Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1261
 

Geç kalmak

Geç kalmak
 

Her şeye geç kalmak… Ya da herşeye geç kaldığını düşünmek… Bunları orta yaşlı biri yerine benden duymak ( henüz yirmi yaşındayım) oldukça ilginç gelebilir size. Ama inanın ki böyle düşünüyorum. Birçok şey için geç kaldım, daha fazlası içinse geç kalmaya devam ediyorum. Yirmi yaşında böyle düşünmek - umut batağına da saplanılmadıysa , çok daha zor. Orta yaşın üzerinde olsam ve yine böyle düşünsem , sadece kaybetiklerim için üzülürüm. Ama ben hem kaybettiklerim hem de kaybedeceklerim için üzülüyorum. Hatta kaybedeceklerim için daha çok üzülüyorum.

Sanki her şey geçip gidiyor yanımdan, elimi uzatıp somut hiçbir şeyi çekip alamıyorum yanıma. Durakta bekliyorum ama gelen otobüslerden hiç biri durmuyor. Oysa ki akbilim de var. Akbil konusunu sululuk yapmak için açtığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Akbil’in dolu olmasını toplumun bana yakıştırdığı şey yani genç yaşım olarak nitelendiriyorum. Daha yaşım genç, önüme ne fırsatlar çıkacak değil mi? Fırsatları değerlendirmeyecek olduktan sonra genç yaş işkenceyi uzatmaktan başka neye yarar ki? Aslında yapmak istediğim bir çok şey var, nasıl yapabileceğimi araştırıyorum , ancak ya treni çoktan kaçırmış oluyorum , ya da beni heyecanlandıran bir şey bulup, ona yöneldiğimde bazen benden bazen dışardan kaynaklanan sebeplerden ötürü yine eli boş kalıyorum.

Acaba eylem insanı değil miyim diye soruyorum kendime? Ancak insan eylemde bulunmazsa onun insanlığından söz edilebilir mi ki? Insanın ne olduğunu belirleyen şey eylemleri değil mi? Kafam çok karışık! O kadar bölünmüş bir durumdayım ki parçalarımı toplamayı bırakın önümü bile görecek halde değilim.

Ne yapmalı ? Nasıl kurtulmalı bu ruh halinden? bilemiyorum. Bildiğim tek şey bu yazı bittikten sonra daha once nasıl yapıyorsam yine aynı şekilde davranacağım; bekleyeceğim. Tembelliğimden çok bölünmüşlüğümden ötürü bekleyeceğim.

Otobüslerin durmadığı bir durakta beklemenin yarattığı can sıkıntısını anlayabilirsiniz belki ama ya suçluluk duygusunu? İki sefer saatinin arasında durakta olmak, hem bir önceki , hem bir sonraki sefer için suçluluk duymak. Her şeye geç kalmak, ya da geç kaldığını düşünmek. Hem de yirmi yaşında…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gencecik bir fidansın sen daha böyle karamsar olma. Sen otobüse bindin zaten akbilin de dolu. Önemli olan yaklaşmakta olan yol ayrımlarını önceden farkedip bilinçli seçim yapabilmen. Bu da sana hayatını önceden planlayabilmeni sağlar. Hiç kimse 20 li yaşlarda ölüp 70 li yaşlarda gömülmek istemez. Senin yaptığın buna benziyor. Daha şimdiden kaybetmeyi kabullenme. Yol ayrımlarını iyi değerlendir. Sana başarılar diliyorum. Sevgilerimle.

Gürsel Yüce Tercan 
 27.06.2007 12:40
 

Bu söylediklerini 37 yaşında yaşıyorum.Senin orta yaş dediğin yaş yani:) Ama 20 li yaşlarda yaşadığımdan inan farklı duygular değil bunlar..Ben çıkış yolunu "bunlar hayat sürecimin ara durakları" demekte buldum .Zaman zaman da işe yarıyor böyle düşünmek.Ne diyeyim dene.Umarım yazmaya devam edersin.Hiç yoktan bi okuyucun var.Hoşçakal.

Akışına bıraksak 
 26.06.2007 20:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1074
Kayıt tarihi
: 25.02.07
 
 

" Dans eden bir yildiz dogurmak için ilk önce kaosu yasamalisin " deyisinden yola çikarsam günün bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster