- Kategori
- Spor
Fenerbahçe'nin yeni "refleksleri"

Tarih 5 Mayıs 1996’yı gösteriyor. Yer Trabzon Avni Aker Stadyumu ve maçın 82. dakikasında Aykut Kocaman Trabzonspor kalesine ikinci golünü attığında Türkiye’deki bütün Fenerbahçeliler çok zor olan bir rüyanın gerçekleşmesiyle sokaklara dökülmeye hazırlanıyordu. Fenerbahçe 1989’da yaşanan o gösterişli şampiyonluktan yedi uzun ve kahır dolu yıldan sonra mutlu sona yaklaşmıştı.
Evet, maç 2-1 bitmiş, Fenerbahçe de sezonun tamamlanmasına iki maç kala iki puan farkla Trabzonspor’un önüne geçmişti. 19 Mayıs 1996 günü de şampiyonluğunu ilan edecektir.
Fenerbahçelilerin büyük sevinci o hafta içinde gelen bir haberle alt üst olacaktır. Fenerbahçe’nin efsane futbolcuları Oğuz ve Aykut’un takımdan gönderilmesine karar vermişti, “Ali Şen Başkan Fenerbahçe Şampiyon”un tek adamı.
Ali Şen aldığı bu kararı tek bir cümle ile özetleyecektir.
“Ben Oğuz’la Aykut’u sevmiyorum.”
Fenerbahçe taraftarı bu kararı hiçbir zaman kabul etmedi. Bunu da yine çok sevdikleri başkanlarının gözleri önünde ilk İstanbulspor-Fenerbahçe maçının oynandığı İnönü Stadyumu’nda her iki futbolcuyu imparator-kral tezahüratları eşliğinde tribünlere çağırarak gösterdi.
Ali Şen’in “One-Man Show” İradesiyle alınmış bu karar Fenerbahçe’nin neredeyse sekiz yıl süren istikrarsızlığının başlangıcı olacaktır. Takımı şampiyonluğa ulaştırmış ve gerçek bir model uzmanı Carlos Alberto Parreira’nın takımdan kaçarcasına gidişinin geri planında yatan gerçeği de öğrenemeyecektir Fenerbahçe kamuoyu.
Bu bir Fenerbahçe klasiğidir. Fenerbahçe denilence akla gelen şey hep bu olmuştur.
Öyle olunca da Fenerbahçe istikrarı olmayan artık beşer, altışar sene aralıklarla şampiyonluklar yaşayan bir takım görüntüsünden kurtulamayacaktır. Oysa aynı dönemlerde Beşiktaş’ın üst üste üç, Galatasaray’ın iki ve dört şampiyonluk yaşadığını izleyecektir Fenerbahçeliler.
Ancak Fenerbahçe özellikle bir başka güçlü irade Aziz Yıldırım’ın başkanlığı döneminde çok hızlı bir değişim yaşayacaktır. Aziz Yıldırım bir taraftan tek adam olmayı sürdürürken diğer taraftan da kendisinden sonraki dönemin Fenerbahçesi’ni hazırlayacaktır.
Aziz Yıldırım mükemmel değil; ancak iyi bir başkan olduğunu özellikle son sekiz sene içinde fazlaıyla göstermiştir.
Olayları çok yakınından takip edebilme şansımız yok. Ancak son dönemde basın yoluyla takip edebildiğimiz kadarıyla Fenerbahçe’de bir “Önder Turacı” ile bir Kazım Kazım problemleri var. Geçtiğimiz hafta her iki futbolcunun da takımla ilişkisinin kesileceği yönünde haberler çıktı. Haberin merkezinde Aziz Yıldırım’ın iradesi vardı.
Ancak daha sonra Daum’un bu karara katılmadığının, Önder’i kamp kadrosuna dahil ettiğinin bilgisi geldi. Yani Daum’un iradesi başkanınkinin önüne geçmişti.
Birkaç hafta önce de Fenerbahçe’nin bu sorunlu iki futbolcusunun yarattığı kaos ortamında basının önüne geçen sportif direktör Aykut Kocaman bizlere yepyeni bir kelime öğretti.
Süreç içinde gelişen olaylara karşı artık “şartlı” hale gelmiş olan “reflekslerimizden” söz etti.
Aykut Kocaman’ın basının önüne geçmesi Fenerbahçe’nin bir refleksiydi. Doğruydu.
Ancak birkaç gün önce oynanan maç sonrasında Aziz Yıldırım’ın kameraların önüne geçmesi yanlış bir refleksti. Aziz Yıldırım daha sonra ortadan kayboldu. Ön plana Aykut Kocaman çıktı. Gerçekleri bütün içtenliğiyle anlattı. Yeni reflekslere sahip olmamızın altını çizdi.
O açıklamalardan sonra da takım toparlandı, kendine geldi, Avrupa’nın, ligin, kupanın birinci bölümünü zirvede tamamladı.
Tersi olsaydı, büyük bir ihtimalle futbol kamuoyumuzla birlikte herşey eskisine dönecekti.
Bir hafta sonra da Ali Koç ile Şekip Mosturoğlu yine basının önüne geçerek kulüple ilgili olarak genel konularda bilgi verdiler.
Fenerbahçe Futbol Federasyonu’nun aday olduğu 2016 Avrupa Şampiyonası başvurusunda adını anmadığı Şükrü Saraçoğlu Stadyumu için dün internet sitesinden çok detaylı bir açıklama, eleştiri metni yayımladı.
UEFA’nın final oynattığı bir stadyumun yerel federasyonun görmezden gelmesine karşı haklı bir tepkisini dile getirdi.
Bu da bir çeşit refleks örneğiydi.
Burada önemli olan detay şudur. Fenerbahçe artık bağlantıları doğru yerden kuruyor. O zaman da anlaşılır oluyor.
Açıkçası futbol takımı adına Daum’un karar vermesi doğru bir irade örneğidir. Hangi futbolcu olursa olsun, son karar yeri tek sorumluluk sahibi olanındır. Daum’a bunun teslim edilmesi onun takım üzerindeki etkisini ve gücünü de arttıracaktır.
Fenerbahçe’nin bize doğru refleks örnekleri verdiğini görüyoruz. Bu da Fenerbahçe’nin bütün spor branşlarındaki yerini sürekli kılıyor.
Uzay Gökerman