​ Geçmişten bir kültür köprüsü: Şili-Türkiye / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Geçmişten bir kültür köprüsü: Şili-Türkiye

Geçmişten bir kültür köprüsü: Şili-Türkiye
 

Valparaiso / Şili 2008


2008 Temmuz ayında, ABD - Santa Clara Üniversitesinin 'Dünya İçin Kadın Liderler-GWLN' programına Türkiyeden seçildikten sonra, saha çalışması için Şili'nin Başkenti Santiago’ya gittim. Valparaisoda Kültür Bakanlığı ile görüşerek Şili Kültür Bakanlığının 5 yıl önce başarı ile tamamladığı ve dünyada bu alanda tek olan ulusal bir programı ülkeme taşımaya karar verdim. Projeyle ilk karşılaştığım andan itibaren çok ilgimi çekti. Türkiye'ye döner dönmez konuyla ilgili kişilerle görüşerek onların da fikrini aldım. Bu proje tamamlandığı zaman Türk Kültür Tarihine büyük bir katkıda bulunacağımızı düşünerek çok heyecanlandık ve hemen çalışmalar başladık.

Santiagoda bulunduğum 7 gün boyunca bu proje ile ilgili detayları öğrenmeye çalıştım. Bu konuda Şili Kültür Bakanlığında Ulusal Sanatkârlardan sorumlu koordinatör olan arkadaşım Patricio Cerda ve uzman Rodrigo Martínez bana bu konuda inanılmaz yardımcı oldular. Bu iki kişi ile oluşan değerli dostluğumuz, aslında iki ülkenin birbirine ne kadar yakın olduğunu anlamamıza neden oldu. Birbirine mesafe olarak uzak bu iki ülkenin kültürel benzerlikleri bizleri çok şaşırttı. Yemek kültürümüzden aile kültürümüze kadar birçok yakınlıklarımızı keşfettik. Köklerimizin nerede buluştuğunu düşünmeye başladık… Benzeri değerlere sahip olmak, aynı şeylere gülmek… Çok güzel… Eminim, bu işbirliği her iki tarafa da çok şeyler öğretecek.

Şili de bulunduğum dönemde ortak geçmişimize ait şaşırtıcı bilgiler ile karşılaştım.

Dünyanın öbür ucu sayılabilecek Şili de tanıştığınız bazı insanların aslında Türkiye’den olduğunu öğrenseniz ne hissederdiniz? Santiago da tanışacağınız insanlardan bazıları, dedelerinin Türkiye doğumlu olduğunu söylediğinde ne düşünürsünüz? Ya sizinle diyalog kurarken Türkçe konuşmayı tercih ettiklerinde… 1800'lerin sonlarında başlayan ve İkinci Dünya Savaşı yıllarına kadar devam eden bir göçün günümüze ulaşan hikâyesi bu. Osmanlı Devleti'nin pasaportu ve nüfus kâğıdıyla yeni vatanlarına yerleşen Türk Yahudiler…

Resmi rakamlara göre Şili de yaşayan Sefarad Yahudilerinin rakamı 4 bin civarında. 1492'de İspanya'dan kovulduktan sonra kendilerine kucak açan tek ülke olan ve yüzyıllarca sancağı altında huzur içinde yaşadıkları Osmanlı'ya büyük minnet duyan Sefaradiler, neden yüzyılın başında Güney Amerika'ya göç etti?

Bu sorunun farklı cevapları var; ancak temel gerekçeleri üç başlık altında özetlemek mümkün: Savaş şartları, yoksulluk ve Nazi tehdidi. Tercihin Güney Amerika olmasının sebebi ise bu ülkelerde İspanyolca konuşulması ve ekonomik imkânlar. İspanya kökenli Sefaradiler göçten önce de zaten bu dili konuşuyordu.

Şili'de yaşayan Sefaradilerden biri, "İkinci Dünya Savaşı yıllarında bölgenin süper gücü bu bölgeydi. O açıdan bizim için bu topraklar çok cazip bir göç alanıydı." diyerek, Güney Amerika tercihinin altında yatan gerçeğe dikkat çekiyor. Şüphesiz o dönemde Nazi Almanyası ve Mussolini İtalyası'nın etkisini de unutmamak lazım. Bulgaristan sınırına dayanan Alman Ordusu'nun, İstanbul'u da işgal ederek bütün Yahudileri yok edeceği haberlerinin göçleri hızlandırdığı da bir gerçek.

Sefaradilerin hemen hepsi Osmanlı hayranı. Yüzyılın başına kadar, hayat tarzlarına ve inançlarına büyük saygı gösteren Osmanlı'yı unutmuyorlar. Dedelerinden kalan Osmanlı pasaportları ve Osmanlı nüfus kâğıtlarını özenle muhafaza ediyorlar.

Bu ailelerin göç sebebi daha çok ekonomik sıkıntılar. "Babam ve dedem buraya geldiklerinde kendilerine küçük bir Türkiye kurmuşlar." Diyor bir Sefarad. Türk yemekleri ile büyümüş. Baklava, kadayıf, sarma halen çok iyi bildiği lezzetlerden. Üçüncü nesle ulaşılmasına rağmen Türkiye'den kalma alışkanlıkların devam ettirildiğini söylüyor.

Şili'de yaşayan Yahudi cemaatinin başında ailesi Türkiye kökenli işadamı S. Mizrahi var. Santiago'daki müzede, göç yıllarına ait dokümanlar bulunuyor. O yıllarda Sefaradilerin Osmanlı vatandaşı olduklarını gösteren nüfus kâğıtları, devlet arması, Türk işi el örgü örnekleri ve nargileler burada sergileniyor. S. Mizrahi, İstanbul'da doğmuş ve 3 yaşındayken ailesiyle Arjantin'e gelmiş. 6 yıl orada yaşadıktan sonra Şili'ye taşınmışlar. Halen Şili Birleşik Sefaradiler Derneği Başkanı.

Bütün Sefaradiler gibi o da kendi cemaatinin göç hikâyesini anlatırken, İkinci Dünya Savaşı'nda yaşanan Alman korkusundan bahsediyor: "Almanlar gelecek İstanbul'u da alacak diye haberler alıyorduk. Bu cemaati ciddi şekilde tedirgin etti. Birinci Dünya Savaşı'nda da Osmanlı Almanlarla birlikte olduğu için yine benzer bir durum olabilir korkusu ile Güney Amerika'ya göç ettik. Babalarımız Arjantin'e gözyaşlarıyla geldi ve geri dönemedikleri için hep acı çekti." Mizrahi, Şili'deki Türkiye büyükelçiliği ile yakın ilişkileri olduğunu, yeni gelen elçilerle tanışmayı gelenek haline getirdiklerini söylüyor.Mizrahi'ye göre, Şili'de Yahudilere yönelik bir ayrımcılık yok ve şu anda üç büyük Yahudi grubundan Seferad bakanlar bile var.

İstanbul’da halen 20 bin civarında Yahudi yaşıyor. Bunların %96’sı Seferadi. İbranicede Seferad ‘İspanya’ demek. Dünya’daki İspanya ve Portekiz kökenli Yahudiler için Seferad ifadesi kullanılıyor.

Şimdi düşünüyorum da aslında Şili kültürü bize hiçte uzak değil…Ülkemden binlerce kilometre uzakta yine ülkemde gibiyim… Bu çekim gücü 2 ay sonra tekrar Şili’ye gitmem için bir neden yarattı ve 17 günlük bir çalışma için kendimi Santiago Foresta Hotel’ de buldum…

 
Toplam blog
: 11
: 921
Kayıt tarihi
: 27.05.07
 
 

1967 İstanbul doğumluyum. Bir kamu kuruluşunda görev yapıyorum. Mesleğim gereği sanatla, insanla ve ..