- Kategori
- Futbol
Galatasaray Bursa Deplasmanında Kayıp

Neresinden tutsak elimizde kalan bir maç daha izledik. En başta takım halinde Galatasaray, sonra kaleci, Hagi ve elbette hakemler. Maç maç değil adeta İşkence-i Kübra! Bizler de her dakika idam yiyen zavallılar.
Vakt-i zamanında şu fakir de naçizane kimi tavsiyelerde bulunmuş onlardan bir tanesinde de Hagi’ye “vakit varken bırak git” demişti. O gitmeyi yani kolayı seçmeyerek zor olan kalma ve takımı adam etme yolunu seçti. Seçti seçmesine lakin takım için seçtikleriyle de saç baş yoldurmaya devam etmesi kredisinin hızla tükenmesinden öte bir işe yaramıyor.
Taktik üzerine diyeceğimi geçen haftaki maç yazısında demiştim. Yine o konuya girmek istemiyorum. Takım tertibine baktığımızda hala Kazım’da tek forvet ısrar edilmesi ya da zahiren 3’lü forvet gibi görünen halde Emre ve Yekta’dan gol için medet umulası içler acısı bir durum.
Stancu gibi bir adamı aldıysanız neden oynatmıyorsunuz? İlla Kazım da forvet oynayacaksa çift forvetle çıkılamaz mı? Kazım’ın tek forvet oynamayacağı daha doğrusu oynayamayacağını hatta ve hatta Kazım’ın golcü olarak oynayamayacağını kurtlar kuşlar bile biliyor sevgili Hagi!
Üçlü orta saha fantezisi deplasmanda oynayan bir takım için defansif anlamda bir avantaj teşkil ediyor gibi görünse de kanatlarda verilen açıkların ek bütçe hesaplarıyla yamanmayacağı gerçeği kaç kere daha gözümüze gözümüze girecek?
Ayhan gibi sorumsuz bir sorumlunun kaptan olarak çıkması mı daha ironik yoksa birinci kaptanın müzmin sakatlar kervanına eklenmiş olması mı? Ben işin içinden çıkamadım. Dakika 45, ilk yarı bitmiş, hakemin yanına gidip “hadi aslanım soyunma odasında bize bir uğra iki el pişpirik atalım” edası hangi kaptana yakışır? Üstelik hangi Galatasaray kaptanına? Sormazlar mı adama, “45 dakika ne oynadın da bir dakika daha oynamaya ısrarcısın?”
İlk golün ofsayt yahut elle oynama olması neyi değiştirecek, ikincisi buz gibi gol işte! Hem de Ufuk katkılı. (Zapata herhalde sezon sonuna doğru forma giyecek.) Ufuk yediği ilk golde de bana kalsa hatalıydı zaten. Bu gollerle Ufuk kendini tamamen bitirmiş oldu, bir nebze başkalarının kurtuluşuna vesile oldu. Şimdi suçu kaleciye yükleyip diğerleri yanları üstüne gelip keyif çatabilirler.
İlk gole kadar sahada iki takım var gibiydi. En azından oyuna ortak olmaya çalışan, deplasmanda olmasına rağmen rakibin defansını zorlayan, yalandan da olsa atak geliştiren bir Galatasaray ve karşısında da oturmuş sistemi ile kendinden emin ama o kadar da iyi olmayan bir Bursa. İlk gol geldiği anda Galatasaray için maç bitti.
Şimdiye kadar geriye düştüğü hiçbir maçı çeviremeyen (yanılmıyorum değil mi) Galatasaray’ın hem de Bursa deplasmanında maçı çevirmesi mucize ötesi bir durumdu zira. Bari tek gole devre bitsin, Hagi sihirli elleriyle oynamayan takıma hokus pokus yaparak bizi işkenceden kurtarsın diye ümit ederken Vederson bu sezonki ilk golünü orta sahadan atıverdi Galatasaray ağlarına. Belki de topa Kadıköy’den vurdu, bilmiyoruz!!
Golden sonra Ayhan’ın saçma sapan ve gereksiz itirazı ve sarı kart görmesi ikinci yarı için tehlike çanlarının çaldığını gösteriyordu da kime gösteriyordu. Hagi başından yanlış çıkardığı takımın neresini düzeltecekti artık (bir oyuncu değişikliği hakkı mecburiyetten kullanılmıştı zira).
Gördük ki ikinci yarıda vaziyet daha da kötüydü Galatasaray açısından. Sahada kimse kimseyi tanımıyor gibiydi. Ne atılan doğru dürüst bir pas var, ne şu ne de başka bir atraksiyon. Şuradan mahallenin kahvesinden 11 adam toplasam ancak bu kadar kel alaka oynarlardı herhalde. Oysaki sahadaki takım Galatasaray olmalıydı. Gözlerimizi ovuşturuyoruz olası bir yanlışlığa kurban gitmemek için. Evet, evet sahadakiler Galatasaray formalı.
Bursaspor bile bu durumdan etkilendi ve üzüm üzüme baka baka kararır atasözünü doğru çıkartırcasına oynadı ikinci devre. Oysaki farkı arttırma hatta tarihi bir fark yakalama şansı vardı. 3 puan yetiyor nasıl olsa diye fazla zorlamak istemediler herhalde.
Şimdi şu soruların cevabını kim verecek merak ediyoruz:
1- Galatasaray için bu sezon bitmiş artık elek duvara asılmışken (elek paramparça tabi) gelecek sezon için hangi futbolcuya yatırım yapılıyor?
2- Gençlerin önünü açmak için yahut onları geliştirmek için berbat oynayan bir takımda eriyip/kaybolup gitmelerini mi bekleyeceğiz. Kötü oynayan bir takımda habire gelecek vaat eden ama bir türlü gelemeyen gençlerde ısrar niye?
3- Bu sezon için ümidimiz yokken milyon dolarlar harcanarak alınan oyuncular gelecek sezon için mi düşünüldü yoksa?
4- Hagi’ye akıl verecek, en azından taktik/teknik anlamda destek olacak kimse kalmadı oralarda?
5- Bu takımda Hakan Şükür, Hasan Şaş, Hakan Ünsal gibi bir jübile bile çok görülerek gönderilen oyuncular top oynasaydı durum bundan daha kötü olur muydu?
6- Hagi oyun kurucu olarak oynamasa, Tugay da önliberoya geçse fena mı olurdu?
Sevgi, hürmet ve muhabbetle..