- Kategori
- Deneme
Fikir İşçilerinin Patronları
Bir kişinin fikrinde ne kadar ciddi olduğunu anlamak çok da kolay değildir. Bunun için hafif alkollü olması, gevşemesi belki de kendini güven içinde hissederek, geçmişi, geleceği, stratejilerin bir tarafa bırakılması yeterli değildir. Kişinin geçekten de farklı kaynaklardan beslenmesi, farklı kaynakların suyunun tadını tatması gerekir ki bu bile yeterli değildir. Neticede ilk göz ağrısı, duygusal bağlar kurulan yer ya da kaynaklar aleyhine kişiden kötü söz olmasa bile suçlayıcı ifadeler söylemesini beklemek olası değildir. O halde kişinin doğru söylediğini, elinde olmasa da yine de tarafsız düşünmesini sağlamak nasıl mümkün olabiliriz sorusunun tam bir cevabı yoktur. O halde kişi ya doğuşundan itibaren taraf olduğu, beslendiği kaynaklardan, beslenemediği kaynaklara olan hıncından, taraftarlığından sıyrılamadığı gibi tam ve objektif olamaz. Öte yandan mevcut ülkede çıkar sahiplerinin tekerine çomak sokacak eylemler yapamaz, manası da çıkarılabilir ki halk arasında konuşulanlarla, gerçekten yazılı kaynağa daha da önemlisi kendisini üne kavuşturacak kaynaklarla çatışarak fikir açıklaması zor hatta imkânsızdır. O halde duyduğumuz fikirler, sözler genellikle bir bakış açısını yansıtır ki bu da kontrollü olarak sahaya sürülen fikirlerdir. İş üne, işten para kazanmaya gelince bu iş sanıldığı kadar kolay değildir.
Bir fikir; söyleyeni ünlü edebilir, şartlar zaman uygunsa bu pekâlâ mümkündür ama eğer ki siz filozof, mezhep imamı Ebu Azam dahi olsanız yine de suçlanmaktan, o zamanın güç ve kontrol merkezleri tarafından idam edilmekten kurtulamazsınız. Biz elbette bunları biliyoruz ancak acaba gerçekte kalemini para kazanmak için kullanan yazar ve sanatçıları, bunların yanılttığı insan yığınlarını bilebiliyor muyuz? Bu mümkün değil! Son yüzyıla damgasını vurmuş filozofların belki de yüzde yirmisi Alman veya Fransız’dır ancak aynı şekilde bunlar Afrika’daki sömürü düzenine hakkıyla karşı çıkabilmiş ve gerçekte yerlilerin gözyaşlarını, sömürülmelerini hakkıyla yazabilmiştir. Kaleminden başka gücü olmayan insan son derece güçsüz bir insan olduğu gerçeğini anlamazsak duyduğumuz her şeyin bir an doğru, eksiksiz ve bilimsel olduğunu kabul edelim neden dünyadaki sorunlar azalmak bir yaran artmaya devam ediyor ve artacağa benzer.
Ersal Yavi isimli bir yazarın kitabında bazı kesimlerin neredeyse ekol kabul ettiği birkaç yazarın Yassıada mektuplarını okuma fırsatım oldu. Bizde olduğu gibi sıradan bir insanın, kaleminden ötürü ünlü olan bir insanın kaleminin keskin yazılar yazmasına neden olan mürekkebi tahmin edebilirdim ancak doğrusu söz konusu kişilerin böyle mektuplar yazmalarını düşünemezdim ki bu ve bu olaylara benzer olayların her devirde ve her dönemde devam ettiği neredeyse aşikârdır. Ali Şeriati, İran örneği, Humeyni Paris örneği, daha birçok örnekler sıradan bir yazarın yetenekli olmak ilk şart olmak kaydıyla ünlü olana kadar yaşadığı mücadeleden çok kimin ve neden ünlü ettiği ile de doğrudan ilişkilidir
Bizde de benzer durumlar yaşanmıyor mu? Elbette yaşanıyor. Koskoca Türkiye Cumhuriyetinin Ermenistan baş düşmanı olduğunu iddia eden anlı şanlı insanlar ünlerinin gereğini bedelli hizmet görevini yerine getirmiyorlarsa, Ermenistan üzerindeki yüzyıldan fazla süren emperyalizmin kıskacını bir tarafa bırakarak kuyruğu bize baş gibi göstermek suretiyle gerçekte kuyruğu sallayan hayvanı gizleme gayretlerini anlamak pek de zor olmuyor bu durumda. Halbuki Türkiye Ermenistan sınırlarını açsa ve Ermenistan’dan gelenlere serbestlik tanısa, Hıncak ve Taşnak örgütü diye bir örgüt dahası Ermenistan diye bir devletin ortada kalacağı şüphelidir. Bu anlaşılabilir bir şey, neticede Ermenistan Azerbaycan arasındaki birinci mücadelede olanlar ortadayken, dahası bin yıllık ortak geçmiş ki o yıllarda Amerika keşfedilmemişti, Avrupa Ortaçağın bataklığında vebadan kırılıyordu falan bunların yerine onların patronlarıyla konuşma çabası beyhudedir. Bu da anlaşılabilir bir şey, bir patronun ki bu patron maddi olarak çok zengin ve size zarar verecek kabiliyette ise öyle kafanız esti diye o patrondan izinsiz işe alamazsınız. Bu yüzden patronu tanımdan işçisinin fikirlerine rağbet etmek, genellikle yanlış bir tutum olur ve doğru neticeler vermez, veremez.
Ya da;
Fikir adamları, düşünürler dahası aydınlar kendi fikirlerini söylemek isteyebilirler ancak bu her zaman mümkün değildir. Fikir hürriyeti o yüzden her devirde bir sorun olmuştur. Dönen yanlış dönen dişlilerin arasında insan öğüten günümüzde ise her zamankinden daha zor olan fikir hürriyeti fikri yayma gücünü de elinde bulunduruldu zaman anlamlıdır.
Hitler devri Almanya’sını bir düşünün hele!
Koskoca Almanya binlerce şair yetiştirmiş, yine açık ara son yüzyıla damgasını vuran filozoflara bakınca yüzyılı en çok etkileyen filozoflar neredeyse tamamına yakını Almanken nasıl olmuş da Hitler’e gittiğin yol yol değil denilememiş, dahası var olanlar da gücün yanında mevzilenmiş, karşısında kalanlar suskun kalmayı seçmedilerse, esir kamplarını boylamış ya da soluğu Türkiye hatta çoğunluğu da Amerika’da soluğu almıştır. Bu bile kanıtlar ki düşünür ya gücün lehine düşünür ya da susmazsa kendini esir kampında bulur veya sefalet içinde kaçacak delik arar. Elbette tüm Alman ulusunun Hitler demek olmadığını bilmek lazım. Öte yandan güç Hitler’de olduğunda Hitlerin karşısında yer almak da insanın giyotine kafasını uzatmakla eşdeğer bir davranış olur ki böyle bir durumda fikirlerini söylemekten korktukları için onları kim suçlayabilir ki?
Basılan eserler vardır doğrudur, bunun için matbaacı ve matbaa bulmak gerekir. Kimse satıp satmayacağı belli olmayan bir esere yatırım yapmak istemez. Bu durumda kitap yazıp da hayatını ondan kazanan insan sayısına bir de ülke nüfusuna bakınca bunun dört büyüklerde futbolcu olmak kadar zor olduğu görülecektir ki, şimdilerde yabancı kontenjanı nedeniyle bu durumun da tamamen zorlaştığını bilelim. Yetenekli olmak yetmiyor, doğru zamanda doğru yerlerde olmak gerekiyor. Doğru kişinin referans olması da gerekiyor burada da belli pazarlamacıların üzerinizden uzun bir para kazanma süreci var ki bacağınız kırılmadan o ilk maça çıktığınız zaman gerçekten çok büyük bir şans yakalanmış demektir.