​ Gecenin arkadaşı / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '15

 
Kategori
Öykü
 

Gecenin arkadaşı

Gecenin arkadaşı
 

En çok kendi gözlerine bakmaktan nefret ediyordu. Çünkü gözleri kendisine söylediği yalanları onaylamıyordu. Aklıyla yüreği arasında giden mücadele bitmiyordu. Beyni ve kalbi yetmiyormuş gibi şimdi de gözleri sinirlendiriyordu  kadını. Çok sevdiği aynaların üstünü kapatmıştı simsiyah örtülerle, evin dışında karşısına çıkan aynaları görmemezlikten geliyordu, cezalıydı aynalar, mahrum etmişti aynaları güzelliğinden aslında güzelliği de sinirini bozuyordu kadının kimine göre şiir konusu, kimine göre nefret, kıskançlık, kimine göre gereksiz, kimine göre  dizginlenmeyecek arzuların nedeni.

...Saçlarını kovdu yüzünden, baktı sinirli bir şekilde kendisine. Evet, güzelliğiydi cezaya layık. Belki de Tanrı'yı da etkilemişti bu güzellik. Unutmuştu kadının alın yazısına mutluluk sözünü yazmayı ... Ruhu mevsimler gibiydi değiştikçe değişiyordu ... Bir tek geceyle arkadaştı kadın, yakındı gece ona ... Sırdaş kadar yakındı- kadınla gece. Ayağa kalktı en cazibeli kıyafetlerinde birini giydi. Simsiyah saçlarını omuzlarına dağıttı. Bu gece yine de eskisi gibi çalıştığı fiesta bara gidiyordu. Şarkı söylemeyi seviyordu, ancak dinlemeyi daha çok seviyordu. Bar yine tıklım tıklım doluydu. Masalarda yabancılar daha fazlaydı. Dans pistinde kendisini unutmuşcasına  dans eden +kadınlar, erkekler, gençler ... Barmene yaklaştı, bir kadeh şarap istedi. Şaraptan bir yudum aldı ve elindeki kitabın sayfalarını çevirmeye başladı. Sıkılıyordu. Bugün misafirleri nasıl eğlendireceğini düşündü. Ruh hali karışıktı. Kitaptan gözlerini alarak barın VİP kısmına  bakmaya başladı. Gözlerin oraya bağlayan bir şey vardı.

Onu tanıdı kadın. Beklenen an, nihayet, gelmişti. Yıllar önceki hayatını düşündü. 22 yaşındaydı. Üniversiteyi yeni bitirmişti, bir şirkette çalışıyordu, etrafı ona saygı duyan insanlarla doluydu. Ve bir gün her şey değişti. Şirketin sahibinin vefat etmesi iç entrikaları da kendisiyle beraberinde getirdi. Şirketin idaresi patronun eşine geçmişti. Kadın hem cahil, hem de kabaydı. İşte kendinden başka hiçbir kadını görmeye gözü yoktu. Şirkete geldiği günden beri kadına özellikle hakaret ediyordu. Şirketin çaycısı olduğu halde çayı kadına yaptırtıyordu. Günler böylece geçip gidiyordu.

Bir gün müdire kendisiyle beraber bir genç adam getirdi  ve şirkettekilerle  tanıştırdı. Sizinle Anar’ı tanıştırayım Anar, Amerika'da satış menejerliğini okuyup, uzun yıllar orada görev yapmış biriydi. Anar'ın müdireyle arasında özel bağ vardı. Şirketin tüm kontrolü o günden Anar’a devredildi. O işçilerle de yakındı. Samimi ve güler yüzlüydü. Ancak müdire ile yakınlığını düşünen herkes Anar’dan korkuyordu.

Bir defasında Anar kadına dedi: "Bu gün işten sonra mümkünse biraz bekleyin, eski müdürün zamanında olan bazı çalışmalar ve raporlar gerekiyor ".

Kadın mesaiye ve çok çalışmaya alışmıştı. İşin fazla olduğu zamanlar gelecek kariyerini şimdiden düşünerek, rahatını bozup şirkette kalıp çalışıyordu.

Bugün de şirkette kalmıştı. Ancak etraf çok sakindi. İlk defaydı  kendini burada yalnız hissediyordu. Kahve almak için aşağı indi.

Aşağı da sessizdi. Bardağı aldı. Bardağın üzerine bir gölge yansıdı. Kadın sessizce bardağı yerine bıraktı. Arkaya dönmekten kokuyordu, içindeki sıkıntıyı kendisinden uzaklaştırdı. Arkaya döndü, arkada hiç kimse yoktu. Bardağı yeniden aldı ve su doldurdu. Aceleyle yukarı kalktı. Kendi kendine söyleniyordu:

“İlk defa değil ki, hep kalıp çalıştım, aşağıda birkaç tane güvenlik var, üstelik şimdi nerede olsa Anar bey gelecek ... "

Yukarı kalkınca müdirenin odasından ses duydu. Odaya yaklaştı. Kapıyı açmaya korkuyordu.

Müdire asla işten sonra buraya gelmezdi, çalışma zamanında bile hep ya mağazalara gidip kıyafet seçer, ya da gününü güzellik salonlarında geçirirdi. Yavaşça kapıyı çaldı. Sessizlik uzun sürmedi. “Buyurun,”  Anarın ılımlı sesi şirketin duvarlarında yankılandı. Kadın kapıyı açtı. Anar çok rahatsız gözüküyordu, zorla nefes alıyordu sanki. Belki hastalanmıştır düşüncesi oluştu kadının beyninde.

Anar'ın elinde siyah bavul vardı. Kadın gözünün ucu ile açık kasaya baktı. Bu Anar’ın gözünden kaçmadı. Kadın her şeyi anladı, kendisinin burada boşuna bekletilmediğini anladı. Her şey onun üzerine kalacaktı. “Anar bey, siz ne yapıyorsunuz, bu ne demek ya? Burada kameralar var, korumalar var.” Kadın çıkmazda olduğunu ve  ne yapması gerektiğini bilmiyordu.

Anar kadının üzerine yürüyüp, onu duvara itti: "Sanırım, sen beni aptal sanıyorsun? Yıllardır o ihtiyar fahişenin nazını neden çekiyorum, biliyor musun? Yıllardır şirketin çıkarlarını neden savunuyorum biliyor musun? Bir gün her şey benim olacaktı. Ancak ihtiyar kendisine yeni aşık buldu. Kendisi beni buna mecbur etti.

Kameraya ve korumalara gelince sen o güzel kafanı bu işlerle meşgul etme. Bu arada sana söyleyeyim, buraya ilk geldiğim günden dikkatimi çekmiştin, fakat gözün hiç beni görmüyordu. Senin duyarsızlığın bende stres yaratıyordu. Aslında belki de her şey başka türlü olabilirdi. Sen beni sevebilirdin ve biz evlenip mutlu olurduk falan.” Ben bağırdım: "Elini çek rezil! .. Benim sevdiğim var".

Anar her şeyi planlamıştı, her şey önceden düşünülmüştü. Kadın hissediyordu ki, Anar onun dediği hiçbir sözü anlamıyor, duymuyor.

Kadın: “Beni bırak, hiç kimseye bir şey söylemeyeceğim...”

“Ahahahaha! Seni bırakmak mı?! Ben seni bırakacağım, ama benim sinirlerimi yatıştırdıktan sonra ...”

Anar kadının gömleğini açmaya çalışıyordu. Kadın ilk defa bu tür bir şeyle yüz yüze kalıyordu. Dizleri boşalmışdı, dudakları titriyordu. Anar'ın kan dolmuş gözleriyse hiçbir şey görmüyordu, samimi yüz hatlarının yerini iğrenç bir ifade almıştı. Kadın tüm gücüyle Anar’ı itmeye çalışsa da, bu bir sonuç vermiyordu. Kadın gözleri önüne sevdiği adamı getirdi, Anar’a yalvarmaya başladı: “Beni bırak, benim iki ay sonra düğünüm ...

Allah'ı seviyorsan bırak ...” Anar kadının yüzüne bir tokat atıp bağırdı. “Hangi Allah? .. Çağır sana yardım etsin, çağır gelsin, eğer varsa ...”

Kadın şaraptan birkaç yudum daha aldı ... Nedense bu gece, o olayı hatırlatıyordu kadına ...

Hayatının sayfalarını çevirmek daha sıkıcı geliyordu nedense, pencereye yaklaştı ... Kar tanecikleri kadını öpmek istiyordu sanki ... Kadın kar taneciklerine de nefret etti bu gece Şimdiyse sahneye ... Kadının kulaklarını boğuk uğultu kaplamıştı. Kısık duyulan müzik sesini yarıp geçen alkış seslerine karışmıştı geçmişin hayali ...

“... Bana dokunma, lütfen dokunma ...”

Kadın dizlerini kucaklayıp, sabaha kadar sessizce oturmuştu.

Sabah şirketten çıkıp doğru nişanlısının yanına geldi. Evlenmek istemediğini, buna hazır olmadığını, onu sevmediğini söyledi. Nişanlısının tüm teklifleri, yakarışları yanıtsız kaldı. Pembe renkteki dünyası simsiyah renge boyanmıştı artık.

Anar'ın yerini hiç kimse bilmiyordu.

Aynı gün ortadan kaybolmuştu. İflas eden şirketin malları ortaklar arasında bölünmüştü. Müdire her şeyini kaybetmişti. Kadın defalarca poliste sorguya çekilmişti. Aylarca aramalar devam etse de, olay sonuçsuz kaldı. Anar sanki var olmamıştı. Kadını hiçbir şirket işe almıyordu. Güvensiz gözlerle bakıyorlardı ona. Ailesi bile yüz çevirdi ona.

Nişanlısı kendisine yenisini bulmuştu bile. Herkes hayatını yeniden kurmuştu. Kadından başka ...

Ruhuna vurulan yaranın ağırlığı, içini kemiren intikam arzusu onu rahat bırakmıyordu ... Yılların yükü hala kadının omuzlarındaydı. Ömrü barda geçmişti neredeyse. Burada ne işi vardı, etrafına son kez baktı. Sahneden indi. Makyaj odasına doğru adımladı. Perukunu çıkarttı. Yüzünün boyasını temizledi. Üzerinden on yıl geçmişti, fakat kadın hiçbir şeyi unutamamıştı. Evi haline gelen odasına baktı. Çekmeceyi açtı, kutudaki küçük anahtarları aldı. Özel zevkle seçilmiş silahını aldı. Bir sigara yaktı ...  İşte yine polisler onu sorguya çekiyorlar, bu kez ise ağlamıyor, korkmuyordu. Üzerinden zafer yağıyor.

Yerde sürünen dekolteli gümüşi abiyenin üzeri kanrevan.. Kadın silahtaki tüm kurşunları Anar’ın vücuduna boşaltmıştı ...

Kadın Anar’ın gereksiz vücuduna hapis olan ruhu özgürlüğe bırakmıştı ..

 

NARGIS

 
Toplam blog
: 9
: 157
Kayıt tarihi
: 02.01.15
 
 

Ben İsmayılova Nergiz Refail kızı 1986 yılı Azerbaycan doğumluyum. Doktora öğrencisiyim. Bir resm..