- Kategori
- Futbol
Galatasaray Bucasporu da 1-0 geçti.

Koskoca 90 dakikadan söyleyecek çok fazla olumlu bir şey bulamıyorsam ne düşünülür. Birincisi maçı izlememişimdir. Doğal olarak izlemediğim bir maçı hakkında da bir şey diyemem. İkincisi maçı izler gibi yapıp başka şeylerle meşgul olmuşumdur, mesela kitap okumuş, ev ödevi yapmışımdır. Üçüncü ve en hazin olanı ise izlediğim maçın bir şeye benzemiyor oluşudur ki doğru cevap budur!
Bucaspor açısından bakarsak ilk devre işler istedikleri gibi gitti denilebilir. Birinci amaçları gol yememek olan böylesi takımlar maçın ilk kısımlarında gol yemeden dirençlerini arttırmayı düşünürler. Zira gol yiyecek olurlarsa moral motivasyonu kaybedip maçtan kopma riskleri vardır. 45 dakika gol yemeden tamamladıkları vakit hem rakipleri olan güçlü takım şaşıracak hem de kendi dirençleri artacaktır.
Galatasaray açısından baktığımızda durum vahim. Ahı gitmiş vahı kalmış diyeceğim. Keşke kalan vah bir işe yarasa. O da işe yaramıyor ki artık. Galatasaray’ı neredeyse büyükten saymayacaklar. O derece rahat oynuyor rakipleri. Galatasaraylı oyuncular ise hazırlık maçı edasında, al gülüm ver gülüm, kaptırsan da ziyanı yok gülüm havasındalar.
Forvetin defanstan haberi yok, defansın da ortadan. Herkes kafasına göre takılıyor anlayacağınız. Hal böyle olunca pozisyonu kim hazırlayacak? Mismoviç, Kewell, Pino? Yoksa Ayhan mı, Mustafa Sarp mı?
Oynanan ilk yarıda hem kanatlardan hem de ortadan etkili gelemeyen Galatasaray rakip kaleye bırakın şut atmayı, ceza sahasına inip tehlike bile yaratamadı. Birkaç girişim olduysa da ben görmedim (üç beş dakika ihtiyaç molası sırasında görmemiş olabilirim).
İlk yarı bittiğinde içimde bir umut oluyor genelde. İkinci yarıya fırtına gibi başlayacak bir Galatasaray hayal ediyorum. Yine eskisi gibi…
İkinci yarı başında hayallerim pek gerçekleşmedi. Futbolculardan beklediğim hareket seyircilerden geldi ve bir anda İzmir Atatürk Stadı Ali Sami Yen’e döndü. Ancak seyircilerin bilmediği bir şey vardı ki, Galatasaraylı futbolcular Ali Sami Yen’de de deplasman gibi oynuyor!
Maçın 50.dakikasında yakın çekimde Bucasporlu siyahi bir futbolcunun yüzü sırılsıklam iken bizim Pino kuaförden çıkmış gibiydi. Bari ilaç için iki damla terleseydin be adam. Bu fotoğraf Galatasaray’n durumunu da özetliyordu aslında. Koşmayan adamların maçı kazandırma olasılığı da pek fazla sayılmaz.
Gerçi son bölümlerde Pino boş alanlar bulunca etkili oldu. Demek ki Galatasaray kontratak futbolunu daha çok seviyor (Geçen hafta da aynı konuya değinmiştik). Bucaspor son dakikalarda yüklenmemiş olsa bu boş alanları da vermezdi sanırım. Defansif olarak iyi oynadılar çünkü.
Maçın ilk pozisyonu 90. dakikada oldu. Ardından birkaç tane daha. Koskoca 90 dakikada gol pozisyonları sona saklanmıştı. 59.dakikada Ayhan ve 74’de Ragıp kendi çabaları ile birer adam eksilterek uzaktan şut çekmeyi akıl ettiler, ikisi de güzel vurdu, şanslı olan Ayhandı.
Galatasaray basamakları birer birer çıkıyor da diyebiliriz, ağır-aksak gidiyor da diyebiliriz. İkisi arasında fark var elbet. Gönlümüz basamakları birer birer çıkmasından yana. İlerleyen haftalarda yanılmamayı da dilemek gerekiyor galiba.
Maçın üçlüsü: Ayhan – Orhan AK – Tomas
Maçın şutörleri: Ayhan – Ragıp (takımları adına ilk şutlar onlardan)
Maçın dublörleri: Misimoviç – Kewell (oynar gibi yaptılar)
Maçın suflörleri: Bülent Uygun – Rijkaard (Bülent hoca çok söylendi kendi kendine)
Sevgi, hürmet ve muhabbetle..
Murat HACIOĞLU