- Kategori
- Ekonomi - Finans
Finansal okuryazarlık ayı Türkiye’de önemsenebilir
ABD’de Nisan ayı 2003 yılından beri “Finansal Okuryazarlık Ayı” olarak kabul edilmektedir. 2008 yılı bunalımından sonra kişilerin karşılaştığı sıkıntılar; sadece kapitalist sistemin kusuru değildir. Rasyonel düşünme ve karar verme sürecinde insanların hata yapmalarının da payı olduğu kabul edilmektedir.
Öğrenciler Okul’da Matematik, Fizik, Resim veya Müzik alanlarının hepsinde yetenekli olamayabilir. Ama herbirinin mutlaka iyi ve becerikli olduğu bir alan vardır. Mühim olan yetenekli olduğu, sevdiği alanda çalışabilme imkanını elde etmesidir.
Siz kendiniz, finansal alanda yetenekli olabilirsiniz veya orta seviyedesinizdir. Ancak herkes nasıl sağlıklı kalmak için beslenmesine, sporuna ve yaşam tarzına dikkat ediyorsa Siz de finansal alanda zamanla bilginizi artırmaya, akılcı olmaya ve iyi alışkanlıklar edinmeye çalışabilirsiniz. Kişisel finans yönetimi için kendinizi eğitebilirsiniz. Para konusunda akıllı olmanın esaslarını öğrenebilirsiniz. Gününüzü para kazanmak için çalışarak geçiriyorsunuz. Paranızı harcarken düşünmezseniz, emeğinizi boşa harcıyorsunuz demektir. Paranızı akıllı harcamak, geleceğinize sahip çıkabilmektir.
Finansal Okuryazarlık Ayı’nda kendinizin, ailenizin bu alandaki bilgilerini artırabilir, yatırım konularını öğrenebilir ve günlük yaşamda çevrenize katkıda bulunabilirsiniz.
Kazancınıza göre harcamanızı ayarlıyorsanız dengeli bütçenin ilk maddesini sağlıyorsunuz demektir. Borçluysanız önce borcunuzu sıfırlayın. Krediyi, ileride Size gelir sağlayacak bir alan için ve yatırım yapıyorsanız alın. Kredi kartlarının yüksek faizinden sakının. Taksitlerinizin, aylık harcamalarınızın ödemelerine dikkat edin.
Çocuklarınıza söyledikleriniz, anlattıklarınız bu gün için bir kulaklarından girip, diğerinden çıkıyor görünebilir. Ama ileride yetişkin olarak bir hata yaptıktan sonra ikinci kez hata yapmamak için söylediklerinizi hatırlayacaklardır.
Para kazanıp, sonunda iflas eden sporcular, tekrar fakirliğe düşen ikramiye talihlileri finansal okumazyazmazlığın arzu edilmeyen örnekleridir.
Herkes finansal okuryazar olmayabilir. Ancak para harcamayı, bir şeyler yapmayı kişiler sever. Örneğin bir sitede yaşıyorsanız, paranın öncelikli ihtiyaç alanlarında harcanmasına katkıda bulunabilirsiniz. Güvenlik konusunun basketbol sahası alanından veya havuzdan daha öncelikli olduğunu bilir, biriktirilen paranın bu alanda harcanmasına katkıda bulunabilirsiniz. Çok proje yapmaya hevesli Yöneticinizin borca girerek değil, önceden para toplayarak ve projede ne yapması gerektiğini açıklayarak bütçesine uygun hareket etmesine katkıda bulunabilirsiniz. Toplanan ve ileride harcanacak paranın vadeli mevduatta muhafazasını sağlayabilirsiniz.
Genellikle kişiler finansal okuryazarlık gereklerine dikkat etmeden, kaynak bulduklarında harcarlar. Ancak plansız harcamalarla başarılı sonuçlar elde edilemeyeceği açıktır.
Bireysel alanda yapabildiğiniz katkılarınızı daha ciddi olarak, şansınız olursa büyük meselelerde çözüm üretmek için kullanabilirsiniz. ABD Başkanı Roosevelt, İkinci Dünya Savaşında savunma bütçesine kaynak bulmak için tüm diğer bütçelerde %25 kısıtlama yaptı ve hazine hisse senetlerini halka satarak borçlandı. Hükümetler borçlanarak, vergi alarak, para basarak sorunları çözmeye çalışır. (Büyük işlere girmeden önce mali kaynağınızı oluşturun).
Bir alanda yatırım yaparken amacınızın gelir sağlamak, yatırımınızı bir kaç yıl içinde tekrar geri almak olduğu açıktır. Araba almak, tatile giderken kredi çekmek yatırım değildir. İşletme sermayenizin yeterli olacağı, vergi teşviki, müşterisi olan, bildiğiniz bir alanı araştırın ve emin olunca yatırım yapın. Bir bileni bulun ve öğrenin. Bilginizi güvenilir kaynaklardan sağlayın.
Başarılı yatırımcıların iyi finansal okuryazar oldukları belirtilmektedir.
Girişimcilerin yatırımlarından amacı yatırdıkları parayı dört-beş (4-5) yılda çıkarmak ve daha sonra o alanda devamlı kâr sağlayacak şekilde kalmaktır. Kâr sağlamak için ham madde – bitmiş ürün süreçlerindeki masrafları azaltmak, insan kaynakları, pazarlama masraflarını azaltmak ve satış-maliyet farkını artırmak ve takiben az vergi ödeyebilmek yatırımcı hedefleri arasındadır. Yatırımcının kişilere devamlı iş sağlama kaygısı yoktur. Ürünü mal ettiğinden daha fazlasına satmak, kâr etmek, şirketinin değerini artırmak, zenginleşmek temel amacıdır. Bu amacı sağlamak için çalıştırdıkları insanlara verdikleri hizmet karşılığı yaptıkları ödemenin asgari olmasını isterler.
Yatırımcı için darboğaz, para kazanamayan kişi harcayamayacağından; potansiyel müşteri bulamamak tehlikesidir. Ürünü mal ettiğinden daha fazlasına satmak, devamlı satmak isteği; alışveriş/tüketim gücü olan müşteri gerektirmektedir. Bu sınıf orta tabakadır. Orta tabakanın tüketime odaklanması, alış veriş yapabilmesi, ayakta kalması gereklidir. Ancak sermayenin bol olduğu Kuzey Amerika ve Avrupa Birliği Ülkelerinde arz değil, talep yaratma sorunu büyümektedir. İşsiz insanın satın alma gücü yoktur.
ABD’deki ve Avrupa’daki ekonomik sıkıntılardan kurtulma çabaları finansal sistemi, orta sınıfı güçlendirmeyi ve müşteri talebinin tekrar canlanmasını hedeflemektedir ancak tatminkar bir çözüme halen erişilememiştir.
Türkiye’de tasarruf yeterli değil, yatırım az ve %7 kalkınma hızı için dış sermaye gerekli. Hükümet daha az vergi alırsa, bürokratik işlemler azaltılırsa; özel sektörün ve yabancıların daha çok yatırım yapabileceği, işsizliğe kısmen çare bulunabileceği ve Hükümetin savunma, dış politika dışında tüm alanlarda sadece kontrol amaçlı bulunması, varlığını küçültmesi önerilmektedir.
Teorik olarak iyi olduğu söylenen bu yaklaşımlar; kitlelerin yanlış enformasyonunun oluşturduğu zararları önemsemiyor. Kitleler yazlık sevdasıyla yılda en çok onbeşgün kullandıkları evler için harcadıkları parayı eritmektedir. Kitleler mali güçlerinin tümünü araba, televizyon, elbise ve benzeri şeyler satın alarak gelir götüren, tüketimi teşvik eden, borçlanmaya ve uzun dönemde iflasa yol açan alanlara yöneltilebilmektedir.
Yöneticilerin bazıları bilerek veya bilmeyerek hortumlamaya alet edilerek, işler iki kat maliyetle yapılabilmektedir. Tüm yapılan hatalar sonucu oluşan bu tür bireysel ve kamusal verimsizlikler kalkınmayı sekteye uğratmaktadır.
Son söz; Bireylerin bilinçlenmesi, Finansal okuryazarlık artışı muhtemelen bu tür tuzaklara daha az düşmemizi sağlayabilecektir.