- Kategori
- Blog yazarları tartışıyor!
Ötenazi: Yasal Cinayet

Geçen yazımda ötenazinin bir yönünü ele almış, insanın kendisi için ötenazi istemesi konusunu da bu yazıya bırakmıştım. Esasında başlıkta konuyu özetledim. Ötenazi dediğimiz şey bir nevi yasal cinayettir.
Kişinin kendisine ötenazi uygulanmasını istemesi de bunu değiştirmez, dolayısıyla ötenaziyi uygulayan kişi katil olur. Ötenazi isteğinde bulunan için ise diyebileceğimiz bir şey yoktur. O sadece “bana ötenazi uygulansın” demiştir. Kararın uygulanması ve onun öldürülmesinden artık sorumlu değildir. Çünkü ölüp gitmiştir. Bu işlemi yapan ise adı her ne olursa olsun vicdanında bu lekeyi taşımaya mahkûm olacak ve bir insanı öldürmüş olmanın soğuk hissiyle yaşayacaktır.
Zaten temelde ötenaziye karşı oluş sebeplerimden bir tanesi de budur. Olayın aslında cinayet olduğu bilindiği halde kamufle edilmesi ve adeta makul ve hak gibi gösterilmesine karşıyım.
Biraz daha açabiliriz. Hatta bir örnekten yola çıkarak durumun vahametini gözler önüne serebiliriz. Burada kullanacağım isim kişileri rahatsız etmesin diye kendimi örnek olarak kullanacağım.
Ben şu anda ufak tefek bazı sağlık problemlerim dışta tutulursa sağlıklıyım. Yani hayattan zevk alan, çalışabilen, okuyabilen, düşünebilen biriyim. Farz edelim ki ötenaziyi savunuyorum ve içinde bulunduğum sosyo-psikolojik durumunda etkisiyle kendim hakkında ötenazi hükmü veriyorum.
Bunun için (artık avukat yoluyla mı olur, noterle mi bilmem) resmi kanaldan vasiyet yazdırıp, ötenazi istediğimi imza ediyorum. Tabi ötenaziyi de ülkemizde yasal hak varsaydık.
Günün birinde (nasıl olsa bir gün öleceğiz) ölüme yaklaştım diyelim. Amansız bir hastalığın pençesinde, acılar içerisinde azap çekerek (Allah düşmanıma vermesin) ölümü bekliyorum. Artık bilincim de bozuluyor. Vasiyetimin uygulanma anı geliyor.
O acılar içerisinde ben zaten refleks olarak bir an önce ölmek isterim diye düşünüyorum (ağır hastalıklarda insan psikolojisi bozulacağından sağlıklı karar vermek güçleşir). Gücüm yetmediğinden kendimi öldüremem. Ancak vasiyetime binaen beni bir doktor ya da sağlıkçı öldürebilir. Yani ben ölüm fermanımı aylar yıllar önce imzalamıştım. Bu durumda iki önemli nokta beliriyor.
Birincisi ben o imza ile intihar etmiş sayılabilirim. Ne de olsa gücümün yetmediği anda öldürülmemi istemiştim. İkincisi de beni öldüren kişi otomatikman katil olacaktır. Çünkü ben o imzayı çok önce attım. O anda acılar içerisinde sağlıklı düşünerek vasiyetimi iptal etme şansım da olmayabilir.(O an iptal etmek istesem de belki bunu dile getirecek durumda olmayabilirim)
Hatta bir diğer husus her ne kadar acı çekiyor olsam da o anda gelen ilahi bir yardımla farklı bir boyutta farklı deneyimler de yaşıyor olabilirim. Belki o an fikrim sorulsa ölmeyi de istemeyebilirim. Bunların olup olmayacağını bilmeyiz tabi..
İşin manevi boyutuna bakmaya gerek yok sanırım. Orada hüküm açık. Cahil halimizle fetva verecek değiliz ya. O konuyu alanında ihtisas sahibi kişilerin açıklamalarına bırakalım.
İşte böyle.. Sağlıklı iken atılan imza hasta haldeyken geri çekilmek istense de buna fırsat ve mecal olmayabilir. Geri çekilmek istenmese bile alınan kararın adı kişi için intihar ve işlemi yapan için cinayettir.
Sevgi, hürmet ve muhabbetle..
Murat HACIOĞLU