- Kategori
- Gezi - Tatil
Fethiye plajları ve gezilecek yerler için rehber

Fethiye’li Fethiye koylarını pek bilmez. Denize gitmeyi, piknik yapmayı, balık tutmayı, güneşin batışını izlemi, çam ağaçlarının arasında yürümeyi, bisiklete binmeyi sevmezler. Bilir de yapmazlar. Yani sizin anlayacağınız bu insanlar güzelim doğa cenneti Fethiye’nin pek tadını çıkartmazlar.
Karpuz kabuğu denize düşmeden denize girilmez. Ne alakaysa!
Sıcaktan boncuk boncuk terliyorsun, her yerin sırılsıklam olmuş, hala denizin ısınmasını bekle. Soğukmuş!!!
Saroz’un ya da Karadeniz’in suyuna hiç girmedikleri için Akdeniz’in suyu soğuk gelir.
Eee ne zaman gireceğiz?
Haziranın ayından sonra.
O zaman da hoşaf suyu gibi olmuyor mu?
Öyle her zaman da denize de girilmez. Öyle insanlar bilirim ki koca yaz (ki bizim yazımız burdaki gibi iki ay olmaz, altı ay olur) hiç denize girmemiştir.
Fethiye’ye ziyarete gelen özellikle yerli turistler insanlarımızı biraz soğuk bulur. Aslında Akdeniz insanı sıcak kanlıdır ama buradaki soğukluğun nedenini galiba gelen turistlerle şehrin göbeğindeki ticaret ile ilgilenen esnafın muhatab olmasından olsa gerek.
Oysa Fethiye’nin köylerine gittiğinizde, size tanımadıkları halde selam veren, daha sıcak kanlı, misafirper insanlarla karşılaşırsınız. Ayrıca bu köylerde insanlar, ufak tefek ürettikleri ürünleri uygun fiyata satmak isterler. Almasanız bile ikram ederler.
Nedense paranın miktarı çoğaldıkca paylaşım azalır. Anadolu insanı daha bir yardımsever ve güleryüzlüdür. Çok mala, paraya sahip olmanın kaygısı insanların ilk önce suratlarına yansır. “Parama para katayım. Şunu da alayım, şunu da satayım” derdine düşer insan.
Sizlere önerim, Üzümlü Köyü, İncir Köy, Faralya Köyü, Kaya Köyü, gibi köyleri ziyeret edebilirsiniz. Bu yörelere özgü çok güzel şile bezleri(dastar), şarap, bal, zeytin, üzüm pekmezi, kekik suyu gibi doğal ürünleri satın alabilirsiniz. Bu köylere gidemeseniz bile Cuma günleri futbol sahasının yanında kurulan halk pazarına mutlaka uğrayın. Fethiye çevresindeki köylülerin getirdiği tamamıyla organik ürünlerden satın alın.
Eğer geceleri Fethiye’de kalıyorsanız, kesinlikle doğa yürüyüşlerine ya da bisiklet turuna çıkmanızı tavsiye ederim. Bu gezintiyi kalabalık mekanda yapmak istiyorsanız Karagözler ile Karayolları İşletmesi arasındaki deniz kenarında, yok kalabalıktan hoşlanmam derseniz, Karagözler mahallesinden başlayarak Letonya Tatil Köyü’nün yanından, Hillside Tatil Köyü arasındaki 6 km parkur çam ağaçları ve deniz manzarası arasında enfes bir turdur.
Hani bazıları “mangal olmadan olmaz” derlerya, buradaki ormanlık koylarda (Samanlık ve Boncuklu Koyları) sadece giriş ücreti ödeyerek hem mangalınızı yapabilir hem de denize girebilirsiniz.
Plajlar için ise önerim, ne istediğinize bağlıdır. Çocuğunuz varsa, yüzmeyi de çok iyi bilmiyorsanız Ölüdeniz Lagun’u çok iyi bir tercihtir. Yanlız çok kalabalık, biraz da pahalıdır. Yine kalabalıkda plaja girmek isterseniz lagun da değil de Belcekız Plajı’nı seçebilirsiniz. Biraz daha az kalabalık ve ağaçlık olsun derseniz 4-5 km ilerdeki Kıdrak Koyu(Likya World’ün yanı) olabilir.
Tatilinizi daha çok denizde geçirmek isterseniz hem Fethiye’den hem de Ölüdeniz’den kalkan tekne gezilerine mutlaka katılın. Birbirinden güzel koyların ve yüzmenin tadını çıkarın. Yanlız, adalar turuna çıkacağınız günün dalgasız olmasına dikkat edin. Deniz, içinizi dışınıza çıkarabilir!
Kalabalık olmasın, daha çok doğa olsun ve biraz da macera olsun derseniz (çocuğunuz da yoksa) o zaman size Kabak Koyu’nu, Kelebekler Vadisi’ni ya da Gemile Koyu’nu tavsiye ederim. Hem doğa, hem de deniz çok daha temiz, sessizdir. Kafanızı dinleyebilir, hatta hiç dönmek istemeyebilirsiniz. Çadırınız olmasa bile uygun fiyatlara buralarda kalabilir, yıldızların, ayın ve güneşin batışının tadını çıkartabilirsiniz. Yıldızlı tesis konforluğundan ziyade, aslında doğanın bize fazlasıyla konforlu davrandığını fark edersiniz. Hayatınızda bir tek çocukken gördüğümüz binlerce yıldızı yine görür, sırt üstü uzanıp yıldızlara ve aya bakarken aslında bu evrende ne kadar da küccücük olduğumuzu hatırlarız. Her akşam sanki sevgilinizle randevünüzü kaçırmamak gibi güneşin batışını da kaçırmazsınız. Gün boyu isterseniz pinekler, isterseniz doğa yürüyüşleri yaparak kelebeklerin, şelalenin ve cır cır böceklerinin tadını çıkartırsınız. Nedense doğanın bize sunduklarını farkettikçe bu güzelim yerlerin bozulmadan kalmasını ve tekrar gelmeyi ümit edersiniz. Ulaşım yoluna, denizin derinliğine, güneşin şiddetine, dalgalara, ve sürüngenlere dikkat! Yanınıza uygun ayakkabınızı, sinek kovunuzu, şinorkerinizi ve oltanızı almayı ihmal etmeyin.
Yok ben vahşi doğada yaşayamam derseniz size Çalış Plajı, Çiftlik Plajı, Katrancı ya da Günlüklü kamp plajlarını tavsiye ederim. Buralarda deniz yukarıda saydığım yerlerdeki gibi Turkuaz maviliği tonundan, biraz daha açılmışıdır. Deniz yine temizdir ancak derin olmadığı için o mükemmel mavilik de yoktur.
Eğer zamanınız olursa Günlüklü Kampı’na uğramanızı ve çadır kurmanızı öneririm. Dünyada çok nadir bulunan Günlük Ağacı’nın reçinesi çok faydalıdır. Bir çok ilaç ve kozmatik ürünlerinde kullanılmaktadır. Ayrıca bu ağaçların gölgesinde oturmak, mis gibi kokusuyla uyanmak insana mutluluk verir.
Son olarak Akdeniz ikliminin hakim olduğu bu yöreye sıcağın göbeğinde gitmeyin. En iyi tatil zamanı Mayıs, Haziran, Eylül ve Ekim aylarıdır.
İyi tatiller.