- Kategori
- Sanat Eğitimi
Fransa'da Müzik yarışmaları

Burcu Göker Paris'te eğitim gördüğü yedi sene süresince birçok keman yarışmasına girdi. Bunlardan aklımda kalan anılarımı anlatmak istiyorum. İlk gittiğimiz sene U.F.A.M ve Concours Nerini bunlardan şu anda ilk aklıma gelenler. Bu yarışmalarda superier seviyelerinde yarışıyordu. Bu demektir ki en üst seviye. Yarışmalar genellikle iki aşamalı yapılıyordu. Yarışmacılar aynı zorunlu eserleri çalmak zorunda idiler. Bazı yarışmalar halka açık, bazıları ise sadece jüri önünde gerçekleşiyordu. Hatırladığım kadarı ile U.F.A.M sadece jüri önünde. diğer yarışma ise halka açık gerçekleşiyordu. Yarışmalardan önce yarışmacılar yarışma komitesinin seçtiği bir pianistle prova yapıyorlardı. Bu yarışmada bütün yarışmacılara eşit davranmak için alınmış bir karardı sanırım. Bütün yarışmacılar ,yarışma öncesi aynı pianistle prova yapmak zorunda idiler. Burada Concours Nerini yarışmasındaki bir anımı anlatmak istiyorum. Concours Nerini, Ecole De Musıque De Paris tarafından düzenlenen bir yarışma idi.
Kapkara bir pazar sabahı herkesin yataklarında uyuduğu saatlerde Burcu ve ben metro ile yarışmanın yapılacağı binaya gittik. Yarışmadan önceki günlerde bize adı ve adresi verilmiş pianisti bulmuş ve Burcu onunla yarışma repertuarını prova etmişti. Yarışma Fransa'nın en eski Müzik okullarından olan bir okulda yapılıyordu. Sabah bu tarihi binaya girerken içimizin ürperdiğini hissettik. Burcu sıkı sıkı elimi tutuyordu .Binaya girdiğimizde içerde yüzlerce kişi olduğunu gördük. Avrupanın bir çok yerinden gelmiş yarışmacılar heyecanla bekleşiyordu. Yarışmacıların kimi ebeveynlerinin yanına sığınmış, kimi kemanını açmış ufak ısınma çalışmaları yapıyordu. Hemen yarışmada kaçıncı olarak çalacağımızı anlamak için listeye bakmaya koştuk. Listenin önü o kadar kalabalıktı ki . Neyse zorlukla Burcunun sırasını öğrendik ve ben seyircilerin olduğu salona ,Burcu ise ön ısınma için çalışma salonuna geçti. İkimiz de çok heyecanlı idik. Ben o karanlık ve kalabalık ,kimseyi tanımadığım salona oturduğumda duyduğum yanlızlık ve çaresizliği unutamam. O an Burcuyu düşündüm. O henüz ondört yaşında idi ve o kadar kişinin, jürinin önünde o çıkıp çalacaktı. Neyse yarışma başladı. Bütün yarışmacılar sırası ile çıkıp aynı repertuarı piano eşliğinde çalıyordu. Sıra yavaş yavaş Burcu'ya geliyordu.Tam Burcu'dan önce bir Japon kız yarışmacı vardı. Söylemeyi unuttum. Bu tür yarışmalarda çok sayıda Koreli,Japon yarışmacı olur. Çünkü onlar dünyada keman sanatçılığı konusunda çok iddialılardır. Japon kız Burcu'dan önce çıktı ,çaldı. Tam eserini bitirdi, selamını verdı ve salondan çıkarken bir kargaşa oldu. Kız düşüp bayılmıştı. Herhalde yaşadığı heyecana dayanamamıştı. Çok aksi bir tesadüf tam Burcu'nun sahneye çıkacağı anda bu olayın olması beni çok heyecanlandırdı. Burcu'nun da heyecanlanıp ,paniğe kapılabileceğini düşündüm. Ama Burcu son derece sakin geldi, harika çaldi ve selamını verdi ve gitti. Ama ben o kadar heyecanlanmıştım ki Burcu çalarken ağlamaya başladım. Neden dedim,ne yapıyoruz .Japon yarışmacının bayılması beni çok etkilemişti. Daha sonra kazanan yarışmacıları ilan ederlerken ben kazanan değil , kazanmayanların yanında onları avutuyordum. Hiç tanımadığım kişilere başka yarışmalarda başarılı olacaklarını söyleyerek moral veriyordum. Başka ebeveynler ise Birincilik ödülü alan benim kızımın etrafını sarmış onu kutluyorlardı.