Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '09

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
1783
 

Galatasaray-Trabzonspor maçının ön analizi

Galatasaray-Trabzonspor maçının ön analizi
 

GS-TS


Galatasaray evinde Trabzonspor’u ağırlayacak. Psikolojik ve teknik unsurları dikkate alarak maçın gidişatı, sonucu ve atanması olası hakemine ilişkin fikir yürütelim.

“Baskı” unsuru maçın anahtarı olabilir

Maçın Trabzon’da oynanması halinde, Trabzonspor’lu oyuncular, 7 puan geride olmanın da etkisiyle mutlak kazanmak zorunda hissedecek, bu da 7 puan geride olmalarının da nedeni olan telaş zaafının derinleşmesiyle sonuç verecekti; bu nedenle maçın İstanbul’da oynanacak olması Trabzonspor için artı. Maçın Trabzon’da oynanacak olması halinde Trabzonspor’lu oyuncuların yaşaması olası baskıyı, bu maçta Galatasaray’lı oyuncuların yaşaması daha olası. Son iki maçında yaptığı kayıplarla Fenerbahçe’nin 5 puan gerisine düşmüş takım, bir de Fenerbahçe'nin galibiyet haberiyle maça çıkarsa, bu, maçın önemini kaçınılmaz olarak yükseltecektir; hem güvenlerini geri kazanma isteği hem de Fenerbahçe ile açılması olası puan farkının farkındalığı, oyuncuların, hatta teknik heyetin yaşaması olası baskıyı derinleştirecektir. CSKA maçında Mustafa Denizli baskı hissetme olasılığı kendi takım oyuncularından çok daha yüksek olan rakip takım oyuncularına bu baskıyı hissetmeleri fırsatını vermedi. Takımını, birinci dakikadan itibaren rakibe önde basmak isteyen ve gol düşünen bir anlayışla sahaya sürdü. Bu, rakibin gerginliğini besleyecek bir ortam değildi; aksine onlara oynama imkanını en yüksek düzeyde tanıyan ve var olan gerginliklerini de üzerlerinden atmalarını sağlayan bir oyun anlayışıydı. CSKA’lı oyuncular, özellikle orta sahada direnci düşük bir takım buldukları ve ikinci bölgede baskıyla karşılaşmadıkları için, maç onlar adına beklemedikleri kadar rahat geçti. Trabzonspor teknik yönetimi, baskının esasını yaşaması olası olan tarafın Galatasaray olduğu ve bunun Galatasaray’lı oyuncuları oyunun devamında hataya zorlayacağı tespitini yapar ve buna uygun bir oyun anlayışı benimserse, Trabzonspor’lu oyuncular sakin kalıp oyunu dengede götürebilir. Tabi bu oyuna uygun soğuk oyuncuların kullanılması koşuluyla bu akıl yürütme geçerli. 60-70 dakikanın berabere geçilmesi halinde Trabzonspor’un kazanma olasılığı artar. Bu kanı, hem baskı unsurunun hem de Galatasaray forvetlerinin oyunun son bölümünde yaşadığı fiziki düşüş unsurunun hesaba katılmasından doğuyor. Galatasaray’ın öne geçmesi halinde ise -ki Slylva ve duran top unsuru bunun sürpriz olmadığını gösteriyor- kadro seçimine de paralel olarak Trabzonspor’lu oyuncular 0-0 oyununu sürdüremeyebilir ve klasik telaşları açığa çıkabilir; bu, maçı Galatasaray için çok kolay kılabilir. Eskişehirspor 0-0 oyununu aynı soğukkanlılıkla sürdürebildiği için Ali Sami Yen’den puanla dönmeyi başardı. Kısacası baskı unsuru, oyunun ve sonucun şekillenmesinde etkin rol oynayabilir.

Olası çizgi

Teknik detaylara girelim. Galatasaray’ın en güçlü yanı kenar forvetleri; başka bir deyişle Kewell ve Keita. Geçen seneki Galatasaray ile bu seneki Galatasaray’ı birbirinden ayıran iki temel unsur var. Biri, Kewell ve Keita, diğeri kornerler. Kewell geçtiğimiz yıl çoğunlukla sağ dış oynadığı için, hem bu bölgenin hem oyuncunun verimi düşüktü. Keita transferi hem bu bölgeyi güçlendirdi, hem de Kewell’in daha verimli olduğu sol dışta daha çok forma şansı bulmasını sağladı. Trabzonspor’a karşı Kewell ya da Arda sol dış pozisyonunda oynayacak. Elano oynarsa, sol dış Arda olur, Kewell kulübede oturur. Trabzonspor’un savunma bekleri Cale ve Song. Cale’nin oynatılmaması büyük sürpriz olur. Cale’nin önünde sürpriz bir sakatlık ya da hastalık yaşamaması halinde Gabric oynayacaktır; oynayamaması takımı sanıldığından fazla etkiler. Gabric haftalar ilerledikçe takıma ısındı, futbolu biliyor, iyi bir takım oyuncusu görüntüsü veriyor. Keita ve Uğur’u, Gabric ve Cale ile savunacak Trabzonspor’un bu bölgede Galatasaray’a karşı yeterli savunmayı yapacağını düşünüyorum. Sol çizgide Arda ve Balta’nın oynaması olası. Elano’nun durumuna göre sol dışta Kewell’ı da izleyebiliriz.

Galatasaray'ın soluna, Trabzonspor'un sağına dikkat!

Stoperlerden birinin sakatlanması halnde, bu, Balta’yı stoper, Caner’i de bek görmemizi sağlayacaktır. Broos’un bu bölgede savunma seçimi Song olmalı. Maçın önemi, Song’un deneyimi ya da Giray’ın deneyimli görülmemesi unsurlarının dikkate alınması durumunda, bu, Song’u stoper olarak görmemizi sağlayabilir; bence bu hata olur; çünkü Song’un stoper olarak oynaması durumunda bek pozisyonunda Serkan Balcı ya da Tayfun oynayacaktır. Serkan Balcı ya da Tayfun'un oynaması Galatasaray’ın işi kolaylaştırır; özellikle Tayfun gereksiz bir duran topa, hatta penaltıya, takım çıkarken yapacağı olası top kayıplarıyla takımın arkada dengesiz yakalanmasına neden olabilir. Duran top hücumlarında ise olumlu katkısı olabilir; oyun karakteri Tuncay’a benziyor; dağınık, dağınıklığı önde zaman zaman kendine avantaj sağlıyor; ama dağınık savunmacı olmaz. Kumar oynamaya gerek yok. Song varken Song oynar; Tayfun veya Serkan değil. Giray takıma ısındı; böyle bir maçta Giray’a güvenmeyip takımdan keserlerse, bu, oyuncuyu, dolayısıyla takımı uzun vadede olumsuz etkileyecektir. Song'un varlığının da doğuracağı artı sorunlar olabilir. Geçen sene aynı statta oynanan maçta Song’un ayakları titredi ve acemice hatalar yaptı; bu, kendini gösterme veya kanıtlama arzusundan kaynaklanmış olabilir. Aynı sorunun tekrar etmesi olasılığı da mümkün; bu durumda Arda veya Kewell ile Galatasaray bu bölgeden etkili olabilir. Stoper olarak ayağı titrerse daha kötü. Ancak bu sorunu geçen sene yaşamış olması, onu bu maçta soğuk kılabilir; yani hata eğilimi sürmeyebilir; bu eğilimin sürmeyeceğini, bu eğilimin, geçen sene oynanan maçın, oyuncunun rakip takım formasıyla ilk kez eski takımına karşı, eski stadında oynuyor olmasıyla ilişkili olduğunu, en azından böyle olma olasılığının daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Trabzonspor yönetiminin sınırı bu maç vesilesiyle anlaşılacaktır. Song kulübü dava ettiği için Gaziantepspor maçında oynatılmadı. Bu maçta da aynı gerekçeyle sahada olmazsa, bu, yönetimin hatası olur, kavgalarını mahkemede yapmalılar, sahada değil. Bek pozisyonunda oynayacak oyuncunun önünde Serkan Balcı’yla başlama olasılığı var. Yattara’nın sakatlığı bu olasılığı kuvvetlendiriyor; ama bu maçın Trabzonspor’un potaya giriş maçı olma olasılığı Yattara’yı sahada görmemizi sağlayabilir. Tayfun oynarsa, Serkan Balcı’nın varlığı, önde bu bölgeye binen yükün azalmasını ve Tayfun’un görece az sırıtmasını sağlayacaktır. Yattara’nın oynaması halinde ise Tayfun seçiminin Trabzonspor'a bedel ödetme olasılığı artar. Yattara'nın oynaması halinde Rijkaard’ın bek seçiminin önemi de artacaktır. Birçok maçta yaptığı gibi Uğur’u kullanması olası değil; çünkü Sabri oynayamayacak; Uğur’a sağ tarafta ihtiyaç var. Caner ya da Balta oynayacaktır. Broos’un bek seçimi de önemli. Yattara'lı Serkan Balcı ya da Tayfun seçimi, iki takımın da zaten yüksek olan hücum etkinliğinin bu bölgeye yığılma olasılığını yükseltmiş olacaktır.

Broos, kadroyu soğutursa Trabzonspor favori

Trabzonspor’un etkinliği Collman ve Selçuk’un etkinliği ile doğrudan ilişkili. Bu oyuncuların savunma arkasına atacağı toplar, savunma arkasına yapacağı koşular ve ikiye birler Trabzonspor’un hücum etkinliğinde anahtar olacaktır. Tabi Cale ve Gabric savunma yapar “görünürken”, Keita’nın açtığı alandan Uğur’a baskın yapabilirler. Galatasaray’ın orta sahasının ortasında Sarp, Topal, Ayhan üçlüsünden ikisinin oynaması olası. Ayhan’ın “görece” ince olması nedeniyle Rijkaard’ın onu seçme ihtimali yüksek. Sarp, özelikle duran toplarda hata yapmaya müsait Trabzonspor kalecisi ve savunması için zorlayıcı bir unsur olacaktır; bu nedenle Ayhan veya Topal’dan birisi oturmalı. Ayhan’ın inceliği top alışverişindeki yumuşaklğıyla sınırlı. Sarp veya Topal’a göre oyunun ne savunma ne de hücum yönüne daha etkin katılım gösterdiğini söyleyemeyiz. Broos, orta saha savunması için Selçuk, Ceyhun, Djikuzu, Serkan’dan ikisini seçecektir. Ceyhun’un savunmada kullanılmasını gerekli; ama çok olası görmüyorum. Ceyhun, takımın savunmadan daha etkili top çıkartmasını sağlar. Bosna Hersek maçının ikinci yarısında Ceyhun stoper pozisyonuna geçti ve savunmadan görece etkili çıkan toplar Türk Milli Takımının öndeki etkinliğinin artmasında katkı sağladı. Ceyhun’un uzun oyuncu olması da Galatasaray’ın duran top savunmasındaki zaafı, duran top hücumundaki etkinliği ve Sylva etkenleri bir arada değerlendirildiğinde sahada olmasını gerektiriyor. Trabzonspor’un öncelikle soğuk oyunculara ihtiyacı var; ne kadar soğuk oyuncu o kadar az telaş. Ceyhun, Djikuzu, Selçuk, Collman, Song, Cale mutlaka sahada olmalı. Serkan, Giray, Tayfun gibi oyuncular ikinci planda düşünülmeli. Serkan, Yattara veya Gabric'in seçeneği olarak dışta düşünülmeli. Song’a veya Djikuzu’ya seçenek olarak düşünülürse, ki geçmiş maçlarda öyle düşünüldü, bu, Trabzonspor için eksi, Galatasaray için artı. Yenilecek olası gol Trabzonspor'un telaş hastalığının derinleşmesiyle sonuç verebilir; oyuncu seçimi bu nedenle çok önemli.

Galatasaray beraberlikten korkmadan oynamalı

Galatasaray beraberliği göze alan bir oyun anlayışyla, daha doğrusu beraberlikten korkmayan oyuncuların yer aldığı bir kadroyla sahaya çıkmalı; dengede gitmesi olası oyunda, oyuncular sabrını muhafaza etmeli. Galatasaray’lı oyuncular Ankaragücü maçında ikinci yarının başından itibaren oyunu ön alanda oynamak istedi. Sabırlı oyun Ankaragücü’nün kolay pozisyona girmesini engelleyebilirdi. Yetenekli oyuncularla da rakibin yapacağı bir hatanın cezası kesilebilir ve maç kazanılabilirdi. Sabır oyununu oynayamamalarının nedeni, takımdaki gol düşünceli oyuncu fazlalığı; çok forvetliliğin sakıncalarından biri. Rijkaard’ın kaybın analizini doğru yapabilen ve ders çıkartabilen bir hoca olup olmadığını bu maçta anlayacağız. Tabi Slyva, Rüştü olmaz ve oyunun başında Galatasaray’a bir gol hediye etmezse. Kazanma arzusunu homojen yaşayan bir Galatasaray sahada olmalı. Broos; Yatara, Gökhan, Gabric üçlüsüyle hücum etmek isteyecektir. Yattara oynamaz da açık Umut yaparsa bu bölgenin hücum gücü düşer. Umut iyi niyetli ve gayretli bir oyuncu olduğu için enerjisini savunmaya dönük kullanma konusunda Yattara'dan daha cömert; ancak sahip olduğu oyun karakteri ve savunma bilgisi kanat savunmasında açık verme olasılığını Yattara'ya nazaran azaltmış olmayacaktır. Savunmaya harcayacağı artı gayretinde etkisiyle öndeki etkinliğinin düşecek olması da cabası. Yattara oynamazsa Serkan oynamalı. Gabric’in orta saha özellikli olması 4-3-3 oyununun 4-4-2 gibi görünmesini sağlayacaktır. Bekleri temkinli olacak özellikle maçın ilk bölümünde fazla öne çıkmayacaktır. Gabric top rakibe geçtiğinde Djkuzu, Selçuk, Collman’ı dörtleyecek ve ikinci bölgede Galatasaray bu dörtlünün baskısıyla karşılaşacaktır. Cale ve Song/Serkan/Tayfun da bu baskıya arkadan katılacak ve oyunu mümkün olduğunca sıkıştırmak ve Galatasaray'ın etkili forvetlerini sahada kaybetmek isteyeceklerdir. Broos’un, pas oyununu etkili oynayabilen ve görece soğuk oyuncuları kullanması halinde(Djikuzu, Selçuk, Collman, Ceyhun, Song, Cale) Trabzonspor, kalecisi de olağan olmayan bir hata yapmazsa, maçın favorisi; çünkü Galatasaray orta sahası iki savunmacıdan kurulu. Öndeki dört forveti sıkışık oyun içinde kaybeden bir oyun anlayışı, etkili pas oyunuyla bir arada düşünüldüğünde, Galatasaray orta sahası Trabzonspor’a karşı çaresiz kalır.

Rijkaard korkabilir(!)

Rijkaard üst üste gelen kayıplardan sonra oyununda ya da oyuncusunda değişiklik kaygısı duyabilir. Elindeki malzemeye bakıldığında, Ayhan bir Xavi! Bu orta saha kalitesiyle farklı bir oyun anlayışına geçmek kolay değil; ama ligimiz standardı bunu sağlayabilir. Aydın ile başlayıp, Kewell, Elano, Arda’dan ikisini kulübede oturtarak da bir sürpriz yapabilir. B planı olmadığına yönelik eleştirilere, “daha iyi bir A planı yaparız” yanıtı başlangıç planında bir değişiklik sinyali olarak algılanabilir. Topal, Sarp ve Ayhan’ı birlikte kullanması da olası; bu koşulda Kewell ve Elano’nun kulübede başlama olasılığı yüksek. Duran top etkeni dikkate alındığında Elano’yla başlamayı, Arda’yı oturtmayı seçerim. Oynanan ve oynanmak istenen oyunun tek ölçütü santrafor ve ön libero sayısı olarak değerlendiriliği için böyle bir seçim halinde Rijkaard korkaklıkla suçlanabilir; esasında bu değişiklik, sanıldığının aksine Galatasaray’ı önde daha etkin bir takım haline getirebilir. Hücum gücünü artırabilme adına hücumcu sayısını azaltma hamlesi cesaretli bir insan hamlesidir. Terim olası korkaklık suçalamalarından korkmadan basit/cesur davranabilseydi, yani Ceyhun'un yanına Selçuk, Sarp gibi bir oyuncuyu koyabilseydi Arda, Emre, Hamit Bosna Hersek maçında sahanın yıldızı olabilirdi. Üç orta saha oyuncusuyla oynanması halinde, bu ligde, Galatasaray daha etkin bir hücum oyunu oynayabilir. Takım savunmasına yönelik olarak sağlaması olası katkı da artısı.

Trabzon Lobisi, maça Yunus Yıldırım'ın atanmasını sağlamaya çalışmalı

Deplasman olması Gökhan Ünal özelinde Trabzonspor için bir artı. Kendine güven sorunu yaşayan bir “vuruşçunun” kendi taraftarının önünde oynuyor olması kaygısını beslemeye dönük bir unsurdur. Baros-Egemen mücadelelerinde penaltı kokulu pozisyonlar yaşanabilir. Baros’un aklı gol atma hesabından çok “nasıl penaltı alırım?”ın hesabını yapmakla meşgul. Egemen ve Giray’ın da dağınık ve kaltesi düşük savunmacılar olduğu dikkate alındığında penalı tartışması yaşanması olası pozisyonlarla karşılaşmamız akla yatkın (Galatasaray stoperlerinin de, kalite ve zeka ölçeğinde Trabzonspor stoperlerinden üstün olduğu söylenemez) Trabzon Lobisi bu maça Yunus Yıldırım’ın atanmasını sağlamaya çalışmalı! Bu, savunmacıların Baros’a tekme tokat girmesini bile serbest kılan bir atama olmuş olacaktır; çünkü Yunus Yıldırım maçta düşünmüyor. Aragones'in hakem hali; kararını maçtan önce veriyor; maç koptuysa devre arasında ince düşünüp penaltı çalmaya karar verebiliyor; ama maç oynanırken yine düşünmüyor (detaylar için bkz. "Baş aktörleri üzerinden Türkiye'de hakemlik üzerine kısa bir inceleme").

Maçı kim yönetir ?

Gözlemci notlarının açıklanıyor olmaması atanacak hakeme ilişkin net bir yargıya varmamıza engel; bu nedenle aşağıda okuyacağınız metin, fikir yürütme ve olasılık hesabına dayanmaktadır.

Selçuk Dereli eskisi kadar tutulmuyor. Ligin başında 3-4 hafta maç verilmedi. Bu sezon hiçbir yayın maçının hakemi o değildi; bu nedenle bu maça atanma olasılığını çok düşük görüyorum.

Bülent Yıldırım Galatasaray-Beşiktaş derbisini yönetti. Hem son derbi olması hem de Galatasaray’ın içinde olduğu ve içinde Galatasaray lehine bariz bir hata taşıyan bir derbi olması bu maça atanma olasılığını neredeyse sıfıra indiriyor.

Deniz Çoban Bursaspor-Fenerbahçe maçı sonrası değil bir derbiye sıradan bir Süper Lig maçına bile atanamaz. Söz konusu maçın üzerinden daha üç hafta geçti; en az birkaç haftası daha var.

Kamil Abitoğlu, yayın maçlarına atansa da maçın yükselen standardı onu taca çıkaracaktır.

Cüneyt Çakır, Ali Sami Yen’deki son lig maçının hakemiydi; bu nedenle bu maçın hakemi olması mantıklı görünmüyor. Bir önceki hafta, hafta arası yönettiği uluslararası maç dolayısıyla maç almadı; bu maça atanmasını beklemiyorum.

Galatasaray-Trabzonspor maçı Yunus Yıldırım'a ayrılmış olabilir

Halis Özkahya’nın ligin ikinci haftasında oynanan Galatasaray-Kayserispor maçında yaptığı hatalar Galatasaray’ın iki gol bulmasını sağlamış; maç da bu gollerle kırılmıştı; ama bu maç ligin ikinci haftasında oynanmıştı; yani üzerinden geçen zaman nedeniyle bu unsur dikkate alınmayabilir.

Bünyamin Gezer de atanabilir; ligin ilk haftası oynanan Gaziantepspor- Galatasaray maçında Arda ile girdiği diyalog ve bu diyaloğun gereğini yapamamış olması karizmasını çizmişti; bu nedenle Galatasaray ve Arda’nın içinde bulunduğu bir derbide görev verilmek istenmeyebilir. Gezer, Trabzonspor’un 6-1 kazandığı Belediye maçının da hakemiydi. O maçta Trabzonspor’un bariz penaltısını atlamıştı; farklı galibiyet nedeniyle kimse üzerinde durmadı. Tesadüf geçen sezon Ali Sami Yen’de oynanan Galatasaray-Trabzonspor maçını da Bünyamin Gezer yönetmişti. Söz konusu maçta bir maraza çıkmış olmaması hakemin bu maça atanmasını sağlayabilir.

Fırat Aydınus, bir önceki hafta Beşiktaş- Denizli maçında normal bir yönetim göstermişti; ancak övgü aldı; bu, onun atanmasına yadımcı bir unsur olabilir. Bu maçta oyun kendi kendine yürümüştü; hakem maçı değil, maç hakemi "iyi göstermişti"; tıpkı Bülent Yıldırım'ın Trabzonspor- Bursaspor maçında normal bir yönetim gösterip övgü almasına neden olan oyunda olduğu gibi. Bülent Yıldırım bu maçın ardından Galatasaray-Beşiktaş derbisine atanmıştı. Bülent Yıldırım ataması, bir fikir verebilir. N.K.'da Fırat Aydınus'un bu maça atanma olasılığı düşüktü; çünkü o da Selçuk Dereli gibi bu sezon eskisi kadar tutulmayan hakemlerden. Son Beşiktaş-Denizlispor maçı yönettiği ilk yayın maçıydı. Fırat Aydınus'un, geçtiğimiz sezon Galatasaray'ın Ali Sami Yen’de oynanan Fenerbahçe maçındaki kötü yönetimi ve Selçuk’a göstermediği kırmızı kartın da önümüzdeki hafta oynanacak Fenerbahçe-Galatasaray derbisine atanmasına engel olduğu dikkate alındığında, bunu Bülent Yıldırım örneğiyle de birleştirdiğimiz zaman Fırat Aydınus'un bu maça atanması olası.

Yunus Yıldırım, Süper Kupa maç yönetimi ardından yayın maçı almaya yeni başladı. Süper Kupa finali yönetiminden sonra, bu sezon, en azından ilk yarı süresince, içinde Fenerbahçe'nin ya da Beşiktaş'ın olduğu büyük maçlara Yunus Yıldırım atanmak istenmeyecektir; bu nedenle Galatasaray-Trabzonspor maçı Yunus Yıldırım'a ayrılmış bir maç olabilir.

Hüseyin Göçek, Fenerbahçe-Galatasaray derbisine saklanmak istenebilir

Hüseyin Göçek, Trabzonspor’un son deplasman maçının hakemiydi; tabi bu unsur, bu maçın Trabzonspor için klasik bir deplasman maçı olmaması, bir Türk derbisi olması nedeniyle göz ardı edilebilir bir unsur. Trabzonspor’un Gençlerbirliği deplasmanına Hüseyin Göçek’in atanması bu maça atanmak istenmediğini de gösteriyor olabilir; ben, böyle olduğunu düşünüyorum.

Bu düşünceler çerçevesinde bu maça atanma olasılığı görece yüksek hakemler Yunus Yıldırım, Fırat Aydınus, Bünyamin Gezer, Halis Özkahya, Hüseyin Göcek. 10. hafta oynanacak olan Fenerbahçe-Galatasary derbisi için nöbetçi derbici Fırat Aydınus yolunun bir önceki Galatasaray-Fenerbahçe derbi yönetimi nedeniyle, Yunus Yıldırım yolunun da Süper Kupa finali maç yönetimi nedeniyle kapalı olduğu dikkate alındığında, geçtiğimiz sezon Kadıköy’deki Fenerbahçe-Galatasaray derbisini de yöneten ve maçı kazasız belasız tamamlamayı başaran Hüseyin Göçek’i derbi için düşünmeleri ve bu maç için saklamaları daha olası; hatta Hüseyin Göçek’e bu hafta maç verilmemesi de kuvvetle muhtemel. Halis Özkahya ise diğer seçenekler dikkate alındığında bu yıl yayın maçlarında görece az şans verilen bir hakem; mesela Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın oynadığı hiçbir maçı yönetmedi.

Maça Yunus Yıldırım, Fırat Aydınus, Bünyamin Gezer'den birinin atanmasını bekliyorum. Yunus Yıldırım favori.

futbolteknik@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 8
Kayıt tarihi
: 05.03.09
 
 

Felsefe okudum. İnsan denilen sürüye hakikatini hissettirmeyi seviyorum. Araba ile, kıyafet ile k..