- Kategori
- Spor
Futbolun simyacısı Mourinho!

Futbolun 22 kişinin bir topun peşinde koşturmasından ibaret bir spor olduğunu iddia edenlere en güzel yanıtı Cumartesi gecesi Inter’i Şampiyonlar Ligi’nin zirvesine taşıyan Mourinho vermiş olmalıdır.
Futbol o kadar kolay bir spor olsaydı bu sene Avrupa’nın zirvesine bir İtalyan takımı değil; İspanyol ya da İngiliz takımlarından biri çıkardı. Çünkü en kaliteli oyuncular bu ülkelerin liglerinde top koşturuyor. Kuşkusuz Van Gaal ismini de peşinden not etmemiz gerekiyor; az önce adını andığımız ülkelerin temsilcilerini geçerek Bayern Münih’i finale taşıdığı için. Bu anlamıyla Van Gaal de Mourinho’dan daha az şey yapmış değildir.
Hatırlarsanız bir kaç hafta önce teknik direktörlerin takım üzerine etkisini tartışmaya açmıştık bu sayfada. Aslında bizim insanımız bu detaylara inmeyi çok sevmiyor. Öyle olunca da başarı veya başarısızlığı başka yerlerde arıyor.
Ülkemizdeki bir çok teknik direktör de olayı fazlasıyla basite indirgediğinden ya başarısız oluyor ya da sürekli kendisi tekrar ediyor.
Mourinho’nun çalıştırdığı takımları izlediğinizde; örneğin Chelsea, çok teknik bir futbol oynamadıklarını hemen söyleyebiliriz. Inter de rakiplerini Barcelona’nın yaptığı gibi bayıltan bir futbol sergileyemedi. Ancak Chelsea de Inter de çok sağlam bir kurguya dayanan strateji ile futbol oynadı. Mourinho’nun takımlarında “açık” denilen şey hiç olmuyor, hiçbir zaman kontra atakta yakalanmıyor. Yediği gollerin büyük bölümü de karşı tarafın futbol adına herşeyi yaptıktan sonra oluşan bir sonuçla gerçekleşiyor.
Bunu çok basit bir şekilde örnekleyelim, anlaşılır olsun.
Fenerbahçe’nin bu sezon şampiyonluğa ulaşamasındaki temel neden yediği; gollerin büyük bölümü kendisinin atamadığı türdendi. Fenerbahçe’nin final maçında Trabzonspor’dan yediği gol kimilerine göre şansızlık görülebilir ancak Fenerbahçe bu sezon bu türden çok gol yedi.
Avrupa’nın önemli takımları futbolu bir bütün olarak gördükleri için böyle basit goller yemiyorlar. Bu sadece o takımlarda çok iyi futbolcular olduğundan değil; takımın saha kenarında böylesi açıklara izin vermeyen güçlü beyinler tarafından yönetilmesiyle gerçekleşiyor.
Sir Alex Ferguson sadece futbolu çok iyi bilmiyor; ona fazlasıyla kafa yoruyor. Uzun yıllardır Real Madrid, Barcelona gibi gösterişli transferler yapmamasına rağmen, bir taraftan altyapısından yetiştirdiği, bir taraftan takımın içinde bir şarap gibi yıllandırdığı eski futbolcuları ve diğer taraftan takımına uyum sağlayacak yetenekleri alıp takıma monte edebildiği, bütün bunları da kendi futbol zekası ile bütünleştirebildiği için hep zirvede ve her zaman başarılı oluyor.
Buradaki kritik kelime (sadece) “istikrar” da değildir.
Örneğin aynı şeyi Liverpool teknik direktörü Rafael Benitez’in gerçekleştiremediğini hemen söyleyebiliriz. Üzülerek burada not etmeliyiz ki Benitez kendisini ve kredisini tüketmiştir.
Tekrar Mourinho’ya dönebilirsek; zamanımızın en büyük teknik direktörlerinden biri olduğunu hatta bu sene adını tekrar zirveye yazdırdığını söylemeliyiz. Mourinho, Inter gibi bir takımı Avrupa’nın şampiyonu haline getirdiği için istisnasız ve net bir başarı sağlamıştır. Hemen bir itirafta bulunayım; sanki bu metin bir Mourinho yüceltmesi gibi okunuyorsa da futbolu çok seven biri olarak Mourinho’nun takımlarının oynadığı futboldan büyük bir keyif aldığımı söyleyemeyeceğim. Ancak bu iki şeyi de birbirinin yerine tercih sebebi olarak koyamayız.
Şu bir gerçek ki değersiz madenleri altına çeviren simyacılar gibi başarının ve zaferin formülünü bulmuş gibidir. Başarı ve zafer birbirini tamamlayan iki kavramdır; birbirinin yerine kullanılmamalıdır.
Yine ülkemizden örnek vermemiz gerekirse Daum başarılı bir teknik direktördür ancak çalıştığırdığı takıma zafer kazandıramamıştır.
Bitirirken, Mourinho’nun yeni takımı ile yaşaması muhtemel sorunlardan söz edelim; sonra yine tartışırız. Porto, Chelsea ve Inter tam da Mourinho’nun kişiliğine ve futbol yapısına uygun takımlardı. Real Madrid bir futbol insanının, futbolcu ya da teknik adam, ulaşabileceği en büyük zirvelerden biridir ve bir anlamda Everest gibidir.
Şu bir gerçek ki Real Madrid’in futbol doğası ile Mourinho’nunki çok farklıdır. Bakalım hangisi kişiliğinden ödün verecektir. Hiç kimse ödün vermezse bu beraberliğin ömrü de uzun olmayacaktır.
Devam edeceğim...
Uzay Gökerman