Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '21

 
Kategori
Blog
 

Fikir Üretmenin Yaşı Yoktur

Bahtiyarım ki, unutulmaz, kişilikli, olgun, uyumlu ve çok iyi arkadaşlarım oldu. Böylesine örnek arkadaşlıkları herkese nasip etmesini Yüce Rabbimizden niyaz ederim.

Doğduğum, okuduğum, askerlik yaptığım, çalıştığım yörelerin her birinde çok az; ama her bakımdan seçme ve örnek arkadaşlarım oldu. Birçoğu vefat etti; Allah gani gani rahmet etsin. Birçoklarıyla da telefonla, arada bir de olsa görüşüyoruz. Hepsinden Allah razı olsun. Hepimiz birbirimizden memnun. Hepimiz o güzelim günlere hasret. Birkaçı dışında hepimizin hareket kabiliyeti sağlık sorunları nedeniyle sınırlı. Onun için yüz yüze görüşemiyoruz. Ancak isimlerini bile duysam beynimde sanki film şeriti dönmeye başlar ve canlandırırım onları da, onlarla beraber bulunduğumuz ortamı da.  Bir dizi film gibi tekrar eder, bu beni benden alıp o eski günlere götüren sahneler...

Vefakâr, cefakâr, yarım asır aynı yastığa baş koyduğumuz, ufak tefek sıkıntıları aşarak kendi mutluluğumuzu var ettiğimiz canıma can katan sevgili eşimin vefatından sonra Allah’ın (cc) takdirine boyun eğen, yarım kalmış, bedenen ve ruhen sarsılmış bir garip olarak gelip Çekmeköy’e yerleştim. Ölenle ölünmez. Daima ölümü hatırlayarak öbür dünya için; hiç ölmeyecek gibi de bu dünya için karınca kaderince çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Allah’a şükürler olsun ki sağım solum hep iyi insanlarla dolu. Allah kendilerinden razı olsun herkes saygıda kusur etmiyor. Mahcup oluyorum. İltifatlarına layık olmaya çalışıyorum. Merhabalaştığım, hal hatır sorduğum bu komşularımla arkadaşlık kuramıyorum. Gerçi yaşları benden küçük; ama arkadaşlıkta yaş mevzubahis edilemez. Ancak onlara ayak uydurmam zor. Bu kadar da değil onların bana katlanması da zor.

Bana katlanabilen, beni az çok anlayabilen, yaştaşım Erdoğan Teke Bey ile üç yıl önce tanışarak arkadaş olduk. Erdoğan Bey arkadaş gibi arkadaş. Bu değerli arkadaşımla;

İlkokul arkadaşlarım gibi oyun oynayamıyoruz; ama anılarımızı canlandırıyoruz. Bu günün çocukları ne talihsiz.

Ergenlik dönemi arkadaşlarımız gibi gezmiyoruz; ama...

Çalışmaktayken edindiğimiz arkadaşlar gibi spor üzerine, siyaset üzerine fikirler yürütmüyoruz; ama...

Yine magazin üzerinde durmuyoruz. Dedikodu da etmiyoruz...

Şimdi düşünelim; bir oyun oynamayan, sigara bile içmeyen, dolaşmayan iki kişi nasıl olur da arkadaşlıklarını sürdürebilir; hem de, istisnalar dışında her Cuma günü aynı saatte (14.02) bir mekânda buluşup birkaç saat sohbet edebilirler?

Sohbetlerimiz basit bir diyalog değil, ders değil, dedikodu hiç değil. Evet, anılara yer veriyoruz; ama o anılara dayanarak fikir üretebiliyoruz. Anılarımızı bir tramplen gibi düşünün. Trampleme atlayınca öyle zıplıyoruz ki... Geleceğimizin aydınlık olması konusunda çapımıza göre fikirler ileri sürüyoruz. Erdoğan Beyle yaptığımız görüşmelerden sonra zaman zaman bloglar yazdım.  Aslında blog değil kitap yazılabilir.

Erdoğan Beyin 23 yıllık İsviçre anıları var ki her biri özel olarak ele alınarak ve işlenip günümüz gençliği ile paylaşmaya değer anılardır. Kendisine bu anıları yazmasını önerdim. İnşallah onun tatlı anlatımı, biraz da mizah kattığı sürükleyici üslubuyla karşılaşırşınız.

Ben de, anılarda kaybolmadan ve tabanı anılara dayalı tavanı ufukların yakınında olan konuşmalarımızı paylaşmaya çalışacağım. Tabii Allah izin ederse...

Arkadaşlık elbette güzel; ama fikir arkadaşlığı daha başka bir güzel.

Güzel günler dileğiyle...

Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul, 19.09.2021

 
Toplam blog
: 181
: 635
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa Eğ..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara