip, ileri çıkışlarını ve pozisyon bulmasını zorlaştırdı. Çünkü bu üçlü çok iyi alan kapatmakla birlikte hücum organizasyonu geliştirmede yetenek gösteremiyorlardı. Eleştilerin dozu artınca biraz da Elano’nun ne işe yarayacağı soruları fazla sorulmaya başlayınca Rijkaard tekrardan ilk taktiğine döndü, üstelik Elano ile oynamaya başladı.

Elano, Keita, Arda, Kewell, rakip hücuma geçtiğinde savunma görevini tam anlamıyla yapan futbolcular değiller. O zaman orta sahada oynayan iki oyuncu ile defansın ortasındaki iki stoper çok önemli bir görev yükleniyorlar. Bu görevi Beşiktaş’ın dörtlüsü mükemmel yerine getirdiği için Beşiktaş ligde Galatasaray’ın üçte biri kadar gol görmüş kalesinde. Ancak Galatasaray’ın ancak yarısı kadar da gol bulabilmişler.

Galatasaray’ın orta göbeği güçlü futbolculardan kurulmuş olmakla birlikte stoper mevkinin ciddi sıkıntı içinde olduğunu söyleyebiliyoruz. Son Antalyaspor maçı gösterdi ki bu bölgenin adamları takımın ofsayt taktiğini bile yönetmekte çok aciz kaldılar. Galatasaray'ın yediği iki golü Avrupa'daki önemli ve güçlü rakipleri tebessümle izlemiş olmalıdır.

Defansının sağ ve solunda oynayan futbolcuların da belli bir standardın altında kaldığını gördük. Hakan Balta sol kanatta bile yeterli olamazken son maçta stoper bölgesine çekilmesi kötü sonuç verdi. Uğur takımın altyapısından yetişmiş, birçok kişinin büyük umutlar bağladığı bir futbolcu olmasına karşın bir Gökhan Gönül değil. Sabri bile değil. Takım savunmasının çok iyi oturduğu ve daha dengeli bir takımda sırıtmayabilir ama bence bu haliyle fazlasıyla sorunlu gözüküyor. Ancak son Antalyaspor maçında Caner’in bölgesinin daha büyük açıklar verdiği de bir gerçekliktir.

Galatasaray kadro olarak dengeleri tam oturmuş bir takım olmadığından çok gol yiyor ve bunu yaşamaya da devam edecek görünüyor. Defansında ne bir Ferrari var ne de Bilica, Lugano ayarında bir oyucu var. Orta sahasında Ernst/Fink benzeri bir oyuncusu da yok. Mevcutlar rakiplerine göre hem güçsüz hem de futbol dışı eylemlere yatkınlar.

Ayrıca Galatasaray çok hücum oyuncusuyla sahaya çıkıyor. Elano bu takımın en zayıf halkası ve bu oyuncu Brezilya milli takımında oynadığı ve bu sezonun en fiyakalı transferlerinden biri olduğu için oynadığını herkes biliyor. Fenerbahçe’de Güiza nasıl kontenjandan oynuyorsa… Ama bir Santos kenarda oturuyor.

Şu da bir gerçek ki Keita ve Baros gibi de ne Beşiktaş’ın ne de Fenerbahçe’nin bir hücum silahı yok.

Türkiye’de transferlerin yanlış yapıldığının çok bariz örneğidir Galatasaray. İhtiyacı olmadığı halde Elano’yu kadrosuna katması, orta sahaya ya da defansına takviye yapmaması çok ciddi bir hata olarak sezonun ortasında net bir şekilde görülmektedir.

Yani sorun temelde ne Rijkaard’ta ne de sistemdedir; futbolcunun kalitesinde ve özelliklerinde düğümlenmektedir. Son olarak Rijkaard’ın futbolumuz için bir şans olduğunu düşünmeye devam ediyorum. Kuşkusuz sezon ortasında söz konusu bölgelere en az iki kaliteli takviye yapılmazsa Galatasaray 47 gol sayısını bile zorlayacaktır.

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..