​ Galatasaray'da kadro derinliğinin sınırı... / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '09

 
Kategori
Spor
 

Galatasaray'da kadro derinliğinin sınırı...

Galatasaray'da kadro derinliğinin sınırı...
 

Fenerbahçe yenilgisinden sonra, Baros’un uzun süreli sakatlığının da etkisiyle Rijkaard sistemini değiştirip orta sahayı ikisi geride biri ileride oynamak üzere üç kişilik bir ön libero hattı ile kurunca ortaya sezon başından bu yana pek fazla hissedilmeyen bir şey çıktı.

Derinliği olduğu düşünülen kadronun gerçekte ne kadar hassas olduğu...

Bir kısım Galatasaraylı yazar "eldeki kadronun ne kadar zengin ve buradan iki takım çıkarılabileceğini" yazıp, çiziyor olsa da aslında sarı kırmızılı takımın bu kadar lükse sahip olmadığını düşünüyorum.

Sezon başında zayıf Avrupa takımlarına karşı alınan "gösterişli ve bol gollü galibiyetler" ve bunun rüzgarı ile ligde rotasyona dayalı bir anlayışla belli bir noktaya gelindikten sonra özellikle üst üste oynanmış Trabzonspor ve Fenerbahçe maçlarından toplam 6 gol yenmesi Rijkaard’ın sistemini bir anda yeniden gözden geçirmesi zorunluluğunu getirdi.

Galatasaray üç kulvarda birden mücadele ettiği için şimdi hem sistemi hem de burada oynatacağı oyuncuların seçimine biraz daha dikkat etmesi gerekiyor. Belki bu yazı Şubat ve Mart aylarında çok daha anlaşılır olacaktır. Hatta o günlerde yapacağımız değerlendirmeler için de kullanabileceğimiz bir altlık olacaktır.

Galatasaray’ı güçlü bir Avrupa takımı karşısında izleme şansımız olmadı henüz. Örneğin Wolfsburg gibi bir takımla oynamış olsa bu çok iyi bir test olabilirdi. Ancak elimizde sadece Trabzonspor ve Fenerbahçe maçları ve sonuçları var. Bütün bunlar kuşkusuz ligin ikinci devresinde Galatasaray’ın kapısını çalacaktır.

Sezonun ilk haftalarında sakatlıklar ve cezalar yüzünde defansın stoper bölgesinde çok ciddi bir sorun vardı. Emre Güngör, Emre Aşık, Gökhan Zan ve Servet Çetin’den oluşan listeye zaman zaman zorunlu olarak sol bekte oynayan Hakan Balta’nın devşirildiği maçlar oynadı Galatasaray ancak o tünelden kayıp vermeden çıktı. Defansın sağında çok büyük bir sorun yokken sol tarafının tek bir kişiye endekslenmiş olması da Galatasaray’ın sezonunun ilerleyen haftaları için ciddi bir potansiyel sıkıntı. Rijkaard’ın buraya Caner’i monte edep edemeyeceğini henüz anlamayabilmiş değiliz. Caner’in defansif özelliklere sahip olup olmadığını da.

Galatasaray’ın bugünkü sisteme göre orta sahasında oynayacak oyuncular; Barış Özbek, Mehmet Topal, Mustafa Sarp, Ayhan Akman, Linderoth ve üçü sahaya çıkıyor. Genel olarak futbolun en yoğun olarak oynandığı bir bölgeyi kapatıyorlar, en geri ile ilerisi arasında da bağlantıyı sağlıyorlar. Rakibin bu bölgedeki etkinliğini düşürüyorlar. Ancak genel olarak baktığımızda bu beş oyuncunun da yaratıcılık özelliğinden yoksun olduğunu görüyoruz.

Ne demek istiyorum?

Gerrard, Lampard ve Emre… (Emre ismini özellikle seçiyorum, Fenerbahçe ile Galatasaray arasında olan "tek" bir oyuncunun ne türden fark yaratacağı ile ilgili daha sonra konuşacaklarımız için hazırlık yapıyorum.)

Şimdi gözümüzün önüne Galatasaray’ın orta sahasının bu üçlüden oluştuğunu düşünelim. Fantezisi bile hoş değil mi? Üçünün temel özelliği top rakipteyken pres yapıp, ayağına aldıklarında da oyun kurabilmeleri, uzaktan şut çekebilmeleri, topu sağa ya da sola aktarabilmeleridir.

Galatasaray’ın orta sahasının emanet edildiği bu üçlünün içinde örnek verdiğimiz üç futbolcu özelliklerine yakın bir oyuncu yoktur. Mustafa Sarp’ın gelişme göstereceğini bekliyorum; Linderoth’un da henüz futbolunu keşfedebilmiş değiliz. Ancak geldiği ülkenin oyun karakteristiğinden üç aşağı beş yukarı ne oynayacağını tahmin edebiliyoruz. Barış, Topal ve Ayhan ise tarifin sadece kıyısında duruyorlar. Galatasaray’ın güçlü saha duruşu aynı zamanda atak zenginliği yaratma becerisi gösteremiyor.

Yine şablon gereği Rijkaard, Arda, Kewell, Elano, Aydın, Keita beşlisinden ikisini sahaya sürüyor ve bu oyuncular da orta sahanın sağ ve sol kanatlarında arkasındaki savunma oyuncularıyla birlikte oynuyorlar. Bu da genellikle ilk iki oyuncu oluyor. Bu beş oyuncunun tamamı top Galatasaray’dayken gole dönük oynayan ve savunmada güçsüz kalan ayaklardır.

Galatasaray’ın oyun sistemi bu olduğu sürece Elano’nun takım içinde faydalı olup olmayacağı ya da nerede oynayabileceği gerçekten merak konusudur. Rijkaard’ın şablonunda Elano’ya yer gözükmüyor. Yani Galatasaray’ın Türkiye kupası grup maçlarında elbette Elano’ya yer bulabilirsiniz ancak aynı şeyi Avrupa Ligi için söylemek çok zor. Aslında Rijkaard bunun sinyalini sezon başından beri veriyor.

Aynı şey Aydın için de geçerli; Arda'nın gelişiminin epey gerisinde kalmış Aydın için zamanın geçiyor olduğunu söylememiz gerekiyor.

Galatasaray’ın kanat hücumlarındaki başarısı ve burada oynayan futbolcuların form durumu sezon başında çok önemli bir silaha dönüşmüştü. Ancak bu takımın tek yönlü atak geliştirmesine neden oluyordu. Üstelik Fenerbahçe kanatları tıkayınca Galatasaray 90 dakika boyunca tek bir pozisyona bile giremedi, Kadıköy’de.

Sahanın en ucunda da iki isim var Nonda ve Baros. Baros’un ancak yeni yılda sahalara döneceğini biliyoruz. Form tutması zaman alır mı yoksa kaldığı yerden devam eder mi ya da Galatasaray’ın şu anki oyun şablonunda ne yapar bunu tahmin etmek zor. Ancak Nonda’nın ileride dağıtıcı, mücadele edici bir santrafor olmadığını söyleyebiliyoruz. Üstelik Nonda kendisini zorlayan güçlü savunma oyuncularına karşı Baros kadar da etkili olamıyor.

Bu durumda Galatasaray’ın taktiksel kurgusu ile oyuncuları arasında sıkıntı olacağını tahmin edebiliriz. Erken gol bulunduğu maçlarda Galatasaray’ın böyle bir sorun yaşanmayacaktır. Ancak gole ulaşama zorluk derecesi yüksek maçlar için Rijkaard’ın başka şeyler düşünmesi de gerekebilir.

İlk akla gelen orta sahaya daha yaratıcı bir futbolcu ki Bursaspor’da sanki bu özellikleri tamamlamaya yakın bir oyuncu var; ileri uca takviye ki burada ismini anmayalım bir başka Anadolu kulübünde bu özelliklere sahip kendisini ispatlama noktasına düşmüş “mutsuz” bir forvet transferleri olabilir.

İkincisi akla gelense sistemden taviz vermek oluyor.

Rijkaard 4-2-3-1’li hücum ağırlıklı dizilişini 4-3-2-1’e çevirdi. 4-4-1-1’i dener mi?

Dinamik futboldan statiğe döner mi? Hiç sanmıyorum.

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..