​ Fethiye izlenimleri / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '09

 
Kategori
Anılar
 

Fethiye izlenimleri

Fethiye  izlenimleri
 

Ünal Şöhret Dirlik Kütüphanesi'nde...


FETHİYE İZLENİMLERİ VE ÜNAL ŞÖHRET DİRLİK KÜTÜPHANESİ 

Yazan: Nabide Kılınç 

Akşam saatleriydi. Kaldığım hotelin kapısından dışarıya çıktım. Karşıma aniden çıkıveren “levha” Ünal Şöhret Dirlik Kütüphanesi beni heyecanlandırmıştı. Açıldığından bu yana merakla görmek, gezmek istediğim bu kütüphaneyi karşımda buluvermek akşamın en güzel anılarından biri oldu. 

Tekrar tam arka yönüme doğru döndüm, bir lahit ve gördüğüm FETAV kurumu. Gönül dostlarımın toplandığı kültür ve sanat vakfı. Meğer bana, tüm bu programların dibindeki merkezden “Kemal Hotel”den yer ayırtıvermiş Dilek Dinçer hanımefendi, ve Ünal ağabey. 

İçeriye girdim, karşımda bir fotoğraf duvarda asılıydı. Resme baktım, ve sordum? 

Hotel Kemal’i Fethiye’nin ilk tüccarlarından Kemal Kaya’nın torunları işletmektedir. Onların babası uzun yıllar Fethiye Ticaret Odası Başkanlığı yapan Erol Kaya’dır. Bu bilgileri Ünal ağabeye sordum. 

Pazartesi sabah saat 11.00’de Ünal Şöhret Dirlik, Recai Şahin, Sadettin Yalçın beyefendi ile televizyon kurumuna doğru yürüyoruz, yolda arabasıyla gelmekte olan belediye başkanı Behcet Saatci bize doğru gülümseyen, içten selamıyla , geçiyordu. Gülen gözleri sevgiyle dolan bir belediye başkanı oldukça etkileyici, idi. 

Belediye’deki ziyaretimiz sırasında kendisine iki maddelik görüşlerimi aktardım. Birinci madde olarak, çalışmalarınızı yakınen basından izlemekte ve okumaktayım, dedim. Derginizde şöyle demektesiniz; Biz mazeret değil iş üretiyoruz. Bunu yakalamış bir belediye başkanı olarak dolu dolu çalışmakta , üretken ve saygın, dinamik bir yöneticilik anlayışı ile Fethiye’yi fethetmektesiniz. Bunu ülkeye katkı olarak görmekteyim, çünkü ülkemin çalışkan ve üretken, hizmet eden köşe taşlarına ihtiyacı bulunmaktadır. Bu nedenle gerek yörenize, gerekse de ülkenize çok önemli bir katkı olarak değerlendirmekteyim çalışmalarınızı, dedim. Belediye Başkanımız da bana, seçimle iş başına gelenlerin mazeret lüksü yoktur, dedi. 

İkinci maddem olarak, kültür çevresine olan duyarlılığınız ve sorumluluğunuz içerisinde kültürü ile kalkınmakta olan Fethiye’nin kültürüne el koyan Ünal ağabeyin ismine kültür merkezinde açmış bulunduğunuz Ünal Şöhret Dirlik Kütüphanesi için sizi kutluyorum. Ve Fethiye kültürü Ünal ağabey ile yerel özellikleriyle de sizinle kalkınmakta olan bir kenttir diyerek, ayrılmak üzere vedalaşırken Başkanımız Behçet Saatçi olumlu, güleryüzlü bir yönetim anlayışı sergilemekte idi. Kendisi belediyeden bir çanta hazırlayarak, bizi uğurladı... Ziyaretimizde sevgili dost insan, şair Cahit Yargıcı ağabeyim de yanımızda bulunmakta idi. 

Sonra durağımız, basından birlikte çalıştığım Fethiye ve Gerçek Fethiye Gazetesi’ndeki arkadaşlarımıza kısa bir ziyaretim oldu. Fethiye Gazetesi’nde Muhammed bey çok sağolsun Yerkesik deyince hemen köşesinde gerek haberiyle gerekse de yazılarımla yer vermektedir. Gerçek Fethiye Gazetesi ile dostluğum Sıdıka Zeybek Kölemen ile 1994 yılından bu yana gönülle, hep çoğalarak devam etmektedir. Kütüphaneye Anadolu Basın’ın zor koşullarına rağmen, Gerçek Fethiye Gazetesi’ni bir süre göndermeye devam etti. Çok teşekkür ederim.  

Ünal Şöhret Dirlik, Recai Şahin, Sadettin Yalçın, ben televizyon kanalındaki program için yukarıya çıktık. Bu programın konusu tütün, şiir, yeni yıl ve nostalji idi. Bu nostaljiye Yerkesik olarak uzandık. Ben bu programa dinleyici olarak katılmıştım, ancak Ünal ağabey , benimle de program içinde oldu. Yerkesik birden gündemimize anlatımlarla, özüyle, sözüyle girdi. İlle de Yerkesik dedik, o akşam programda. Coğrafyasından, kültüründen, gelişmekte olan koşullarından, anılarından, eskilerden, türkülerinden, şairlerinden dem vurduk. Mutluydum, memleketimdi hepimizin sevgisi. Bu anlatımı verdiği için program yapımcısı Ünal Şöhret Dirlik ve konuklarına teşekkür ediyorum, F televizyon kanalı ekibine teşekkür ederim.Televizyon programı bitmişti. 

Yolumuz bu kez sonsuz saygı duyduğum, karşıma aniden çıkan heyecan “Ünal Şöhret Dirlik Kütüphanesi”ne düştü, Bu anı tarihe düşürdük, görüntüledik. Yanımızda her an bizi yalnız bırakmayan Şair Cahit Yargıcı beyefendi vardı. Kütüphanede, içinde çalışanlar sevgili dost arkadaşlarım, önemli eserlere karışmış . Bir çok kitap her yere yığılmış, gitgide çoğalmaktaydı. İçinde Güneyde Yaşayan Çınar’la anlam ve sevgi bulmaktaydı. Bu anın heyecanını ömrümün sonuna dek unutmayacak, yaşatacağım. 

İklimin ılıklığı akşamın batan güneşiyle beni dinlendirirken, Ünal ağabey ve çok kıymetli eşi teyzeciğimi evde ziyaret etmek amacıyla, o koca çınarın gölgesinde yürüyordum. Hep birlikte akşam yemeğini yerken , çok sevgili oğlu, genç Güvenç’le de tanıştık. Sonra eve çıktık... Hemen heyecanla evdeki Kütüphane yaptığı çalışma odasına girdim, gezdim. Kitaplar genişçe salona oraya bu köşeye, ortaya, yana, masaya, dolaba yığılmış, dizi dizi dosyalar, CD’ler, plaketler her şey iç içeydi. Aradığını nasıl bulduğunu sordum? Ben böyle hepsinin yerini tek tek biliyorum, dedi. O yığılma, oda dolusu kitaplar O’nun 24 kitabını nasıl durmadan üreterek, çalışarak, gezerek, görerek çıkarttığını göstermekteydi. Gece yayımlanan F televizyon kanalındaki programı dinledik . 

Salı sabahı, kendisini yüreğindeki sonsuz damlayla tanıdığım Şair Cahit Yargıcı ağabeyim beni almaya geldi, çıktık. Deniz kenarından limana kıyıya yürüdük. Güneş olabildiğince ısıtıyordu. Güneşin ışığı saçlarıma ışıyordu. Denizin kıyıya vuran suyun şırıltısında denizin kokusu hissedilmekteydi.. Uzun bir yürüyüşün ardından şehit pilot Fethi beyin heykelinin önünde durduk. Sevgili dost Cahit ağabey kitabını çıkardı, şehit Fethi beyle ilgili şiirini nasıl yazdığını anlatarak, şiirini okudu. Karşımızda sıra dağlar karlarıyla bembeyaz örtülmekte idi. Denizin suyunda martılar bir uçuşuyor , bir konuyordu. Bir teknenin kenarına bağlanmış kahverengi bal renginde şirin bir köpek görünüyor, bakınıyordu.  

Bir çay içmek için deniz kenarında oturduk., söyleşimiz kültür ve sanattı. Oğlu ile karşılaştık, tanıştık. O da öyle ismi gibi çağdaş bir genç. Yürüyüşümüzde, büfenin önünde duran kocaman narların kırmızı taneciklerinden sıkılmış bir bardak “nar suyu içtim” nefisti. 

Şair Cahit ağabeyle yürüyüşümüzün ardından, Fetav’ın Salı pazarında açmış olduğu kermese doğru yürüdük.Orada çok kısa kaldım. Gönül dostlarımız ile vedalaştım. Ünal ağabey de oradaydı, saat 14.00’e gelmekteydi. Ünal ağabey Uğur Dersanesi’ne gideceğini söylerken, ben hızla yürüyerek Müzeye koştum. Aynı bahçede Fethiye Halk Kütüphanesini gezdim. Ve çantamı aldım Fetav’a Dilek Dinçer ve Kadriye hanıma uğrayıp vedalaşmak istedim, Dilek hanımın Uğur Dersanesi’nde olduğunu söylediklerinde bir heyecan olduğunu hissetmiştim, meğer bu heyecan Uğur Dersanesi’nin Ünal Şöhret Dirlik ağabeyim ile ilgili hazırladığı vefa dolu iz bırakan bir etkinlik imiş. Bu heyecana katılmak, orada bulunmak ve görüntülemek isterdim, vaktim olmadı. Fethiye’den aynı gün saat 17.00 ‘de çok saygı duyduğum ağabeyim Ünal Şöhret Dirlik beni uğurladı.  

Fethiye’den dolu dolu, mutlu izlenimlerle ayrıldım. Sonsuz teşekkürler tüm güzel duygulara ve dostlarıma... 

 
Toplam blog
: 642
: 524
Kayıt tarihi
: 19.07.08
 
 

Muğla'nın YERKESİK  beldesinde dünyaya gelmişim.  Yöremin o solunacak havasını, coğrafyasını çok ..