​ FULL DAM! / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '22

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

FULL DAM!

CHARLIE’nin teslim olmaya ya da almaya yatkın “poker/face” bakışları, Therese’in biberliğe uzandığı anda bir deniz feneri gibi çaktı. Onunla, nilüferlerin beyaz yapraklarını suya batırmadan zarifçe dans eden soylu kurbağalara benzediklerini düşledi.

* Sahne 1: CHARLİE’NIN KÂBUSU

ANCAK Charlie’nin beyninde çalan romantik rebetikoyu şimdi 150 üyeli bir kraliyet orkestrası, büyüleyici bir senfoni seslendirerek devralmıştı. Birden, duvarla çarpışan eski bir Rus masa saatinin sanal parçalanmasını mı işitti nedir. İşte bu zamanın tükenişiydi; ne denir? Gürültüden beyni dağılmıştı. Ortama, kıyamet günü sertliğindeki rock’ın bir başka sürümü; ‘grunge punk’ egemen olmuştu birden. Odanın kapısını parçalayarak içeriye tüm görkemiyle rock grubu ‘Nirvana’ daldı. Charlie’nin beyninde sıra dışı sahne almışlardı. Kurt Cobain, solo gitarı doğduğuna pişman etmiş, onu çığlık çığlığa azarlıyordu. Krist Novoselic basgitarın gururunu yerlerde çiğniyor, onunla alay edip kalın tellerini ayak başparmağı ile tek bacağı üzerinde durarak inceltircesine çekiyordu. Dave Grohl’un kasları, manyak bagetlerle davulu lanet okurcasına döverken, sol ayağıyla inançsızca bastığı tokmakla artık her şeyin bitmek üzere olduğunu duyurdu. Ancak kulakları sağırlaşmış, beyninin kıvrımları birbirine düğümlenmiş ve tuhaf ağrılar saplanmıştı. Therese, müzisyenlerin hayalinin püskürttüğü dumanlar arasında yitip gidince Charlie odada tek başına kaldı.

Sahne 2: CHARLİE’NIN GERÇEĞİ

GÖZLERİNİ açtığında bir otel odasında olduğunu hatırladığını da hatırladı. Biraz önce, çok iyi tanıdığı 4 kişi tarafından sağlam bir dayak yiyerek bayıldığını da! Dudak uçuklatan gerçeği de… Tavana dik açı yapan başını, boynundan karşı duvara doğru hafifçe eğince, gördü: FULL DAM! Charlie bunu iyi bilirdi, çünkü o usta bir poker oyuncusuydu. Başucunda yan yana dizilmişti dört kadın. Nedir? Pokerdeki o dört kız gibi; FULL DAM! Bunlar soldan sağa; az önce dayak yiyip baygınlık geçirirken gördüğü kâbusta birlikte olduğu  ‘canı sevgilisi Therese’, onun kardeşi yine ‘canı sevgilisi Michelle’, üçüncü bir ‘canı sevgilisi’ daha Sewell. Veeeee! Ve evet, en bitiricisi, dünyalar kadar sevdiği biricik (!) canısı, sevgili karısı Gloria. Aman Tanrım! Kötüye kullandığı pokerci zekâsı ona bela olarak geri dönmüş, neredeyse eş zamanlarda aldattığı 4 kadını karşısına dizmişti. Kesinlikle “yasa dışı mahkeme”nin üye yargıçları iki kız kardeş, savcısı üçüncü sevgili, başyargıcı ise sevgili karısı idi: Kısacası FULL DAM! Kolay gelsin Charlie! Therese bankacılık yaparken, küçük kardeşi Michelle küçük bir parfümeri dükkânı açmıştı. Üçüncü sevgili Sewell geçimini büyük bir şirkette emlakçılıktan sağlarken karısı Gloria ise evinin hanımıydı.  

Sahne 3: MAHKEMENİN VE CHARLIE’NİN SONU

CHARLIE’yi merak edenlere: Onun da bir antikacı dükkânı vardı. Poker ustası, bu kez canlı full dam yaratmış ve son iki yıldan bu yana ‘Kare Kız’ı sır arşivinde başarıyla koruyordu. Taa ki, karısı Gloria’nın; Charlie’nin cep telefonu, bir sürü iki kişilik fast food fişleri, içinde motel, kuyumcu ve çiçekçi ödemelerinin de sıkça yer aldığı kredi kartı dökümlerini bilgisayardan kuşkuyla incelediği 40 gün öncesine kadar. Ve Gloria profesyonel bir detektifi mat edercesine çalışmış ve bir süre sonra sayısını tahmin edemediği üç kadına ulaşmıştı. Kadınlar, birbirlerinden habersiz olduklarını ve Charlie’nin evli olduğunu bilmediklerini yeminlerle anlatmışlardı. Aralarında iki de kız kardeşin bulunması pokercinin bu alandaki ustalığının (!) da bir kanıtıydı. Hanımlar ekspres bir intikam ortaklığı kurdular. Therese, bir oda tuttuktan sonra onu çağırdı. Charlie uçarcasına geldi ama yazık ki banyo bölümünde burunlarından soluyarak bekleyen diğer üç kadından habersizdi.‘Sözde Savcı’ Sewell, Charlie’ye kendilerine yaptıklarını anlatmaktan oluşan sözde ‘iddianame’sini’ titrek bir ses tonuyla ezberden okudu. Savcı Sewell’ın ‘Sözde Mahkeme Heyeti’nden talebi ise ‘bellekten silinmeyecek bir ceza’ oldu.

Sahne 4: MAHKEMENİN VE CHARLIE’NİN SONU

SÖZLERİNİ bitirdikten sonra ‘Tanrı belanı versin Charlie’ demiş mi; bakın ben (L.Ü.) onların yalancısıyım işte! Yargıç ve iki üye (!) ise oylamaya geçmeden önce yatakta bağlı adama kendilerine söylediği birer sözünü anımsattılar. Bu arada her sözün okunuşundan sonra diğer 3 kadın sürekli “Yaaaa! Öyle miiii! Bak seeeen!” diye bağırdılar: * Charlie, Michelle’e demiş ki: -“Kendini yalnız hissedersen elini yüreğine koy. Ben hep orada olacağım.” * Charlie, Therese’e demiş ki: -“Sen benim gözlerimde saf bir gerçek, yüreğime bahar getiren bir çiçeksin!” * Charlie, Sewell’a demiş ki: -“Bir kış günü, kar altında kalmış bir buğday tanesinin güneşi özlediği gibi özlüyorum seni, ayrı kaldığımız zamanlarda! * Ve Charlie, eşi Gloria'ya en çok şunu söylemiş: -“Senin için döktüğüm gözyaşlarım denize aksaydı eğer, karaya vuran dalgalar sahile ‘Seni Seviyorum’ yazarlardı.” Bundan sonra dört kadın da onu suçlu bulmadıklarını, onun alnında zaten ‘suçlu’ yazdığını duyurdular. Cezasının; attıkları dayak nedeniyle baygınken verildiğini anlattılar. Charlie bir japon yapıştırıcı tüpü karısının parmaklarının arasında, sıkılmış ve boş olarak görünce birkaç saniyede konu hakkında bilgi sahibi olmuştu bile. Korkunç bir çığlık attı poker ustası! Dört kadın, otel odasının kapısından çıkmadan, bu gürültünün de önlemini düşünmüşlerdi. Volümünü sonuna dek açtıkları müzik setindeki CD’yi döndürecek düğmeye bastılar. FULL DAM “by by” derken Elvis Presley, Charlie’nin çığlıkları arasında o klasik şarkısı nı söylemeye başlamıştı:

“Stick like glue… Stick, because I’m stuck on you.” “Sana zamk gibi yapıştım. Çünkü sana tutkunum!...”

BİLGİ/ Yaşayıp geçtiğimiz yıllardan birisinde ABD’de gelişen olay ‘intikamın böylesi’ başlığı altında statik bir biçimde gazetelerde yayınlanmıştı. Bu anlatımda söz konusu haber ölçü alınıp “süslü / öykü biçiminde kurgulandı”. (L.Ü) Haber ise şöyle sonlanıyordu: 'Kadınlardan 3’ü tutuklandı. Evli kadın (eşi) tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Adam ise hastanede. Tedavi ediliyor.'

 

 
Toplam blog
: 86
: 39
Kayıt tarihi
: 09.12.08
 
 

1951 / İstanbul. Öğretmen bir ailenin tek çocuğu. Sade bir düzen içinde soluk alıp veren o "eski ..