​ Futbol festivali / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '09

 
Kategori
Futbol
 

Futbol festivali

Futbol festivali
 

FUTBOL FESTİVALİ

Bugüne kadar nice görselliklere sahne olan mabedimizde bu defa futbolun almanağı yazıldı altın harflerle nakış nakış. Tribünlerdeki taraftar senfonisinden tutunda, buram buram Mayıs kokan çimlerde sergilenen futbol ziyafetine kadar her şey harikaydı.

Pazar sabahı Gümüşhane-Trabzon arasındaki Zigana Geçidi'nde çığın altında kalıp, yaşamlarını yitiren dağcılar anısına 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı Trabzonspor maçımız.

İlk dakikasından bitiş düdüğüne kadar yaşanan pozisyonlardan dolayı gözlerimizle Telsim-Migros hattına ray döşedik desem yeridir hani. Hafta arası mukavelelerini tazeleyen Alex ile Roberto'nun bu maçtaki sergileyecekleri performansları merak konusuydu. Alex vasat görünse de aralara attığı toplarla Trabzon savunmasına zor anlar yaşatmasını bildi, taa ki 64'üncü dakikada yerini Josico'ya bırakıncaya kadar. Roberto yıllanmış şarap gibiydi sanki. Oynadığı futbolla Trabzon sağ kanadına kısmi felce uğrattı.

Bu arada hemen belirtmeliyim ki; son maçlarda sıkça rastlanan Alex-Josico değişikliği artık bir klasik haline gelmiş durumda. Dakikalar 60'a yelken açarken; “Tamam” diyorum, “Şimdi Alex çıkıp yerine Josico girecek.” Tabi bu tahminlerimde oyuna girecek isim konusunda bazen yanıldığım oluyor. Fakat oyundan çıkan isim her maç aynı; kaptan Alex De Souza...

Alex'in her çıkışlarında yüzündeki ifadeden anlamak zor olmasa gerek o an yüreciğinden geçenleri. “Sakatlığından dolayı oyundan almak zorunda kaldım” açıklamasını yapan Aragones'in kararları karşısında boynumuz kıldan ince elbet. Ama buna rağmen oyuna girecek kişinin Josico yerine Semih'in olup, forveti çiftlese miydik? sorusu ceketini asmadı değil beynime.

Devresi 0-0 biten maçın ikinci yarısına çıkıldığında, takımlar arası değişilen şeyin yalnızca kale ve yarı saha olmadığı açıkça gözleniyordu. Formalar ve kimlikler aynıydı belki, ama ruhlar değişmişti sanki. 54'üncü dakikadan itibaren oyunu tam anlamıyla tek kaleye çevirdi Trabzonspor. Onca uğraş vererek kale önüne pozisyon servis eden orta saha oyuncularının emekleri, forvet oyuncuların bonkörce harcamaları ve kalecilerin demir eldivenleri arasında eriyip gitti.

Sylva'nın kaç top çıkardığını saymama parmaklarım yetmedi doğrusu, fakat Fortis mesaisi sonrası kaleyi adaşı Babacan Volkan'dan devralıp formamız altında 100'üncü maçına çıkarak “Dalya” diyen Demiel(diven) Volkan'ın tam 8 gollük vuruşu imha edişine şahit oldum. Rakip her ne kadar Trabzonspor olsa da ve zirveye bayrağını dikmeye çalışsa da, ceza sahamız içinde cirit atan bu 8 pozisyon defansımızın dikkatinin çekilmesi gerektiğine işarettir.

Okçudan bu maçta da umduğunu bulamayan biz tribünler 56'ncı dakikadan itibaren Semih Şentürk ismini çağırmaya başladık hep bir dilden. Bu talep 83'üncü dakikada karşılık buldu ve 23 sırt numara çubuklusuyla Semih okçunun bıraktığı yerden oyuna devam etti. Hemen burada bir parantez açmalıyım; Semih, tribünler istediği için değil, Aragones'inde okçudan umudunu yitirmesinden dolayı girdi oyuna. Yok eğer taraftarın isteğiyle bu değişiklik gerçekleşseydi, oyundan çıkan okçunun psikolojik olarak yıkımı olurdu.

Aslında okçunun şu an ki ruh halini analiz etme gereğini duyuyorum. Çünkü bildiğiniz gibi tribünlerce yuhalanarak alındı oyundan. Segilenen performansı ne olursa olsun, ben Hiçbir oyuncunun yuhalanıp, ıslıklanmasından yana değilim. Yuhalamak, ıslıklamak oyuncuyu kamçılayıp ateşleyeceği yerde, tam tersi bildiğinide unutturur.

Maçın başladığı skor ile bitmesi beni fazla üzmedi açıkçası. Eve dönerken dudaklarıma gelip yerleşen tebessümün sebebi futbola doymuş olmamdan dolayıdır. Gol atma başarısı gösteremeyip, puanları rakibiyle paylaşan takımıma segilemiş olduğu C vitaminli futbolundan ötürü ve rakip tribününden suyu, çayı, kahveyi esirgemeyen yöneticilerimize teşekkür etmek taraftarlığın şanındandır. Teşekkürler FENERBAHÇEM !!! Darısı 34'üncü haftada Trabzon'a gidecek olan bizlerin başına...

 
Toplam blog
: 130
: 740
Kayıt tarihi
: 05.12.07
 
 

İlk önce şunu belirteyim; yürüme engelliyim fakat hayata pamuk ipliği ile değil, LACİVERT YÜREĞİM..