- Kategori
- Futbol
Galatasaray uçuruma doğru gidiyor

Bugünkü Trabzonspor maçı ile birlikte, Hagi geldikten sonra medyada Galatasaray lehine estirilen yalancı rüzgar tersine döndü nihayet. Nihayet diyorum çünkü rüzgar yalancı bir rüzgardı. Hatta derinlemesine düşünüldüğünde bir Galatasaraylıyı mutlu etmenin aksine, rahatsız etmesi gereken bir rüzgardı bu. Tıpkı Fenerbahçe maçını sunan spikerin ''helal olsun, hala gol yemediler'' tarzı yorumları gibi... Zira futbolculuğunun aksine, teknik direktörlük hayatı başarısızlıklarla dolu ve üstelik daha önceki Galatasaray macerasının sonunda gönderilince bayram yapılan bir teknik adamın kahraman gibi sunularak getirilmesinin ardından, aşırı motivasyonla ortaya konulan bir mücadele ve alınan Fenerbahçe beraberliği sonrasında yaşanılan bayram şenliği Galatasarayın büyüklüğüyle ciddi bir şekilde çelişiyordu. Sonrasında artık spor medyasını takip etmememizin nedeni olan klişeler birbirleriyle yarıştı; Florya'ya disiplin geldi, Hagi farkı, Hagi büyük düşünüyor vs vs... Büyük düşünen ama rakiplerinin karşısına 9 tane defansif oyuncuyla çıkıp, Pino alıp gider atar diye ümit eden bir teknik direktör. Rüzgar bir haftalık olabilirdi ama Hagi yine şanslı bir haftasonu geçirdi. Geçen hafta Antalyasporlu oyuncular azıcık daha dikkatli olsa o gün konuşulacak olan şeyler, onların dikkatsizliği sonrasında bir hafta ertelenmiş oldu. Hagi ilk geldiği gün kendisi için yapılan, Galatasaray için en uygun seçenekti yorumlarını üzülerek takip etmiştim. Bir kişinin de çıkıp, Hagi Galatasaray için en kötü seçenektir demesini bekledim ekran başında, gazete okurken. Hagi Galatasaray yönetiminin günü kurtarma çabasıdır, ya tutarsa düşüncesidir, ucuza kapatma cingözlülüğüdür demesini...
Kulüplerde kararların tümünü alan yönetim kurullarının belli bir yerden sonra arabanın hakimiyetini kaybedip, frene basmamak için inat ettiklerini düşünürüm hep. Israrla frene basmaz, hala direksiyonu sağa sola kırarak durumu kurtarıp arabayı tekrar yola çıkarmaya çalışır. Oysa gün geçtikçe tehlike büyür, frene bastığında bile telafisi güç sürece girer. Galatasarayda da yaşanan farklı değil şu an. Oynarken sanki ücretsiz yardım vakfı yararına oynarmışçasına nazlanan Elano'nun suçlusu yönetimdir aslında. Gece uyurken sırtı açıkta kaldığı için 6 ay sahalardan uzak kalan diğer futbolcuların da, futbolunun son demlerindeki yıllanmış adam tavırlarında olan Arda'nın da! Çünkü kararları alanlar hep yönetim. Apar topar Rijkaard'ı gönderince, taraftarlarında Trapattoni'yi getirecek havası yaratıp, şapkadan Hagi çıkaran işte o yönetim. Nitekim benzer bir olay da Gerets gönderildiğinde yaşanmış, şenliklerle Bülent Korkmaz getirilmişti. Ve futbol matematik değildir felsefesine muhalefet edercesine, formülü bugüne uyguladığımızda, Hagi balonuyla taraftarların daha ne kadar kandırılabileceğini öngörebiliyoruz.
O formülün söylediği diğer gerçeklere gelince;
-Galatasaray'ın kadrosu kulübün vizyonuyla kıyaslandığında yetersizdir.
-Galatasaray'ın antrenörü şu an Süper ligde oynayan 18 takımdan hiçbirini çalıştırabilecek düzeyde değildir.
-Galatasaray 1996 dan beri kötü yönetilmektedir fakat büyük bir şans eseri bu döneme denk gelen bazı istisnalar tuhaf bir tezat oluşturacak şekilde kulübe tarihinin en büyük başarılarını yaşatmışlardır.
-Bir Galatasaraylı olarak bunu ümit etmesem de, Galatasaray bu yönetim anlayışını bırakmaz ise uçuruma sürüklenmeye devam edecek, uzun yıllar başarılı olamayacaktır...