​ Foça'nın simgesi "Fok'lar" kayıp ! / İzmir / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '12

 
Kategori
İzmir
 

Foça'nın simgesi "Fok'lar" kayıp !

Foça'nın simgesi "Fok'lar" kayıp !
 

Foça, "Fok'ların" memleketi. Şimdilerde Foça'ya küsler. Yüzlerini göstermiyorlar artık. Halbuki turistler, onca yolu, onlar için teptiler. (Foto.: Ferhat CELLEK )


 

 

Foça’ya bahar, nazlı nazlı gelir. Kimi yerlerde ise, ayağını sürüye sürüye. İğde kokuları, zambak ve ıhlamur  kokularıdır şimdi ortalığı sarıp sarmalayan.

Buram buramdır…dürüm dürümdür…Zılgıt zılgıt’tır esişleri, yayılışları. Sizleri mazinin kıvrımları arasına sürükler, sürükler. Getirip bırakıverir sizi. Siz hayran hayran, biraz da şaşkın, ilk sevgilinizin kokusunu içinize çektiğiniz kokudur işte o. Bir daha eşi memendi yoktur olmamıştır. En çok da aşıkların başı neden döner bu mevsim? Mevsimidir. Göz bebeklerinize bile değmiştir o ilk aşkınızın kokusu. Zambak olup, sümbül olup, ıhlamur olup karşınıza yeniden dikilmiştir.

Herkeste bir fırça, biraz boya, ha bre yaza hazırlık mevsimidir şu an. Gazinolar her an hizmete hazır. Fakat eski cıvıltılı hallere hasretler. Bu yılki turizmin, geçen seferkinden farklı  yeniliği olmayacak Foça’da. Herkes bunu biliyor.

Harap evler, yıkık binalar, çatısı uçmuş boş evlerin görüntüsünde bu yıl da bir değişiklik yok. Hani insanlara kızarız ya “ Ocağına incir ağacı bitesice!” diye. Zaten olanlar olmuştur. Sizin için  beklemiştir   masum eviniz. SİT denilen kargaşaya kurban gitmiştir o yapı.

Atamazsınız. Satamazsınız. Devredemezsiniz. Oturamazsınız. Sonra? Zaman denilen canavar  başlar ucundan ucundan yemeğe. İlkten çatı çöker. Sonra da inciri zıkkımlanan kuşlar, tepeden bindirme yapar. Çekirdeklerinden de  yediği meyvenin ağacı çıkar. Dallanır, budaklanır. Evinizin boyunu geçer.

Biz gittiğimizde, rıhtımda yine kediler, ağ ören balıkçılara gözünü dikmiş, "nasip" bekliyorlar. Gözlerini kırpmamacasına bakışlarıyle, “balık” üzerine  “roman” yazıyorlardı sessiz. Sabit bakışları, balıkçının üzerinde. Mahsustan, sepetteki balıklara bakmıyorlar.. Ki, balıkçı demesin sonra  "ne aç gözlüler" diye. Onların da onurları var di mi?  Ama, laf aramızda, o  duruşları yok mu?!  ," Yan cebime koyuver!" cinsinden.

Ört ki, ölem!

Gecesi de;  Cem Karaca’nın,  eller havada söylenen, peş peşe aşk ile şaklatılan Gülhane Parkı şarkıları. Sonra da gece yarısı ortalık sus – pus.

Kaderine, dedik, şöyle bir dolanalım dedik.  Sokak aralarında. Sokakta, kunduramızın çıkardığı sesten başka ses duyulmuyor. Sokak taşlarında serili turistik köpekler, boy boy. Uzun kıştan çıktıkları belli. Onlar da turizm mevsiminin açılışını yaptılar.

Marmaris’te de var bunlardan. Birisi diğerine diyordu ki. ” Senin köpek turistlere havlamay, yerlilere havlayi” diye. Buranın  köpekleri çok eğitimli. Kimselere havlamıyor.

Karşımıza bir kapı çıktı. Kapı önünde sıraya girmişler, “Latin müziği” dinliyorlardı. Biz de rengimizi belli ettiğimiz için, baş köşeye oturtulduk.

Duyan geldi, duyan geldi. Sanırsınız ki burada bir Latin Mahallesi halkı peydahlandı. Los’lardan Paraguayoslar dinlendi. Sonra da  Los Machucambos’lardan  Pepito’lar, Perfid’yalar, Grenada’lar…

İçlerinden Latin Müziğinin yeryüzündeki temsilcisi  Monsieur Luis Alberto Del Parana’dan Malegenyalar döküldü ortalıklara. Eh, birden ısınıverdi zemin taşları. Yandı tutuştu  o taşlar. Dans edenlerin ayakları tutuşa tutuşa geceyi de ısıtıverdi. O  Del Parana’ ki, İzmir’e geldiklerinde röportaj sırasında arkadaşım olmuşlardı. Büyük Efes Otel’de mikrofon uzatmıştı bana. O zamanlar da, şimdi de onlar, dünya devi idiler.Onlar, hala daha Dünyanın Latin temsilcileri.

Bir Latin gecesi ki, Foça’nın tarihinde görülmemiş. O gece,  sabahın ilk ışıklarına kadar müzikli gece devam etti. “Foçakarası” ile kafayı bulanlar, yine Foçakarası ile ayıldı. Ayıldıkça müziğin coşkusu arttı.
Şükrü Ercamat. Bir dünya vatandaşı. Her dil var. Midilli’li kendisi. Basın-Yayından. TRT Foça Muhabiri. “Foçakarası’nın” tonmaysteri de, memleketlisi  İbrahim Gürsu. “ Ben vaktiyle İspanyada doğmuşum diyor, ikide bir. Latin müziği koleksiyonuna sahip. Bir numara üstelik.

Foça’nın simgesi fok balığı kayıplarda.. Kazmalarla delik deşik edilmiş tarih var. Yasak bölgeler var. Ocağına incir ağacı dikilmiş evler var. Ama, balıkçının başında bekleşen Foçalı kediler hala duruyor. Bir de fon dip eğlence var: “ Latin geceleri”. Gerisi, sen sağ, ben selamet.

Bir yanda Gülhane’den Cem Karaca’nın şarkısı ve gece yarısı dağılan bir matine, bir yandan da  sabaha kadar süren Los’ların gecesindeki o muhteşem nostalji.

Que bonitos ojos tienes
Debajo de esas dos sejas
Que bonitos tienes.

Ne güzel gözlerin var
O iki kaşın altında
Ne güzel gözlerin var.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..