- Kategori
- Siyaset
Fotoğraf doğru, inkar yanlış...

Başkan, As Başkan, Onursal Başkan…
Bunların ne anlama geldiğini biliyoruz da, şimdi bir de “Eş Başkan” tanımlaması çıktı. Ama ben bu “Eş Başkan”ı bir türlü anlayamadım. Şimdi bir yerde “Aynı yetkide” iki başkan nasıl oluyor? Hoş, Başbakan da “Ben Eş Başkanım” diyor ya…
Baktım sözlüklere filan “eş başkan” ne demek diye. Şöyle yazıyor: Bir yerde aynı yetkilere sahip iki başkan!...
Neyse, geçelim orayı, zaten anlam veremiyorum. Şimdi o “Eş başkan” hakkındaki bir habere odaklanacağım.
Barış ve Demokrasi Partisi’nin “Eş Başkan” Gülten KIŞANAK’ın Şam’da PKK’nın çocuk katili başkanı Abdullah Öcalan ve PKK’lılar ile çekilmiş bir fotoğrafından yola çıkarak BDP’nin PKK ile organik bağını ortaya koymaya(!) çalışıyorlar.
Öncelikle BDP, ne zaman PKK ile bir bağını olmadığını vurguladı ki? BDP, KCK (Koma Civakên Kurdistan) ve DTK (Demokratik Toplum Kongresi), birbiriyle bağımsız olmayan, aynı çanağa bir şeyler eden sözüm ona kuruluşlar.
Şimdi BDP’de kendisinden “Eş Başkan” diye söz edilen Gülten Kışanak, zamanında Şam’a gitmiş, “Lideri(!)”i il görüşürken çekilen fotoğrafları ortaya çıkmış da, PKK ile bağ kurulmaya çalışılıyor muş!...
BDP de buna karşılık açıklama yapıyor ve diyor ki: "Eş Genel Başkanımız Sayın Kışanak, o tarihte günlük yayın yapan Özgür Ülke Gazetesi'nin Yayın Koordinatörlüğü görevini yürütmekteydi. Kendisi bir foto muhabiri ile birlikte röportaj yapmak üzere Şam'a gitmiş ve o fotoğraf da orada çekilmiştir.”
Benim gördüğüm fotoğrafta, PKK’nin çocuk katili Öcalan, Önünde Gülten Kışanak…
Kışanak hanım, sıraya dizilmiş kişilerin tek tek elini sıkıyor. Sanırsınız bir yere ziyarete giden “Üst seviyedeki” bir kişi, karşılayanlar ile tek tek tanışıyor…
Sanmanıza gerek yok, fotoğraf aynen bunu ifade ediyor.
Peki, gazetecilik n’oluyor?
O işin “Kamuflaj” tarafı. Ben 1963 yılından beri basın camiasının içindeyim, her ne kadar basın faaliyetlerimden dolayı bir tek kuruş cebime para girmediyse de, birçok toplantıya ve faaliyete “Gazeteci” sıfatıyla katıldım, hiçbir yerde ne ben ne de bir başkası, böyle bir törenle ile karşılanan gazeteci görmedim.
Gülten Kışanak hanım, Şam’a basbayağı PKK terör örgütünün bir ferdi, hatta üst düzeyden birisi olarak gitmiş, karşılanmış ve orada ne faaliyette bulunduysa bulunmuş, gelmiş…
Sonra mı?
Sonrası bilinen bir şey, milletvekili seçilip iki dönemdir TBMM çatısı altında PKK’nın ideallerine hizmet eden, arada sırada boyundan büyük laflar eden, devlete ve hükümete karşı tehditler savurmayı marifet bilen birisi…
Barış ve Demokrasi Partisi adı altında PKK’nın siyasi kanadı olma niteliğinin dışında bir niteliği olmayan partinin “Eş Başkanı” olarak, Başbakan’ın talihsiz bir sözünde de belirttiği gibi sadece PKK adına “Görevlerini” yerine getiriyorlar.
PKK’nın yaptığı insanlık dışı saldırılar karşısında sıkışınca, sadece “Üzüntülerini” belirtebiliyorlar, kınama gibi eylemde ve söylemde bulunamıyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde, milletvekili sıfatıyla kendilerine tanınan haklardan yararlanarak, PKK ve yandaşı diğer kuruluşların sözde “Kürdistan” hayallerine ulaşmak için ellerinden gelen her şeyi “Görev” bilip arkalarına koymuyorlar.
Şimdi TBMM açıldı ve yasama faaliyetine başladı. Kendilerine ilk hedef olarak 1982 Anayasasını, değişmemiş maddeleri ile 1982 Anayasasından başka her şeye benzeyen bu yasayı kaldırıp “Yeni” ve nasıl olacaksa daha iyisini yapacaklar.
“Daha iyisi” olmaz mı? Elbette olur, olmaz mı hiç…
Değiştirilemeyecek temel kuralları üzerinde “Tam mutabakat” sağlanarak yola çıkılırsa…
Bilinen o ki, “Değiştirilemeyecek temel kuralları” üzerinde “Tam mutabakat” sağlanması, çoğu kişiye önemsiz gibi geliyor. Ancak değil, bu çok önemli konuyu bir tarafa bırakarak “Yeniden ve yeni anayasa” yapmaya kalkmak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin fiilen çökermek yok etmek demektir.
Buna izin vermeyiz, vermeyeceğiz de, biline…
04 EKİM 2011
İBRAHİM PEKBAY
Dip Not: (Koma Civakén Kurdistan/Kürdistan Halklar Konfederasyonu)