- Kategori
- Güncel
Futbol bir iç savaş nedeni olabilir mi?

Futbol bir iç savaş nedeni olabilir mi?
Belki de milyonların beklediği kararın verildiği akşam kaleme alıyorum bu yazıyı.
Ülke gündemini ve insanlarımızın beyinlerini işgal eden futbol meselesi, gerçekten bir iç savaş olabilir mi? Günümüzde büyük bir kitlenin futbolun elinde esir olduğunu düşünüyor ve iddia ediyorum. Bu öyle bir kitle ki, spor kültüründen son derece uzak, dostluk kelimesini ise anlamsızca ve sadece bir maçı nitelemek amacıyla kullanan bir kitledir. Maç öncesinde, esnasında ve sonrasında yaşanan olaylar durumu daha açık bir şekilde izah edebilir. Kısa bir hatırlamayla ulaşabileceğimiz sonuçlar şunlardır: İnsanlar futbol maçlarında kendilerini kaybetmektedir. Birbirlerine saldırmaktadır. Yaralamaktadır. Öldürmektedir. Sahaya atılan yabancı maddeler, döner bıçakları ve maganda kurşunları anlatmaya çalıştığım vaziyetin açık delilleridir.
İnsanlar gerçekten birbirlerini sadece ve sadece futbol yüzünden kırabiliyor, aşağılayabiliyor, küfredip hakarette bulunabiliyor. Hatta daha da ileri gidebiliyor! Bunlar birbirlerine verdikleri zararlar. Bir de kendilerine verdikleri zararlar var. Kendilerine ve ailelerine verdikleri zararları sadece şans oyunları olarak ifade etmeliyim. Tazminat ödeyecek param olsaydı isim de verebilirdim pekala.
Bir insan elbette herhangi bir şeye ilgi gösterebilir. İlgi gösterdiği şeyle gurur duyabilir. Fakat bu iman derecesinde olabilir mi? Ne yazık ki; durum şu an böyledir. İnsanlar resmen futbola, futbolculara, kulüp başkanlarına ve futbolu bilim haline getirdiklerini zanneden yorumcu zevata iman etmiş durumdadır. Bu öyle bir iman ki, o imanın müminleri darağacını bile göze aldıklarını iddia etmektedirler. Futbola olan imanlarını, onların huşu içerisindeki tavırlarında görmek mümkündür.
Futbol terörü son derecede doğru bir tespittir. Bu ülke son 30 yılını teröre kurban vermiş, Türk-Kürt, Alevi-Sünni, sağ-sol tartışmalarını yaşamıştır. Görünen odur ki; bu tartışmaların hiçbirisi insanları futbol kadar ilgilendirmemektedir. Ne bir şehit cenazesi, ne bir siyasi veya kültürel tartışma zemini, ne de bir Cuma namazı bu kitleyi bir araya getirememiştir.
İşte burada düşünmemiz gereken şey bu gidişatın mahiyetidir. Cumhuriyetin kurulduğu yılı hatırlamakta tereddüt yaşayan onlarca kişinin, (ki bu kişiler cebinde şans oyunlarının kuponlarıyla uyumaktadır) falanca takımın ilk on birini teklemeden sayabildiğini yakinen biliyorum. Daha nice mühim hadise için durum aynen geçerlidir.
Son olarak buradan o meşhur dış mihraklara sesleniyorum: Eğer Türkiye’de bir iç savaş planınız varsa hiç öyle etnik meselelere, siyasi ve kültürel mevzulara veya teröre itibar etmeyiniz. Futbol huzurunuzda bakir bir alan olarak sizi beklemektedir.