Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '07

 
Kategori
Psikoloji
 

Geçmiş zamanlar bahçesi...

Geçmiş zamanlar bahçesi...
 

Dönüp dolaşıp aynı noktaya varıyorsa aklın durum vahimdir. Çözülmemiş düğümler kalmıştır bir yerlerde. O düğümler varken hayat nasıl akıp gidecek o ip üzerinden? Peki ya o düğümleri çözebilecek şansın yoksa ya da halin yoksa daha kötüsü? İçinden çıkılmaz bir durum. Ve ben içinden çıkılmaz durumlardan hiç hoşlanmıyorum.

Böyle değildi eskiden. Böyle düğümleri taşımazdım aklımda. Tek tek sabırla çözer devam ederdim yola. Oysa şimdi... Yaşlanıyor muyum? Sabrım mı yok? Ya da hayat daha bir karmaşık hale mi geldi? Nedir sorun? Mırıl mırıl konuşup duruyorum kendi kendime. Yolda yürürken, evde otururken, yatağıma uzandığımda hep kendi sesim kulaklarımda. Kimine göre delilik belirtisi. Hiç de değil. Asıl konuşmamak delilik belirtisi. Susmak susmak ve herşeyi içinde kazdığın derin bir çukura gömüp üzerini örtmek. İşte asıl delilik bu. Bir gün ortaya çıkar gömdüklerin çünkü. Hani o vedalaşmadan, yoksayarak, sanki hiç etkilenmemişsin, sen de hiç iz bırakmamış gibi içine gömdüklerin, çıkar bir gün ortaya. Çıkar ve seni delirtir. Dönüp bakarsın ki ardında pek çok çürümüş, kokuşmuş ve zamanında halledemediğin bir ton hayat kırıntısı bırakmışsın.

İnsan başa çıkamadıklarını kestirip atmamalı. Onları bir yerlere gömmemeli. Onları tek tek elden geçirip onlarla vedalaşmalı ve içinin bir yerindeki duvara geçmiş zaman resimleri gibi asmalı onları. Ben konuşarak, sürekli kendi kendime mırıldanarak başa çıkamadıklarımla hesaplaşmaya çalışıyorum. Öfkelendiklerime bağırıp çağırıyorum kendi içimde. Hatta köşedeki yeni yetme çocuklardan çaldığım küfürleri bile haykırıyorum suratlarına. Bazılarının ardından el sallıyorum. Gidiyorlar biliyorum. Gidenin ardından döktüğüm gözyaşlarını kendime saklıyorum. Bazılarını affetmeye çalışıyorum bunca canımı yaktıkları için. Ve yanan canıma kendim merhem oluyorum. Hakettiklerim ya da haketmediklerim diye bir hesap yapmıyorum. Çünkü biliyorum başımıza gelen her zaman hakettiklerimiz değil. Zamanla öğreniyorum. Ben sadece kime ya da kimlere haketmediklerini yaşatıp yaşatmadığımı, canlarını yakıp yakmadığımı soruyorum.Ve yürekten diliyorum kimsenin canını yakmamış olmayı. Çünkü kendi canımın acısı kimsede görmeyi istemiyorum.

Ben çukurlardan kokuşmuş hayat kırıntılarımı çıkarıyorum şimdi. Tüm toprağı temizliyorum üzerlerinden. Tek tek, hepsini, geçmişe dair ne varsa, açılmaz düğümler gibi ne kaldıysa toprak altında çözüp pürüzsüzleştiriyorum. Aklımın geçmiş zamanlar bahçesine dikiyorum onları. Tıpkı sarmaşıklar gibi. Pürüzsüz ve düğümsüz...

Bomboş, cesetsiz bir toprağım ve bir geçmiş zamanlar bahçem var artık. Soluk alabiliyorum...

Fotoğraf: http://www.deviantart.com/print/387721/
 
Toplam blog
: 408
: 1090
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..