​ Gecenin tüm kapılarını aç / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '09

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Gecenin tüm kapılarını aç

Gecenin tüm kapılarını aç
 

Gecenin tüm kapılarını aç, isyan eden yüreğimin çığlıkları asılı karanlıklarda. Ay ve yıldızlar aşıkların yüreklerini ısıttıkları çoban ateşleridir. Ben gecenin içinde yapayalnız bir yürekken sen çıkıp geldin, bir kelebek hafifliğinde, bir güvercin ürkekliğinde kor ateş gibi… Özlemle sarıldım kanadının sevincine. Birden geldin, birdenbire, öyle gökten düşer gibi, yokken yani, hayalimde bile değilken geldin kondun yüreğime. Bir gece yarısı…

Yüzünde yüklemsiz bir gülümseme gülüm…
Her gece, ezgisi kayıp bir türkü gibi dudaklarımdasın. Zaman artık, arsız bir boyut. Boşlukta sallanan bir sonbahar yaprağı, düştü düşecek. Sol yanımda bir sızı gülüm, bir titreme, büyük depremlere gebe. “Bir gelsem…” diyorsun, “başımı yaslasam göğsüne” bütün gelmeler öznelerinden soyutlanıp öylece öksüz kalıyor nedense, çamura bulanan resimler gibi solmakta. Yüreğimin çığlıklarının asılı olduğu karanlıklar aydınlanmakta. Gecenin en soğuk, en yalnız yerinde titrerken, üşürken yürek, senin sesini duymakta, dayanmakta.

“Yüreğine talibim anlasana...
Sadece yüreğine...
Yüreğindeki tüm çılgınlıklara...
Var sen hep bana "deli" de;
Delilik sana aşık olmaksa evet deliyim...
Yüreğimi attım önüne...
İster al kanatlarının altına, şad olayım;
İster at bir kenara, kendi ateşimde yanayım...”

Gecenin tüm kapılarını aç diyorum; orada aşıklar semada durmakta, ilahi bir zikirde coşmakta. Yalnızlık mintanını soydum yüreğimden. Sana aşık olmak, senli zamanların en sıcak selamıdır. “Senin yüreğine talibim anlasana…” ile başlayacak romanımın ilk cümlesi. Vakitsiz baharlara alışkın değilim gülüm, sen de anla beni. Üşütürüm diye korkuyorum, bundandır titremem. Bu aralar en olmadık yerlerde en olmadık şizofren cümleler kuruyorum. Virgülü yok, noktası uzak cümleler.

Gecenin tüm kapılarını aç…
Kentin kısık sesini dinle. Uçsuz bucaksız steplerden gelen rüzgarın serinliğini ve gül kokusunu çek içine. Aç ki kapılarını gecenin, ruhumun ıssızlığını gör tüm çıplaklığıyla. Yaşamın sarıp sarmaladığı hoyrat yaralarını, kanayan acılarını. Ah sevgili, devinen ruhumun çaresizliğini… Bir sofunun karanlık mağarada Tanrı’ya yönelişi gibi ruhumun yüzü sana dönük bilesin… Bir rüya gördüm, o rüyayı senin de görmeni dilerdim, bir gül bahçesindeydim, mis kokular sarmalıyordu beni. Kokladığım, sevdiğim hiçbir gülün dikeni yoktu, kadife gibi yumuşacıktı. Dikensiz gül… düşünsene yar, kokladığım tüm goncalar kendiliğinden açılıveriyordu.
Uyandım sonra, sahile oturdum, dalgalar yavaşça sahili okşuyordu. Doğa bir anda yumuşak bir esintide deviniyordu etrafımda. Aşktı evet aşktı bunun adı. Yosun kokusu gül kokusuna dönmüştü. Aşk acısını yüreğinin en dip noktasında hissedenler dünyayı daha güzel görürler, bir kez daha anladım bunu.
Unutma, gecenin tüm kapılarını aç, orada aşıklar mistik bir törenle güneşi beklemekteler…

 
Toplam blog
: 107
: 1402
Kayıt tarihi
: 01.11.06
 
 

1970 yılında Siverek'te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Tarsus'ta tamamladım. İstanbul Üniversitesi ..