- Kategori
- Futbol
Galatasaray, ilk golü attığı Cluj’dan ilk "ıslak puan"ı aldı...

Galatasaray, Spor Toto Süper Lig’de iki “unvan”ı olan tek takım:
Çok gol yiyen!...
Çok gol atan!..
Niye ki?
Yenen golleri “basit hata”lara bağlayan Fatih Terim, Cluj maçı öncesi yaptığı açıklamada, “sistemde bir sıkıntı” olmadığını söylemiş, işlerin zaman içinde düzeleceğine inandığını belirtmişti:
“.... biraz daha fazla hücum oynamamız gerektiğini düşünüyorum. Hatta defans biraz geride kaldı mı kızıyorum. Çünkü bence en iyi defans yapma şekli rakip yarı sahada kalmaktır. Kabul ediyorum, son maçlarda yaptığımız bazı hatalar bizim olgunluğumuzdaki bir takıma yakışmayan hatalardı ancak düzelecektir."
Fatih Terim, her ne kadar “sistemde bir sıkıntı” dese de, ortalanın etkisizliğinden söz etmese de, çok atma/ yeme, “sistem”den kaynaklanıyor. Bu, savunmada “açık verme”nin süreceği, “basit gol yeme”, “basit gol atma”yla dengeleneceğini gösteriyor.
Savunmada “açık verme”yi sürdüğü için de, Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde bir “unvan”ı bu kez, “gol yiyen”i koruyor.
Niye ki?
Fatih Terim’in “sistemde bir sıkıntı” olmadığını söylediği “sistem”den... O “sistem” ki, “defansı rakip sahada” yapıyor. Hızlı adamı olanlar rakiplere “gol fırsatı” yaratan, “mahallenin kabadayı” rolünü üstlenen bir “sistem”...
Bu "sıstem"in, Fatih Terim de dahil kimse, Cluj karşısında çok iyi işlediğini söyleyemez. Çünkü Cluj maçı "normal" bir maç değildi.
*****
Galatasaray’ın amacı ilk galibiyeti almak/tı...
Gel gör ki, futbolcular yağmurun azizliğine uğradılar.
Saha top oynamaya değil, yere düşünce buzda kaymaya uygundu. Öyle ki, düşmeye gör, tam “karelik” bir görüntü... Top, gönderilmek istenen yere değil, istediği yer gidiyor ya da gitmiyor. Topun o durumu bazen “avantaj” sağlıyor, bazen de tersi oluyor.
Bu sahada ancak bu kadar oynanırdı.
Maç başladığı zaman, görüldü ki Cluj, gol atmaya gelmiş. Baston, biraz dikkatli olsa, daha ilk dakikalarda Galatasaray geriye düşecekti. Cluj’un oyun anlayışı, 19. dakikada bekleneni verdi. Kapetanos dokundu top, Dany'nin göğsüne çarptı, kaleye girdi.
Aguirregaray, 28. dakikada ikinci sarıdan kırmızıyı görmesiyle Galatasaray'a gün doğdu. Üstünlük, maç bitene kadar Galatasaray’ın eline geçti.
Galatasaray, özellikle ikinci yarıda, Cluj sahasından, onsekizinden çıkmadı. Sonra akla gelen havadan gönderilen toplar, 77. dakikada işe yaradı; Galatasaray, Burak Yılmaz’la beraberliği sağladı.
Oysa Galatasaray, daha önce beraberliği sağlama olanağını yakalamış; ancak kazanılan penaltıyı Melo gole çevirememişti.
*****
Cluj, erken gelen kırmızı kartla eksik kalınca, kalan uzun dakikaları, başka türlü geçiremezdi. Cluj, direndikçe direndi; Galatasaray, bastırdıkça bastırdı.
Galatasaray’ın yediği gole bakılırsa, Fatih Terim'in top için “Kalemize nasıl gelirse gelsin gol oluyor.” demesi, bundan sonraki maçlar için de geçerli olacağa benziyor.
Cluj eksik kalmasaydı....
Galatasaray, sakatlık nedeniyle ilk yarıda Elmander’den yoksun kalmasaydı...
Bir de saha “yüzülen”, “kayılan” değil de, “oynanan” durumda olsaydı...
Bu maç nasıl olurdu?
Soru, “soru çengeli”ne asalım, asılı kalsın orada...
*****
Fatih Terim, gol yemeye/ atamamaya, orta alanın daha işler duruma gelmesi için çare bulur dedik, diyoruz, diyeceğiz de...
Galatasaray, 3 maçta 1 gol attı, 1 puan aldı.
Fatih Terim, bakalım bu işe ne diyecek?
Maçtan bir gün “Cluj maçı, ölüm kalım maçı, kader maçı değil!” demişti.
Fatih Terim, “Yağmur yağdı, böyle oldu” derse, bu, “teknik analiz”den bin kat değerlidir.
http://www.facebook.com/turgutcelik
https://twitter.com/#!/turgutcelik